23 Ekim 2017 Pazartesi

Bir tartışmanın özeti ve ilerisi: Halkçılık (1)


Murad Karabulut
Murad Karabulut
Ankara Üniversitesi

Halkçılık tartışması Can Soyer’in İleri Portal’da çıkan “Bir Tartışmaya Giriş: Halkçılık”[1] yazısı ile tekrar gündemimize girmiş oldu. Halkçılık tartışmasının özellikle bizim kuşağımız bakımından yeni gözükmekle birlikte hem yakın zamana hem de çok daha eskilere dayanan bir kökü var. Bu kökün izlerini geriye doğru sürmek ve günümüze gelerek elimizdeki olanaklar ve yeni imkanlarla halkçılığı tartışmak bu yazının amacını oluşturacaktır. Bu yazının amacı elbette sadece yazma eyleminin kendisi değil yapma etme anlamında harekete geçmeye de teşviktir.

Halkçılık, bizim tarafta, “sınıf bilincinin törpüsü”, “sınıf mücadelesinin unsurları üzerine, mevcut iktidarca halı gibi” örtülen ve “küçük mülkiyetçi grupların ideolojisi ve varlık manifestosu” anlamında “küçük bir burjuva hastalığı”[2] olarak görülüyordu. Özellikle Lenin’in Narodniklerle olan tartışmaları ve Türkiye’nin kuruluş döneminde Ziya Gökalp’in fikirlerinden etkilenerek oluşturulan sınıfsız bir toplum özleminde halkçılık yaklaşımları bu bakış açısının oluşmasında temel oluşturmuştur.

Çarlık Rusya’nın yıkılması ve Sovyetlerin kuruluşunda Lenin’in Narodnikler ile olan tartışmaları 80 sonrasında Türkiye’de Gelenek çizgisi tarafından da aynı şekilde sahiplenilmişti. Sınıf siyaseti ödünsüz bir şekilde yapılmalı ve halkçılık gibi sınıf siyasetini bulandırıcı siyasetlerin, özellikle Sovyetlerin kuruluşunda başat tartışma anlamında tarihsel bir zafer elde edilerek yanlışlığı kanıtlanmış siyasetlerin, izlenmesi asla kabul edilecek bir şey değildi. Yalnız Metin Çulhaoğlu’nun “ ’Popülizm’ Veya ‘Halkçılık’: Bir Kavramın Tarihsel Ve Güncel Uzantıları”[3] yazısı ile birlikte halkçılık konusunda başka bir bakış açısı geliştirilmeye başlanmıştır. Çulhaoğlu’nun bu yazısının Lenin’in Narodniklerle olan tartışmalarını da kapsayan halkçılık için en önemli tespitlerinden birisi Marksizim-Halkçılık ilişkisinde bir bakış açısı olarak “iki akımın zamandaşlık ilişkisi”[4]ne yapılan vurgudur. Çulhaoğlu Marksizm ve Halkçılık ilişkisini incelerken Çarlık Rusya’sında ve Avrupa’da bu iki akımın zamandaş olduğundan ama Türkiye’de halkçılığın önce gelişmiş olduğundan bahsetmektedir. Böylelikle “Marksizm halkçılığın çeşitli versiyonlarına kan kaybetmek durumunda kalmış” ve 80’den sonra sosyalizm ile halkçı damar arasında ilişkiler büyük ölçüde kopmuştur. Bu yaklaşım halkçılık tartışmalarında yeni bir bakış açısı getirmiş ve bugün yapılan Halkçılık tartışmalarının da erken bir başlatıcısı olmuştur.

Halkçılık kavramı Narodnikler ve Bolşevikler arasındaki keskin ayrımların belirticisi iken[5] “ister sistematik bir düşünce anlamında ideoloji, ister yığınların sahiplendikleri uçuşkan ideolojik motifler toplamı olsun, sosyalizmin düzlem ortaklığı bulması ve içine nüfuz etmesi gereken en yakın halka”[6] olarak Çulhaoğlu’nun yazısı ile Marksistler açısından tekrar düşünülmeye başlanmıştır.

Halkçılık Tartışmaları Yeniden

Halkçılık tartışmaları herkes için “ayrı” bir sebep ile tekrardan başlatıldı.” Kimine göre “genç devrimci kuşakların” bir “antikomünist yanılsamanın, masalın veya yalanın, yani plütokratların yoksul yığınları halkçı aydınlara, sosyalistlere karşı kullanma tilkiliğinin önüne nasıl geçeriz?”[7] sorusu ile başlamış ve “halkın arasında somut araçlarla var olamamak” yanlışlığına düşmemek için “ihtiyacımız ‘araçlar’ (lokaller, kültürevleri vb.) yaratmak ve sayısını arttırmaktır”[8] diyerek erkenden bitirilmiştir. Gelinen noktada bu lokallerin halkla bütünleşmek açısından bir olanak olarak mı kullanıldığı ya da halktan daha fazla kopma noktasına mı gelindiğini yine aynı “genç devrimci kuşaklar” değerlendirmelidir.

Deniz Yıldırım ise Halkçılık tartışmalarını 23 Nisan 2016’da yazdığı “Üçüncü Halkçı Demokratik Atılım”[9] yazısı ile tekrar gündeme getirmiş ve bir karşılık da yaratabilmiştir. Rıza Türmen’in “liberal sol”[10] bir tarzda yazdığı yazıdan sonra Özgür Mumcu da Cumhuriyet’teki köşesinde “Demokratik Geçiş” yazısında Deniz Yıldırım’ın halkçı demokratik atılım çağrısına destek vermiştir. Deniz Yıldırım’a göre üç tane halkçı demokratik atılım dönemi var.[11] Birinci olarak Osmanlı’nın son dönemlerinde 1908 Meşrutiyeti’nin açtığı yolda yapılmış ve laik bir Türkiye Cumhuriyet’i olarak sonuçlanmış halkçı demokratik atılımdır. İkincisi “Halkçı Ecevit” sloganında somutlanan ve “yükselen halkçı hareket ile emek hareketinin, sosyalist hareketin birleşik bir halk iktidarı seçeneği yaratması için uygunken, tren kaçırılıyor”[12] dediği ve 12 Eylül darbesi ile biten dönemdir. Üçüncü ise Saray Rejimine karşı şimdi tekrar yapılacak olan ve “taşerona, güvencesizliğe, iş cinayetlerine, topraksız mevsimlik tarım işçilerine, işsizlere seslenen bir sınıf içeriğiyle”, “yeni bir toplumsal sözleşme çerçevesinde” ve “yeni bir cumhuriyetin kurucu programı”[13] gibi işleyecek olan halkçı-demokratik atılım dönemi olan bugünlerdir. Deniz Yıldırım Türkiye’nin içine girmiş olduğu krizden “laiklik, yurttaşlık, kurucu meclis, halkçı kamucu bir ekonomik örgütlenme ve emperyalizme karşı bağımsız bir çizgi” doğrultusunda “halkçı, laik ve demokratik bir cumhuriyet”[14] ile çıkılabileceğini belirtiyor.

Can Soyer “Halkçılık tartışması ile aranan şeyin Türkiye’nin geçmekte olduğu kritik uğrakta Saray Rejimi karşısında militan ve devrimci bir mücadele cephesinin inşası”[15] olduğunu söylemekte ve Halkçılığı “sömürü, yoksulluk, güvencesizlik, piyasacılık, gericilik, yağma ve talan, şiddet, baskı, sansür, faşizm gibi (konu başlıklarını) buluşturup bütünleştirecek, ülkenin dağınık ve parçalı muhalefet güçlerini bir araya getirecek, ona renk ve karakter verecek, tutarlılık ve kararlılık taşıyan bir eter” olarak nitelendirmektedir. [16] Soyer, Halkçılığı Marksist bir siyasal program çerçevesine oturtulacak “en uygun yerin ve ilişkinin mülksüzleşme olduğunu”[17] söylemektedir. Soyer “mülksüzleşme üzerine bina edilen halkçı bir siyasetin süreklileşmiş bir mücadele tarzı”[18] olacağını düşünmektedir. Bu anlamda mülksüzleşmeyi “Bir yandan, kapitalist sömürünün vahşice yayıldığı bir dönemde işçi sınıfının giderek daha da yoksullaştırılması ve toplumun görece müreffeh kesimlerinin de işçi sınıfı saflarına doğru itilmesi, yani proterleşme anlamında” ve “kamusal mülkiyetin ve halkın ortak varlıklarının gerek özelleştirmeler gerekse yağma ve talan politikaları ile halktan koparılması”[19] olarak açıklamaktadır.

Bu yazıda Halkçılık kavramının geçirdiği dönüşümün kısa bir özetini yaptık. Diğer yazıda Popülizm-Halkçılık ilişkisine değinecek sonraki yazıda ise neler yapabileceğimizi konuşacağız.

[1] Bir tartışmaya Giriş: Halkçılık, Can Soyer http://ilerihaber.org/yazar/bir-tartismaya-giris-halkcilik-74305.html

[2] Sosyalist Gelenekte Halkçılık Tartışması, H.Arif Tunçel, Levent Özbay, Gelenek 24 https://www.gelenek.org/sosyalist-harekette-halkcilik-tartismasi

[3] Popülizm’ Veya ‘Halkçılık’: Bir Kavramın Tarihsel Ve Güncel Uzantıları, Metin Çulhaoğlu, Gelenek 102  https://www.gelenek.org/makale/populizm-veya-halkcilik-bir-kavramin-tarihsel-ve-guncel-uzantilari

[4] A.g.e.

[5] Ki buradaki en önemli örneklerden birisi “Plehanov: Narodnizmden Bolşevizme” makalesidir. Gelenek 21 http://gelenek.org/plehanov-narodizmden-bolsevizme

[6] Popülizm’ Veya ‘Halkçılık’: Bir Kavramın Tarihsel Ve Güncel Uzantıları, Metin Çulhaoğlu, Gelenek 102  https://www.gelenek.org/makale/populizm-veya-halkcilik-bir-kavramin-tarihsel-ve-guncel-uzantilari

[7] Antikomünist Halkçılık, Osman Çutsay http://haber.sol.org.tr/yazarlar/osman-cutsay/antikomunist-halkcilik-97862

[8] Halkçılık Üzerine Tezler, Mahmut Boyuneğmez http://haber.sol.org.tr/serbest-kursu/halkcilik-uzerine-tezler-mahmut-boyunegmez-haberi-15670

[9] 23 Nisan’da Üçüncü Halkçı Demokratik Atılım Çağrısı, Deniz Yıldırım http://www.abcgazetesi.com/23-nisanda-ucuncu-halkci-demokratik-atilim-cagrisi-7061yy.htm

[10] Vurgu Deniz Yıldırım’a aittir.

[11] Çulhaoğlu Türkiye’de halkçılığı sekiz döneme ayırarak inceliyor. (Özellikle burada TİP’in “halkçı tepkiler üzerinden” yükseldiğini söylemesi önemlidir.) Yıldırım’ın ise “halkçı demokratik atılım” söylemi üzerinden dönemlere ayırması bir iktidar ölçütü kullandığını gösteriyor.

[12] 23 Nisan’da Üçüncü Halkçı Demokratik Atılım Çağrısı, Deniz Yıldırım http://www.abcgazetesi.com/23-nisanda-ucuncu-halkci-demokratik-atilim-cagrisi-7061yy.htm

[13] A.g.e.

[14] Beş Maddede Acil Çıkış Programı, Deniz Yıldırım http://www.abcgazetesi.com/5-maddede-acil-cikis-programi-7249yy.htm

[15] Bir Tartışmaya Devam: Halkçılık, Can Soyer http://ilerihaber.org/yazar/bir-tartismaya-devam-halkcilik-74596.html

[16] A.g.e.

[17] Bir Tartışmanın Sonu: Halkçılık, Can Soyer http://ilerihaber.org/yazar/bir-tartismanin-sonu-halkcilik-74881.html

[18] A.g.e.

[19] A.g.e.