23 Ekim 2017 Pazartesi

2015 Manifestosu


Murad Karabulut
Murad Karabulut
Ankara Üniversitesi

Bugün, dün bugünü düşünenlerin ise

Yarınlar bizimdir!

Yeni Yılda;

Senenin ilk doğumunu yapan anneye giden bakanın, kara çarşaflar içinde arka plana atılan kadının önünde pişkin pişkin sırıtarak “Annelik en büyük kariyerdir” demesine,

Yapılan torpiller canlı yayında sorulduğu zaman ayetlerle akrabaların önüne dini bir set çekilmesini ve buna karşı çıkıldığında “Yoksa sen Allah’a inanmıyor musun?” diyerek savunma yapan vekile,

Liselerde daha hayatı yeni yeni anlamaya çalışan gençlerin yaşam koçluğunu imamların yapmasına,

Camiye gelen insanların dini duygularını sömürerek cuma hutbelerinde “Erdoğan’ı eleştiren tweetler atmayın” diyen imama,

Atanamayan bu kadar öğretmen varken vaizlerin maaşlarının öğretmen maaşlarını geçmesine,

Karanlık bir sokakta dövülerek öldürülen on dokuz yaşındaki bir gencin davasının uzatılıp; Erdoğan’a “Hırsız”, ”Katil” diyen insanların davalarının anında açılmasına ve sonlandırılmasına,

Asgari ücretin “KAÇAK SARAY”’ın içindeki bir bardağın fiyatından düşük olmasına,

Madende ölen işçinin babasının uzay çağında(!) yırtık, lastik ayakkabı giymesine,

Heteroseksüellikte çapkınlık homoseksüellikte sapkınlık olarak belirlenen heteronormatif ahlak anlayışı üzerinden dışlanan, ötekileştirilen Trans bir bireyin intihar etmesine,

İşçilere iş yerlerinin mezar yapılmasına,

Koruların, plajların, zeytinliklerin imara açılıp yandaş şirketlere peşkeş çekilmesine,

Doğu’daki şeriatçı çetelerin halkın üzerine salınmasına,

Dersim’i ağzından düşürmeyen hükümetin Roboski gibi olaylara imza atmasına,

Bugünkü sistemin- siyasal İslamcı, kapitalist- kurucularından olan cemaatin basın organlarına yapılan müdahalenin “Özgür medya susturulamaz” adı altında yutturulmaya çalışılmasına,

Öğrencilerin yurtlarda, üniversitelerde, kişisel sosyal ağlarındaki paylaşımlarına kadar tek tek fişlenecek bir komisyon oluşturulmasına,

17,25 Aralık yolsuzluk davalarının soruşturulması için oluşturulan komisyonun davayı Yüce Divan’a göndermemesine,

17,25 Aralık mahkeme kararı ile dinlenmiş telefon tapelerinin imha edilmesine,

17 Aralık’ta el konulan paraların faiziyle iade edilmesine,

Bilal’in Harvard’dan diploma aldıktan sonra Harvard’ın hala en iyi üniversitelerden birisi olduğu iddialarına,

Suriyeli muhaliflerin Türkiye’de eğitilip, donatılarak tekrar Suriye’ye gönderilerek uluslararası hukuk suçu işlenmesine,

Sırf sizinle aynı düşünmüyor ve endüstriyel futbolun öznesinin insan olduğunu hatırlatıyor diye bir taraftar grubuna darbeye teşebbüsten dava açılmasına,

Kadınların emeğinin sömürülmesine ve şiddet görmesine,

Ülkede bu kadar dinci gerileşme yaşanırken, hak talebindeki insanlar sokakta öldürülürken, trans bireyler intihar ederken, kadınlar öldürülürken, işçilere iş yerleri mezar edilirken, zeytinlikler bir gecede talan edilip, doğuda şeriatçı çeteler halkın üzerine salınmışken, hiçbir şey söylemeyen ama en küçük bir Orhan Pamuk protestosunda sayfalarca yazı yazarak akademisyenliğini kanıtlamaya çalışanlara,

Son olarak Aliağa’da 10 tane termik santral yapılmasına,

KARŞIYIM!

Lakin anlamak çözmeye yetmez!

Yeni yılda bir adım ileri!

Not: Bu yazıdaki olaylarla ilgili hiçbir istatistik veri kullanılmamıştır. Çünkü bir insanın hayatının haksız şekilde elinden alınması bile bize bu satırları yazma cesaretini göstermelidir.