22 Nisan 2018 Pazar

AKP ve aldanmayan liseliler


Furkan Seyhan
Furkan Seyhan
İstanbul Üniversitesi - furkan.seyhann@gmail.com

Yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması ile birlikte AKP’nin eğitime yönelik yoğun saldırıları hız kazanmış durumda. Gençlik ile AKP arasındaki kavga, köklü ve tarihsel bir kavgadır, cumhuriyetin özünden gelme laik ve ilerici damara var gücüyle sahip çıkan gençlik, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de gericiliğin ve karanlığın hedefi olmaya devam etmektedir.

Özellikle cemaat ile arası açıldıktan sonra, bugüne kadar bulunduğu başarısız hamlelerin günahlarını cemaate yüklemesi, 15 Temmuz süreciyle bunu “kandırıldık” kampanyasına dönüştürmesi stratejik bir hamledir. AKP’nin kandırılmadığı, aksine cemaatle el ele verip bir ortaklığın meyvesini yediği iddiası, doğruluğunu geçmişte kanıtlamıştır ve sürekli yeniden kanıtlamaktadır. Cemaatin bir toplumsal ittifak aracı olarak AKP’nin toplumu gericileştirme politikasındaki payı gözlerden kaçamaz. Hali hazırda biz gençler için ise AKP’nin yeri geldiğinde cemaatleri gençliği hapsetmek, dogmalarla kuşatarak hareketsiz kılmak için kullandığı daima bilindikti, iktidarın ortaklık bozulana kadar cemaati “paralel” değil “aynı yolun yolcusu” olarak gördüğü daima aşikârdı.  Bugün baktığımızda AKP cemaatlere topyekun bir savaş içine girmemiş yalnızca gülen cemaatiyle hesaplaşmaktadır. AKP cemaatler olmaksızın toplumda pasif rıza üretiminin ötesine geçemiyor, ve toplumu yaratma-dönüştürme iddiasını gerçekleştiremeyeceğinin farkında, bu noktada cemaatler sürekli olarak  bir ittifak unsuru olarak kalacaktır. Ve bu toplumsal değişimi sağlamak için öncelikle ve en çok da gençliğe saldırmaya devam edecek.

AKP uzun bir süredir üniversitelere hamlelerde bulunuyor bunu gerek cemaatlerle gerekse cihatçı çeteler üzerinden yapıyor. Ama bu ülkedeki üniversitenin devrimci mücadele birikimini tüm bu girişimleri boşa çıkaracak kadar büyük ve sağlam olduğunun farkında.AKP üniversiteyi teslim alamadığı ölçüde kuşatarak güçsüz düşürmeye çalışıyor. Çünkü AKP nin üniversitelere yönelik tavrı bir toplumsal alan olarak üniversitelerin değerini düşürme olanaklarını kısıtlama ve toplum nezdindeki üniversite sempatisini kırmaya yönelik saldırılardan oluşuyor.

Bunun bir uzantısı olarak alttan gelen yeni kuşaklara dair hamleler yapıyor. 4+4+4 modelini getiriyor, proje okulları doğrudan bakanlığa bağlıyor, müfredattan bilime dair konular ayıklanıyor, imam hatiplerin sayısı her yıl artırılıyor.  En son hamlesi 15 Temmuz süreciyle ilgili yaptığı, okulların açılışında dağıttırdığı broşür ve izlettirdiği tanıtım videoları.

Kitapçıkları detaylı incelediğimizde, kendi andını koyduğu, kendini Abdülhamid ve Adnan Menderes ile ortaklaştırarak Cumhuriyet tarihini bir darbeler tarihi olarak sunduğunu görüyoruz. Ve bunu o kadar tutarsız ve cahilce yapıyor ki, Abdülhamid ile Menderes’i birer halk kahramanı olarak gösteriyor, liselilerin Cumhuriyet’in değerlerini çiğnemeye çalışanların kahraman olamayacağı gerçeğini bildiğini anlayamıyor.

Üniversitelilere göre “daha birikimsiz ve cahil” gördüğü liselilere yönelik saldırılar, Berkin’in cenazesindeki yüzbinleri bulan liseli kortejlerinde, YGS eylemlerinde ve elbette Haziran Direnişi’nde ve en sonda kendi bakanlığına bağladığı “kalburüstü” liselerin karanlığa sırtımızı dönüyoruz protestolarının tüm ülkeye yayılması ile cevabını bulmuştur.

Liseliler bugün yine aynı şekilde AKP’nin dağıttığı broşürleri okullarında çöp kutularına atması, içindeki resimleri değiştirerek karikatürize etmesi ve bu broşür ve videoların ülke çapında istediği etkiyi bulmaması gençliğin bir kez daha aldanmadığının en büyük kanıtıdır.

AKP ne kadar hamle yaparsa yapsın bu ülkenin liselileri, YGS eylemlerinden bu yana Cemaat-AKP ittifağına geleceklerini emanet etmeyeceklerini, bugün de bu sahte “kandırıldık” edebiyatı ile istenilen kalıba girmeyeceklerini her fırsatta göstermiştir. Okul kapanmadan önce “Karanlığa sırtımızı dönüyoruz” sloganı ile tüm ülkede liselerin AKP’nin istediği kalıba girmeyeceğini ve aydınlık Türkiye’nin teminatı olduğunu göstermiştir. Bugün bu enerji devam etmekle beraber daima yükselecektir.

Kendi kitleleri “kandırıldık” edebiyatına inanabilir ama ülke tarihine baktığımızda, gençliğin hiç aldanmadığını görürüz. Bunu da liseliler her fırsatta korkmadan göstermeye devam edecektir.