20 Kasım 2017 Pazartesi

29 EKİM’E GİDERKEN


Berat Karaaslan
Berat Karaaslan

İstanbul Üniversitesi


Tarihi bir süreçten geçmekteyiz. Emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçisi olan Osmanlı hanedanının sömürüsüne karşı verilen bağımsızlık savaşının sonucunda, 1923 yılında kurulan Cumhuriyetin devletten tamamıyla dışlandığı, tasfiye edildiği ve temsil dahi edilmediği bir dönem içerisindeyiz. Bu yazıda ülkemizin siyasal hayatı açısından önemli olan bu hadiselerin bugünlere uzanan sonuçları üzerinde duracağız.
Cumhuriyet devriminin ortaya çıkarmış olduğu yeni toplumsal düzen, hayat ve kültürün karşısına yurttaşlığı benimsemeyen, anayasal modern düzene uyum sağlamayan kulluk ve saltanat sevdalıları da ortaya çıkmıştır. Topraklarımızın, siyasi hayatımızın uzun bir süredir Karşı devrimci bir kuşatma altında olduğu, tarihsel ilerici birikimlerimizin kökünün kazınmaya çalışıldığı bir süreci de aynı anda yaşamaktayız. Özellikle kökü Jöntürk hareketine kadar götürülebilecek olan bu hesaplaşma başta diktatör Abdülhamidlere karşı İttihatçıların, Vahdettin ve kukla İstanbul hükümetine karşı Mustafa Kemallerin daha sonra, ülkesini, emperyalizmin simgesi 6. filoya ve yerli iş birlikçilerine karşı bağımsızlık şiarıyla savunan Denizlerin ve bugün AKP/Saray rejimine karşı direnen halkın hesaplaşmasıdır. Özellikle 12 Eylül sonrası devlet ve toplumsal alanda yükselişe geçmiş ve 2002’den günümüze kadar uzanan AKP iktidarlarıyla kendini artık iyice ortaya koyan gerici Cumhuriyet düşmanı ideoloji yaşamın her alanında 29 Ekim’in içini boşaltmış 1923 devrimini itibarsızlaştırmaya çalışmış ve karşısında kendi gerici özlemlerine uygun bir tarih yazımı ortaya koymuşlardır. Cumhuriyet değerlerini hiçe sayan, gerici ideolojisini her alana yaymaya çalışan AKP iktidarı karşısında gençlik olarak topyekun Mustafa Kemaller gibi bağımsızlık ve laiklik mücadelesi verilen bir dönemdeyiz.
Bu tabloda artık 29 Ekim, bizce anılacak, kutlanacak bir durumda değil aksine savunulacak bir mevzi, kavgası verilecek, geri alınacak bir alan haline gelmiştir. Bugün Cumhuriyeti savunduğu iddiasındaki bir takım öznelet, Cumhuriyet düşmanlarıyla birlikte etkinlikler düzenlemekle meşgul olurken, gençlik ilerici, devrimci bir cumhuriyet için ayağa kalkmıştır. Bunu bugün liselerde gerici ve yandaş müdürlerine sırtını dönen gençlerden, kampüsüne kayyum ve yandaş rektörleri sokmayan üniversitelilerden somut bir şekilde görmekteyiz. Bugün AKP karşıtı mücadele, emperyalizme karşı verilen devrimci Cumhuriyetçi bir mücadeledir. Gençlik, Cumhuriyetin senede bir gün kutlanılarak rafa kaldırılacak bir şey olmadığının farkındadır ve Cumhuriyeti, muarızları ile aynı safa gelip savunduğunu iddia edenlere bırakmayacaktır.
Bugün sözde aydınlıkçılara karşı aydınlığı, sözde Cumhuriyetçilere karşı Cumhuriyeti savunma günüdür. Bizim savunduğumuz Cumhuriyetin mayasında emekçi halkın alın teri vardır. Okullarından KHK’lar zoruyla atılan akademisyenlerimiz Cumhuriyetin yüz akıdır. Gençliğin Cumhuriyet kavgasında gericiliğe, ırkçı faşizme karşı toplumsal, kültürel, eğitim her alanda laik, ilerici ve devrimci bir misyon vardır. Cumhuriyeti savunmak, imam nikahının meşrulaştırılmasıyla çocuk gelinliğin önünü açanlara karşı kadınların, varlık mücadelesi veren lgbti bireylerin, kampüslerde sokaklarda gericiliğe karşı hayır diyen tüm halkın devrimci vazifesidir.
Son kertede emperyalist orduların işgalini, tüm iç hainlerin ihanetine rağmen kırmış bu halkın kurduğu Cumhuriyeti savunmak ve 1923 devrimini daha ileriye götüren devrimci bir Cumhuriyeti kurmak zorundayız. AKP İktidarının her geçen gün Cumhuriyet değerlerine ve ekmek, su kadar ihtiyaç duyduğumuz laikliğe saldırılarını artırdığı şu günlerde Cumhuriyet savaşının yükü bizlerin üzerindedir. İstiklalini güç bela kazanan bu halk hürriyet kavgasını da hapse atılan aydınlarıyla, hakkını arayan tüm muhalif kesimleriyle kazanacaktır. Bu savaşta, taraflar arası çizgi/rota hesabı yapmadan örgütlü ve kararlı siyasetiyle gençlik, en ön planda olacaktır. Bu kavga 1968 yılında Amerikan 6. Filosunu tam bağımsızlık şiarıyla denize dökenlerle, 6. Filoyu kıble edinenlerin kavgasıdır.
Gençlik, 29 Ekim’e giderken bu parolayla hareket etmeli ve hürriyet kavgasında bayrağını elden düşürmemelidir. Çünkü bu ülkenin gençleri, ilhamını ülkesinin bağımsızlığı için rütbelerini sökenlerden ve tam bağımsızlık uğruna darağacına gidenlerden almıştır.
Bu tabloda 29 Ekim hürriyet kavgasının önemli bir safhasıdır. Bu parola ile ilerici, aydın ve laik bir Cumhuriyeti kuracağımız günlere olan inancımızı sürdürüyoruz.