24 Eylül 2017 Pazar
a

Alanın Kalbi: Sloganlar


Merve Gizem Uğur
Merve Gizem Uğur
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

“Her şey bir gaz ve toz bulutuydu; sonra hayat başladı”

Anonim (Gezi Parkı, Haziran 2014)

Şu sıralar ülke gündemi ve dünya gündemi pek hareketli zamanlardan geçiyor. Adalet yürüyüşü ve sonrasında gerçekleşen 9 Temmuz mitinginin yansımaları hala daha yerel medyayı ve tabi ki sokak gündemini dolduruyor. Yerel basın ve mizah dergileri bu konu üzerine yazıp çizmeye ve söylemeye devam ediyor. Bunun dışında Almanya’nın Hamburg kentinde gerçekleşen G20 görüşmeleri de pek hareketli geçti doğrusu. Küreselleşme karşıtları, anti-militaristler, çevreciler ve tabi ki anti-kapitalistler G20 görüşmelerini protesto etmek için alanlardaydı. Türkiye’den alışık olduğumuz polis-protestocu sahnelerinin benzerlerini Hamburg sokaklarında da gördük. Yine aynı sokaklarda, G20 protestocularına açılan stadyumu ve küresel iktidara karşı direnişin en güzel hallerini de gördük.

En son G20, adalet yürüyüşü ve açlık grevleri sırasında gördüğümüz direniş pratikleri bana maziyi hatırlattı. Gezi olaylarından beri özel olarak Türkiye’de yaşayan insanların ne kadar politize olmaya başladığını düşünmeye başladım. Artık sokaklarda ya da medya vasıtasıyla pek çok eyleme denk geliyoruz. Bu eylemlerin kimisine bizzat katılıyor ve kitlelerle birlikte aynı sloganları atıyoruz. Bu katılım bazen fiziksel bir katılım olurken, kimi zaman da çağımızın süper imkanlarını kullanarak bu katılımı Twitter, Facebook ve İnstagram gibi sosyal medya mecralarında yine aynı sloganları tekrarlayarak sağlıyoruz. Twitter ve İnstagram gibi sosyal medya platformları bile derdimizi anlatmamız için bize 140 karakterle sınırlandırılmış alanlar veriyor. Anlayacağınız çağımız sınırlı kelimelerle yaşanılan bir çağ ve derdimizi kısa ve öz anlatmak zorunda bırakılıyoruz. Çağımız sloganlar çağı olmaya pek uygun bir çağ gibi duruyor. Bir yere ait olmanın o düzenli keyfi de bambaşka tabi.

Şimdi geri dönüp baktığımızda Gezi olaylarından bize kalan ne kadar çok pankart, duvar yazısı, afiş var. Ne kadar çok insan yazı ile duvarlara, afişlere içini dökmüş. İnsanlar yazılar ve kısa sloganlarla kendilerini yansıtmışlar alanlara. O duvar yazıları, pankartlar ve afişlere geri dönüp bakıldığında tüm o görsellerde alanın kalbini görebiliriz. Geziden bize kalan en büyük miraslardan biri de tüm o görsellerde yatıyor aslında, alanlardaki insanlar o süre zarfınca doludizgin üretmeye devam etmişti. Olaylardan sonra da, bu doludizgin üretim devam ediyor. Bu üretimin temelinde de tekçi ve egemen akla karşı belirli bir tavır alış yer alıyor. Kimse kimsenin gölgesinde kaybolmaya razı değil artık. Gezi bize var olmaya çalışana alan açmayı, gerektiğinde, biraz öteye çekilme inceliğini göstermeyi öğretti. Bu da temelde egemen akla karşı olan direnişin alanını genişletiyor.

Velhasılıkelam bu girizgâh ile politize bir dünyada yaşadığımızın ve çevremizde olup bitenlere karşı artık ilgisiz ve tepkisiz kalmadığımızın yani “apolitikliğin” artık yalan olduğunu kısaca anlatmaya çalıştım. Düşüncelerin ve ağızlardan çıkan sözlerin de bir enerjisi ve dönüştürme gücü vardır. Bu bağlamda sloganlar da hikmeti kendinden meçhul iktidarlara karşı koymanın, bu iktidarlara karşı duruşumuzun ve aidiyetimizi sağlamanın birer aracıdır. Toplum da salt belirli bir nüfus oluşumu değildir. Toplum bir inşadır. Toplum kendini söylemler ve eylemlerle inşa eder ve kendini diğer toplumlardan ayırır. Occupy, Arap Baharı,

Öfkeliler, Atina’daki Syntagma Meydanı, Kağıtsızlar Hareketi, Gezi Parkı olayları vb. pek çok olayda da bu durum söz konusudur. Tüm bu olaylardaki söylemler ve eylemler o olaylara ait ve o olaylardaki kitlelerce üretilmiş, o kitlelere ait yeni söylem ve eylemlerin\pratiklerin oluşmasını sağlamıştır. Şimdi hep beraber dünyayı değiştirme ve dönüştürme gücü olan tarih içinde bugüne dek gelen birkaç slogana bakalım istiyorum.

*

1. No Pasaran!

1. Dünya Savaşındaki Verdun Muharebesinde Fransız General Robert Nivelle ve İspanya İç Savaşı’nda General Franco karşıtları tarafından kullanılmıştır. İlk hali “Ils ne passeront pas!” idi (geçemeyecekler). Ancak bu sloganı alanlara taşıyan isim İspanya İç Savaşı sırasında İspanya Komunist Partisi üyesi Dolores Ibarruri Gomez’in yaptığı “No Pasaran!” konuşmasıdır. Bu konuşmadan sonra slogan, alanlara inmiş ve pek çok ülkede kendi dillerinde “geçemeyecekler” olarak kullanılmıştır.

2. Smrt fašizmu, svoboda narodu!

Aslı Slovence olan bu deyiş, “Kahrolsun faşizm” ya da “faşizme ölüm, halka özgürlük” olarak çevrilmektedir. Bu slogan II. Dünya Savaşı kapsamındaki Yugoslavya Halk Kurtuluş Savaşı sırasında özellikle Yugoslav Partizanları olmak üzere Yugoslavya’daki tüm direniş hareketinin resmi sloganı olarak bilinmektedir. Bu slogan savaş sonrasında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nde ve dünya komünist hareketi tarihinde önemli bir yere sahip olmuştur.

Sloganın tarihçesine bakılacak olursa, Slogan Yugoslav partizanı Stjepan Filipović’in 22 Mayıs 1942’deki idamından hemen önce bu sözü söylemesinden sonra popüler hale gelmiştir. Filipović, idam edilmek üzere halat boynuna geçirildiğinde iki elini yumruk haline getirip “Faşizme ölüm, halka hürriyet” diye bağırmıştır. İdam sırasında çekilen fotoğrafla birlikte atılan bu slogan bugün hala daha faşizmle mücadele eden ülkelerin duvarlarında ve insanlarının dillerindedir.

3. Ein Volk, ein Reich, ein Führer

Türkçede “Tek Halk, tek İmparatorluk, tek Lider” anlamına gelen bu deyiş Nazi Almanyası’nın temel ilkelerinden biriydi. Adolf Hitler 1933’te iktidara geldikten sonra bu ilke ile hareket etmiştir. Kaderin cilvesine bakın ki bu deyiş maalesef hala daha işlevselliğini ve popülerliğini sürdürmekte. Bilmem tanıdık geldi mi? R. Tayyip Erdoğan bu deyişi bugün “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet İçin Evet” şeklinde kullanmıştı. Sanırım bu işin fıtratında bu var.

4. Arbeit macht frei

Yani “çalışmak özgürlük getirir” ya da “çalışmak özgürleştirir” anlamına gelen Almanca bir deyiştir. Aslında bu slogan, birçok Nazi toplama kampının girişinde yer almasıyla ün kazanmıştır. Bu slogan, 1933 yılında iktidara gelen NSDAP (Nazi Partisi) tarafından da kullanılmıştır. Almanya’daki pek çok kurumsal yapının girişinde sloganlar bulunmaktadır. Ancak bu slogan Nazi toplama kamplarının girişine Yahudiler ve diğer azınlıklar bu yazıyı her gün okuyabilsinler diye özellikle yazılmıştır. Bu slogan günümüzde geçmişteki kötü ünü yüzünden pek duyulmaz oldu.

5. Make love, not war

Dünyanın en yaygın sloganlarından biridir. “Savaşma, Seviş” sloganı, savaş karşıtları tarafından yaygın olarak 1963 ilâ 1973 yılları arasındaki Vietnam Savaşı ile kullanılmaya başlanmıştır. Temelde slogan çiçek çocuklar olarak da bilinen 60’lı yıllarda Amerika’da oluşan hippi hareketinin Vietnam Savaşına karşı kullandığı slogandır. Sloganın savaş kısmı Vietnam Savaşı içinken, seviş kısmı ise “cinsel devrim”i alanlara taşıyordu. Bu slogan salt 60 kuşağını etkisi altına almakla kalmamış günümüzde de popülerliğini ve işlevselliğini korumaktadır.

6. No War But The Class War

Türkçe çevirisi maalesef sıkıntılı olan bu slogan Türkçe’ye çevrildiğinde “Savaşa Hayır, Ancak Sınıf Savaşı” şeklinde okunmaktadır. Ama bu cümleyi topladığınızda, “Savaşa Hayır! Tek Gerçek Savaş Sınıf Savaşı!” şeklini almaktadır. Slogan anarşist ve komünist gruplar tarafından sınıf mücadelesini savunmak için kullanılmaktadır ve kapitalizm yani sistem karşıtlığını vurgulamak için kullanılmaktadır. Slogan ilk kez İngiliz sosyalist yazar Jim Allen tarafından I. Dünya Savaşı yıllarının anlatıldığı “Umut Günleri” adlı eserde 1975 yılında kullanılmıştır. Bu sloganla temelde siyasi olarak sınıf mücadelesinin önceliği savunulmaktadır.

7. Eş-şaab yurid ıskat’en-nizam

Sloganın aslı Arapçadır. İngilizcesi “People demand removal of the regime” dir. “İnsanlar rejimi devirmek istiyor” anlamına gelmektedir. Arap Baharı’nda, Tahrir Meydanı’ndaki kalabalıklarca kullanılan politik sloganlardan en bilinenidir. Bu slogan ilk olarak Yasemin Devrimi’nde kullanılmıştı. Ardından 2011 Mısır Devrimi’nde sıklıkla kullanılmaya başlandı. Mısır Devrimi’nde mitinglerde ilahi bir söylem olmakla birlikte duvarlara en fazla yazılan sloganlardandı.

8. Your heart is a weapon the size of your fist

“Yüreğin yumruğun büyüklüğünde bir silahtır” ilk olarak Filistin duvarına yazılarak ünlenmiş gerçek bir grafitidir. Artık bu grafitiyi her yerde bulabilirsiniz.

*

Yukarıda yer alan bu sekiz dünyaca ünlü sloganın dışında yine dünyaca ünlü, daha birçok slogan mevcuttur: – Better dead than Red – Bread and roses

– Give me liberty, or give me death! – Liberté, égalité, fraternité

– Workers of the world, unite!

Merak edenler için buraya birkaç tane daha önemli slogan bırakıyorum.

Yazımı bitirmeden önce belirtmeliyim ki kelimelerin gücü hafife alınmamalıdır. Kelimeler bizi bir araya getirebilir ve kelimeler değişimin anahtarı olabilir. Totalitarizm ve egemen iktidar aklına karşı “alternatifler” var ve bu alternatifler kelimeler ve bu kelimeler aracılığıyla ürettiğimiz sloganlar ve cümlelerle yayılacaklar. Yazımı William Shakespeare’in sevdiğim eserlerinden biri olan Hamlet’ den bir sahneyle bitirmek istiyorum:

Sahne II

Polonius: Ne okuyorsunuz efendim? Hamlet: Kelimeler, kelimeler, kelimeler!