Aydınlanma Bilgeleri: Tanör ve Tanilli


Büşra Ünver
Büşra Ünver
İstanbul Üniversitesi

 

Bülent Tanör

Eğitim gördüğü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan ve 1962 yılında aynı okulun Anayasa Hukuku Kürsüsü’nde göreve başlayan Bülent Tanör, Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmış; hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulan birçok eser yayımlamıştır.

Akademinin içine adeta sıkışmış diye nitelendirebileceğimiz, haksızlık karşısında susan hocalara karşın o; üniversitenin içinde öğrencilerine saldıran polisle de, baskıcı bir rektörle de mücadele etmiştir. Politik tutumu nedeniyle maruz kaldığı baskılar herkesin malumu olmakla birlikte Tanör, aynı zamanda akademik camiada da cüretkâr tavrıyla tanınmıştır. Politik konulardaki cesaretini ve doğru bildiğini savunan bir aydın olmanın bedelini üç kez görevinden alınarak ödemiştir.

12 Eylül darbesi gerçekleştikten sonra darbeciler önce YÖK’ü yaratmış, ardından 12 Mart darbesi sonrası çıkarılan 1402 sayılı sıkı yönetim yasasına bir ek madde koyarak üniversiteyi kendilerine hedef seçmişlerdi. Bu maddeye dayanarak Türkiye’nin en seçkin bilim insanları, en iyi akademisyenleri üniversitedeki görevlerinden uzaklaştırıldılar. 1402’likler diye bilinen bu isimler arasında Bülent Tanör ’ün de yer alması yukarıda çizdiğimiz profili doğrular bir örnek olabilir.

Bülent Tanör hocamız, üniversiteyi karanlığın pençesinden kurtarmak için akademiyi yozlaştıranların karşısında çabalayan öğrencilere bugün de yol gösteren olmaya devam ediyor.

Server Tanilli

1980’den önce Türkiye’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde “uygarlık tarihi” dersi veren Tanilli, 1976’da Uygarlık Tarihi kitabı dolayısıyla Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından yargılandı. Tanilli’nin mahkemede yaptığı unutulmaz savunmadan onun bir aydın olarak doğrunun, bilimin, aklın tarafında olduğunu ve bu doğrultudan bir adım dahi geri atmama kararlılığının en sade haliyle sözlere dökülmüş bir kesitini paylaşıyoruz:

“Çağına ve topluma karşı görevini yerine getirmiş bir hocanın huzuru içindeyim şu anda. Yazdıklarım yazılması gereken şeylerdi. Bugün yazmaya kalksam, -en azından- gene aynı şeyleri yazardım. Hiçbiri hakkında en ufak bir pişmanlık duymuyorum. Kalemimden çıkmış her cümlenin, -cümle ne demek- her kelimenin ve hecenin altında, entelektüel şeref ve haysiyetim yatmaktadır. İnsanım, hayatta dönebileceğim şeyler olabilir. Ama entelektüel şeref ve haysiyetimden – ölüm pahasına da olsa- dönemem.”

Attila İlhan’ın o yeni ve unutulmaz şiirlerinden birinin son mısraları geliyor aklımıza:

O sözler ki kalbimizin üstünde

Dolu bir tabanca gibi

Ölüp ölesiye taşırız

O sözler ki bir kez çıkmıştır ağzımızdan

Uğrunda asılırız.

Tanilli, mahkemelerin varlıkları sona erince de bir sivil mahkemede beraat etti. Beraatin arkasından 7 Nisan 1978 günü silahlı saldırıya uğrayıp, felç oldu. Bu olayın üzerine Uygarlık Tarihi’nin 1981 yılında yapılan baskısındaki ön sözde Tanilli şöyle diyor:

“O hengâmede bir şeyi açıkça öğrendim: Egemen sınıflar, resmi ideolojiyle oynanmasını hazmedemiyorlardı. Cesareti gösterenlere karşı da yapmayacakları yoktu ama ne olursa olsun kazanan bendim yine de. İlerici, demokrat, devrimci düşünce kısacası.”

Bu olayın ardından Fransa’ya gidip uzun yıllar Strazburg Üniversitesi’nde çalıştı. Uzunca bir tedaviden sonra 2000 yılında Türkiye’ye dönüş yaptı ve Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazıları yayımlandı.

Tanilli/Tanör’ü Anmak ve Anlamak

İstanbul Üniversitesi Toplumcu Hukukçular Kulübü, İstanbul Bilgi Üniversitesi Toplumcu Hukukçular Kulübü, Marmara Üniversitesi Bilimsel ve Sosyal Araştırmalar Kulübü (BİSAK) ve birçok okulda faaliyet yürüten İcab-ı Hâl Dergisi çevresi olarak 27 Kasım pazartesi günü saat 18.30’da hocalarımızı anlamak ve anmak için ortak bir etkinlik düzenleyeceğiz. 28 Kasım salı günü Zincirlikuyu Mezarlığı’nda saat 10.30’da Bülent Tanör’ün, 29 Kasım çarşamba günü ise Karaca Ahmet Mezarlığı’nda saat 11.00’da Server Tanilli’nin mezarını ziyaret edeceğiz.

Türkiye’nin bir yol ayrımında bulunduğu, halkın olduğu kadar aydınlarının da yapacaklarıyla aydınlık ve karanlığın savaşında tutacağı safların belirlendiği bu kritik günlerde doğru bildiklerinden bir adım dahi sapmamış, hukuksuz yargılamalara boyun eğmemiş, toplumcu hukuka yön veren bir miras bırakmış iki hocamız için bir anma programı düzenleyen genç hukukçular olarak amacımız; gerçeklerde ısrarın, doğruda durmada inadın örneği olan yolumuzu aydınlatan hocalarımızın mirasını öğrenmek ve bundan güç alarak kararlılıkla mücadeleye devam etmektir.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hâl sürecinde AKP iktidarının da ilk hedeflerinden biri üniversite olmuştur. OHAL bahanesiyle çıkarılan onlarca hukuksuz KHK’larla akademisyenlerimiz ihraç edilmiş, binlerce Eğitim-Sen üyesi öğretmen açığa alınmıştır. Haklarında adli bir soruşturma yürütülmeden, yargılama süreci işletilmeden, hukuki ilkelere dayanan bir hüküm verilmeden binlerce insan işinden olmuştur. Üniversitelerde muhalif öğrencilerin üretimleri ve faaliyetlerine engellemeler getirilmiştir.

Tarafların net olduğu ve içinde bulunduğumuz tarihsel uğrağın bizlere yüklediği sorumluluklar karşısında kendimizi savunmasında “İçinde yaşadığımız çağa ve topluma, bir bilim adamı gözüyle, yani objektif olarak baktım. Öyle olduğu içinde tarafsız kalmadım, kalamazdım. Evet, bir görüşün insanıyım. Bir bilim adamı olarak zaten böyle bir görüşün sahibi olmam gerekir.” diyen Tanilli hocamızın tarafında var ediyoruz.

AKP/Saray Rejimi darbecilerden aldığı mirası sahiplenirken bizler de korkusuzca doğrunun tarafında olan ve bunu savunmaktan bir an bile vazgeçmeyen hocalarımızın mirasına sahip çıkıyoruz. AKP/Saray Rejimi nasıl 12 Eylül darbesi karanlığını sürdürmeye çalışıyorsa biz de toplumcu hukukçular olarak hocalarımızın yolundan yürümeye, aydınlık bir üniversite, aydınlık bir ülke için mücadele etmeye devam ediyoruz.

Toplumcu hukukçular olarak Tanilli ve Tanör hocalarımızın izinde onlar gibi korkusuz, onlar gibi haksızlığın karşısında doğruda durmaktan bir an bile vazgeçmeden yürüyeceğiz. Onların direngen tutumunu miras bilerek sözümüzü söylemekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Server Tanilli’nin mahkemede söylediği son sözleri ben de bu yazının son sözü olarak bırakmayı tercih ediyorum fakat bu sefer cümleyi sizlere yöneltiyorum: Aydınlara, hukukçulara, öğrencilere…

“Sizleri, tarihin huzurunda, toplumun huzurunda sorumluluklarınızla baş başa bırakıyorum!”