Akadlı Sargon’dan Barrack Obama’ya uzanan yol

Günümüzde emperyalizmin en somut hali kapitalizmin ulaştığı en yüksek seviyedir. Bunun en basit anlatımı da bir ülkenin sermayesi tarafından üretilen ürün, ülke pazarından ki talepten daha çok ise elde ki ürünü çıkartmak için, başka ülkenin pazarı üzerinde egemen olup, ürününü ihraç etmektir. Başka ülke üzerinde egemen olmaz ise, malını satamadığı için ya kapitalizmin değiştirilemez sorunu olan ekonomik kriz ortaya çıkar, yada birinci ve ikinci dünya savaşında olduğu gibi bir paylaşım savaşı. Lenin’in en yüksek aşama olarak bahsettiği Marx’ın Artı-Değer kuramında yıllar öncesinde gördüğü Emperyalizm’i en kısa şekliyle böyle anlatabiliriz.
Emperyalizmi günümüz için yukarıdaki anlatım ile açıklayabiliriz ama emperyalizmi tarih boyunca çok farklı şekiller içinde de görmekteyiz. Büyük imparatorluklar yaratmış. Büyük savaşlara neden olmuştur. Emperyalizm üzerine araştırma yaparken dünya tarihi boyunca en çok Emperyalist müdaheleye uğrayan yer neresi diye baktığımız karşımıza çıkan yer ise hiç şaşırmayacağımız bir şekilde Suriye’dir.
Tarih boyunca Suriye’ye dış müdahale eksik olmamıştır. Bu yazı da bugün bile hala sürmekte olan Suriye halklarına ve bölgeye olan Emperyalist müdahaleyi, geçmişten bugüne kadar olan sürecini kronolojik olarak ele aldım.
İlk yaşam
Suriye’de yerleşim ilk M.Ö.4800 olarak tahmin edilir. Şam kenti içinde ve çevresinde yerleşim izleri bulunmaktadır. Bir siyasi yapının varlığı yoktur. Natufien kültürü olarak bilinen avcı ve toplayıcı insan grupları yaşamaktadır. M.Ö.2240 yılına geline kadar bu süreç devam etmiş ve tarihte ilk müdahale gerçekleşmiştir.
Akadlar
Kurucu Sargon tarafından M.Ö. 2725 Akadlar sami kökenli (Güney Arabistan) olup zaman içinde kuzeye Mezopotamya’ya çıkıp Sümer devleti içinde var olmaya çalışmıştır. İlk zamanlar şehrin içine alınmasalarda zamanla işçi olarak şehre alınmış, başladıkları örgütlülük ile Sargon önderliğinde şehri ele geçirip İmparatorluk yolunda ilerlemiştir. M.Ö.2240 yılına gelindiğinde ise Suriye’yi ele geçirmiştir.
Amuriler
M.Ö 2000-1750 yılları arasında Mezopotamya’daki Kaldelilerin egemenliğinden sonra Suriye’ye gelen Amurililer siyasi boşluktan yararlanıp, bölgeyi ele geçirmiştir.
Yamhad Krallığı
M.Ö.1750-1500 yılları arasında ise Halep merkez olmak üzere Suriye üzerinde Yamhad Krallığının egemenliği kurulmuştu. Kısa sürede bölgenin kuzeyine akınlara geçen Yamhad krallığı Mezopotamya üzerinde ve Akdeniz kıyılarında gücünü attırma arayışı içine girmiştir. İmparatorlukların paylaşım mücadelesinde Hititlerle savaşan Yamhad krallığı I.Hattuşili tarafından yıkılmıştır. Zaman içinde Hititlerin zayıflamasından ve Hititlerin egemenlik alanının Anadolu olmasından dolayı oluşan siyasi boşluktan Hurri-Mitanni birleşmesinden Mitanni devleti çıkmıştır.
Mitanni Devleti

M.Ö. 1400’lere gelindiğinde, bölgedeki Hititlerin gücünü yitirmesinden doğan siyasi boşluğa Hurri ve Hint-Avrupa asıllı Mitannilerin birleşmesiyle Minnati devleti yaratılmış ve bölge üzerinde egemenlik yarışı tekrardan kızışmıştır. Mintani devleti M.Ö. 1300 yıllarda ise Hitit ve Asurluların saldırısıyla yıkılmış. Hititler tekrardan bölgede hakim olsa da bu dönem bölgede egemen olmak isteyen bir başka güç ise Mısır olmuştur.
Hitit-Mısır savaşı
M.Ö.1286 yılında Hititler ve Mısırlılar arasında büyük bir savaş gerçekleşmiş. Tarihin ilk yazılı anlaşması olarak sayılan Kadeş antlaşması bu savaş sonrası imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre Kuzey Suriye Hitit egemenliğine, Güney Suriye Mısır egemenliğine girmiştir.
Arka arkaya gelen savaşlar
M.Ö. 1000- 800 arasında Hititlerin gücünü yitirmesi ile bölgede Aramilerin egemenliği oluşmuş. M.Ö. 800 yılında bölgede Asurlular gücü ele geçirmiş. M.Ö.612’de İran kökenli Medler tarafından Asurlular yıkılınca, bölgede Babil egemenliği başlamıştır. M.Ö. 540 yılına gelindiğinde Persler, Babillilerden bölgeyi almış. M.Ö.333’te Makedonya’dan gelen Büyük İskender tarafından bölge tamamen ele geçirilmiştir.
Roma ve ardından Bizans İmparatorluğu
M.Ö.64 yılında bölge uzunca bir süre devam edecek olan Roma İmparatorluğu’nun egemenliği başlamış.Kavimler göçü ile Roma imparatorluğu parçalanınca Doğu Roma yani Bizans bölgenin egemenliğini ele geçirmiş ve yönetimi altında tutmuştur.
İslamiyete kadar Doğu Roma’ya bağlı devletler
Nabatiler (M.Ö. 300-105) : Lut gölü sahilinde yaşayan Nabatiler, Endomilerin ülkesi ve gölün güneyinde bulunan Başkent Petra’yı ele geçirdikten sonra hızla büyümüş. Sınırları kuzeyde Şam’a kadar gelince , Roma’nın çıkarlarına ters düşmüş Roma tarafından yenilgiye uğratılıp, bağımsızlıkları alınarak Roma’nın eyaleti yapılmıştır.
Tedmürlüler (M.Ö. 0- M.S.272): Bugünler de İşid’in elinde bulunduğu için sıkça duyduğumuz Palmire antik kenti Tedmürlülerin merkeziydi. Grek tarihçiler Tedmürlülere Palmira ismini vermiştir. Tedmürlüler de Roma’nın vasallığı gibi yaşamış. Bölgede sömürge halinde kalmıştır.
Hireliler- Gassaniler savaşı ve Emperyalist devletler
Özellikle 5.yy’da bölgede egemenlik savaşı veren iki büyük güç vardı. Birincisi Bizans’tı ve Gassaniler Bizansın bölgedeki piyonu konumunda idi, İkinci güç ise Sasaniler’di aynı şekilde Hireliler’de Sasaniler’in piyonu durumunda idi. Sasani ve Bizans bölge için açıktan pek bir savaşa girmemiş. Piyonları üzerinden bölgede hakimiyet sağlamaya çalışmıştır. Hireliler ve Gassanililer arasında savaş hiç eksik olmadığı gibi dönem dönem Bizans’ın Gassani’ye, Sasaniler’in Hireliler’e müdahale edip dizginlerini ellerinde tutmaya çalıştığı da görünmüştür.
İslam sonrası Suriye’deki hakimiyet savaşı
634 yılında Halid Bin Velid tarafından Suriye ele geçirilmiştir. 660 yılında Emevi hakimiyeti altına girdiğinde Arap kimliğini ön plana çıkartmaya başlamıştır. Bu dönemde Şam kenti, Emevi halifeliğinin başkenti olmuştur. Emevililer, Abbasiler tarafından yıkıldığında Halifelik Bağdat’ta geçmiştir. Abbasiler döneminde islamiyete geçişi başlayan Türkler, kısa zamanda İslamiyette etkili güç haline gelmiş, bölge de hakimiyetini arttırmıştır. Tolunoğulları’nın Mısır’ı yönettiği zamanlarda zayıflayan Abbasililer yönetiminde zorluk çektiği ve Hristiyan saldırılarının yoğunlaştığı Suriye’yi Tolunoğulları hakimiyetine vermiş. Bölgenin yöneticisi Tolunoğullar vasıtasıyla Türkler olmuştur. Tolunoğulları’nın yıkılmasıyla, 905 yılında Kuzey Suriye Hamdeliler’in, Güney Suriye İhşidiler’in egemenliğine girmiş. 970 yılında ise Fatimiler bölgeyi ele geçirmiştir. 1171 yılında ise Selaheddin Eyyübi tarafından Fatimiler yıkılmış, Suriye ve Mısır’da Eyyübi Devleti kurulmuştu. Ardından Moğol taaruzları tarafından parçalanan Eyyübilerinin bozulan otoriteden Türk devleti olarak kabul edilen, Memlük devleti çıkmış 1260’ta Sultan Baybars tarafından Ayn Calut savaşında Moğollar yenilgiye uğratılmış ve bölgede Memlüklülerin hakimiyeti başlamıştır.
Osmanlı İmparatorluğu dönemi
Osmanlı padişahı 1.Selim tarafından 24 ağustos 1516 yılında Mercidabık savaşıyla bölgede Memlüklü hakimiyetine son verilmiş. Bölge Osmanlıların kontrolüne geçmiş ve dört asır boyuncada böyle devam etmiştir..
1798’e gelindiğinde Fransız ordusunun Napolyon Bonopart liderliğinde bölgeye bir işgal girişimi olmuş, bu girişim başarıya ulaşamamıştır. Özellikle 18.yy’dan sonra çalkantılı dönem geçiren Osmanlı’da bölge her daim krizlere gebe olmuş. Sıklıkla isyanların yaşandığı bölge haline gelmiştir. 1918 yılına gelindiğinde Araplarında desteği ile İngilizler bölgeyi işgal etmiştir. Birinci dünya savaşının itilaf devletlerinin San Remo konferansında Sykes Picot anlaşması ile bölgede 25 yıl sürece Fransız mandası kurulmuştur.
Fransız Mandasından Baas’a geçiş ve Darbeler dönemi
İkinci dünya savaşı sonra, 1944 yılına gelindiğinde Sovyetlerin yoğun baskısı ile Suriye üzerindeki Fransız mandası kaldırılmış. Suriye tarihi boyunca ilk kez Sovyetlerin desteği ile bağımsız devlet olma yolunda adım atmıştır. Baas ile birlikte Milli bütünlüğünü oluşturmaya başlayan Suriye’de Emperyalist müdahale geçikmemiş. Cia desteği ile 30 mart 1949’da General Hüsnü Zaim liderliğinde ilk askeri darbe ile darbeler dönemi başlamış. Bugünde sürmekte olan ABD’nin bölgedeki hakim olmak için yürüttüğü Emperyalist müdahaleler ile siyasi krizler bölgeden hiç eksik olmamıştır. Hala da bildiğimiz gibi İŞİD ile bölgede emperyalist müdahaleler devam etmektedir.
Akadlardan günümüze kadar uzanan 4000 yılı aşkın süredir, Suriye coğrafyasındaki bu kan gölü aynı zamanda Mezopotomya’da en az Suriye kadar gerçekleşmiştir.Tarihi veriler bize en iyi yorumlamayı da sunmaktadır; 4000 yıllık bu kanlı tarihe baktığımızda şunu çok net bir şekilde görmekteyiz ki, bölge halkının tek bir arzusu vardır o da BARIŞ.
[divider style="solid" top="20" bottom="20"]
 
Kaynak: Ders notları

İlgili Haberler