AKP patladı. Sol ne yapacak?

[dropcap]C[/dropcap]uma günü Diyarbakır’da patlayan bomba önemli bir şeyin habercisiydi.
Pazar günü yapılacak olan genel seçimlerde AKP’nin de infilak edeceğini işaret ediyordu bomba. Sıkça söylediğimiz gibi, katiller iktidarı bizim gidişimiz öyle kolay olmaz mesajı geçiyordu herkese. Doğasına uygun olarak yine kanla…
Mesaj şimdilik karşılık bulmadı. AKP’nin seçim stratejisinin merkezine oturan “koalisyon dönemi” öcüsü gerçeğe dönüştü. MHP’nin dahil olduğu bir koalisyonu ya da dışarıdan destek olduğu bir azınlık hükümetini deneyecekler ilk iş. CHP ve HDP’nin seçimlerden hemen sonra verdiği mesajlar, 276 sayısına “transfer” ile dahi ulaşamayacak olunması bunun ya da Erdoğan’ın artık fazlasıyla kırılgan olan diktatörlüğü eliyle gidilecek bir erken seçimin dışında bir olasılığı zor kılıyor. Konuşulanlar arasında CHP+MHP hükümetine HDP’nin dışarıdan desteği de yer alıyor. Özellikle HDP’ye giden emanet oylar gerçeği nedeniyle HDP’nin bu olasılıktan kaçmasının zor olduğu açık. Ancak kaçak sarayın henüz yerli yerinde durması bu olasılığı en düşük ihtimal yapıyor. Hiçbir olasılıkta düzen siyasetinde taşlar yerine oturmuyor, oturamıyor.
Defalarca söylendiği gibi, her durumda Türkiye siyasetinde “kaotik” bir durum bizi bekliyor. AKP’nin muhtemel çözülüşünün açığa çıkacağı, yerine kimin geleceğinin belirsiz olduğu bir kaos dönemi… Patlamanın, kanın, faili meçhullerin bu döneme eşlik etmesi ise sürpriz olmayacak. AKP “küskünlerinin” kaostan bir merkez sağ parti çıkarma çabası, yalnızca Tayyip Erdoğan ve çevresini tasfiye ederek kalanı kurtarma arayışları çoktan başladı bile.
Bir paragraf da seçimin kazanan partisine, HDP’ye ayırmalıyız. HDP’ye sosyalist soldan veya düzen cephesinden gelen eleştirileri, bu partinin niteliğini bir kenara bırakarak söylersek başarılarının nedenini tek bir cümle ile özetleyebiliriz: HDP Türkiye siyasetindeki sıkışmayı görmüş, kendisini bu duruma çözüm olarak sunabilmiştir. Sıkışmanın iki boyutu vardır. Birincisi düzen aktörlerinin (emperyalizm, sermaye grupları, medya, burjuva siyasetçileri) düzeni koruyarak iktidardaki manyaklığı tasfiye etme isteği. İkincisi aynı sıkışmanın asıl mağduru konumundaki Türkiye halkının yobazlar iktidarından kurtulma arayışı. Kuşkusuz biz ikincisine odaklanacağız.
Solda çokça karşımıza çıkan bir hataya düşmeyeceğiz. Görev biçmeyen analizlerin entelektüel faaliyetin ötesine geçmediğini bilecek, analizden görevler çıkaracağız. Bugün görevlerimizi konuşma zamanıdır. FKF’nin önümüzdeki günlerde yayımlayacağı tezler, gençliğin ülkeye müdahale için sola önereceği gerçek bir strateji için bir başlangıç noktası olacak. Bu yüzden şimdilik yalnızca seçim sonuçlarının işaret ettiği görevlerle yetinelim.
1. HDP’nin stratejisinin bizim odaklanmamız gereken noktası Kürt dinamiğinden alınan güç ile cumhuriyetçilerin sorununa dönük geliştirdiği hamledir. Sol, tam tersini yapmalıdır. Cumhuriyet ve laiklik arayışını örgütlü kılarak alacağı güç ile Kürt sorununa dönük bir hamle geliştirmelidir. Sol, cumhuriyetçileri hızla örgütlemeli; önümüzdeki döneme gerçek bir güç olarak girmelidir.
2. Türkiye solunda bayrak tartışması tamamen bitirilmelidir. HDP’nin bayrak ve Mustafa Kemal hamlesi solun bu meselede içeriden yediği basıncı bitirmek için bir olanak olarak değerlendirilmelidir. Sol, bayrak konusunda daha önce yaptığı tespitleri hatırlamalı, ay yıldızlı bayrak bir daha tartışma konusu olamayacak bir biçimde sol tarafından kapsanmalıdır.
3. Türkiye’nin önündeki ilk ve en büyük kriz başlığı Tayyip Erdoğan’dır. Sol, aynı kriz başlığının emperyalizm ve düzen için de geçerli olduğu verisine dayanarak bu başlıktan kaçamaz. Siyaset bu anlamıyla basit bir şeydir. Erdoğan’dan kurtulma arayışına kim yanıt verirse o kazanır. Sırf bu yalın gerçek yüzünden bile sol, halkın bu arayışına düzenden daha önce yanıt vermek zorundadır. Erdoğan’ın bundan sonrasında atacağı adımlar halkta yalnızca tepki yaratmakla kalmayacak, seçim sonuçlarından gelen özgüvenin de etkisiyle fiili eylemlere dönüşme potansiyelini de barındıracaktır. Sosyalist sol, sokak mücadelesine öncülük edecek yeteneğe hızla kavuşmalıdır.
4. Patlamaların, saldırıların devam etme olasılığı yüksektir. Provokasyonlara karşı uyanık olunmalı, provokasyonları boşa çıkartmanın yolunun geriye çekilmek değil; örgütlü bir topluma doğru ilerlemek ve her denemede düzenden bir parça koparacak araçlar yaratmak olduğu unutulmamalıdır.
5. Sol bu kaotik dönemin yarattığı olanaklar sayesinde kalıcı olarak yerleşeceği siyasal alanların yanı sıra fiziksel alanları da tespit etmeli; buralara kadro yatırımı yapmalıdır. Özellikle düzenin ekonomik, siyasal ve ideolojik krizinin bütünleşmesini ve şiddetlenmesini beklediğimiz bu dönemde titizlikle belirlenecek lokasyonlarda dayanışma ağlarına ayak basılmalı; merkezi siyasete etkin müdahalelerde bulunacak yerel güçler yaratılmalıdır.
6. Erken seçim olasılığı çok yüksek bir olasılıktır. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Solun bir daha “hazırlıksız yakalandık” bahanesine sığınma lüksü yoktur. Sosyalizm, mücadelenin alanlarından birisi olan seçim alanında da güçlü bir alternatif olarak yer almalıdır. Kendi bağımsız örgütlenme, siyasi seslenme ve ideolojik propaganda olanaklarını korumayı garanti altına almış bir solun, yeniden gündeme gelmesi muhtemel ittifak tartışmalarına cesurca müdahale etmemesi, tartışmanın eksenini belirlememesi için hiçbir neden yoktur.
7. HDP; SYRIZA ve Podemos gibi dünyada da yükselişte olan “radikal demokrasi” akımının bir parçasıdır. Bu akımla “bakın bunlar aslında reformist” denilerek mücadele edilemeyeceğini Yunanistan örneği ve Türkiye’de son seçimlerde kimi solcuların aldığı konumlanışın basiretsizliği açıkça göstermiştir. Mücadelenin yöntemi, ideolojiler alanında keskin sınırlar çekmekten; siyasette ise onun müdahale ettiği alanlara işçi sınıfı adına ondan daha iyi müdahale etmekten geçer.
8. Sosyalist sol, kapsayıcılık ve hızlı hareket etme yeteneği gibi önümüzdeki dönemin iki temel ihtiyacını birlikte karşılamak zorundadır. Görev tanımları boşluk bırakılmadan yapılmış, örgütlenme yeteneği yüksek olan yapılar kurulmalıdır.
9. Özetle solun önü açıktır. “Buz kırılmış, yol açılmıştır”.

İlgili Haberler