“Bu daha başlangıç”

2013 Haziranından beri dilimizden düşmeyen slogan “Bu daha başlangıç”… Kim bilir, belki de bilincimizle kavrayamadığımızı sezgilerimizle algılayıp Haziran Direnişi’nden bu yana sürdürdüğümüz mücadelenin uzunca bir yürüş olduğunu anlamışızdır. Yoksa neredeyse üç yıldır her toplumsal kalkışmanın bir başlangıç olduğunu söylemek kolay değil. Ancak uzun, yorucu, zahmetli bir mücadeleyi göze alan başarıya aç kitlelerin atacağı bir slogan bu. Demek ki hala inancımızı koruyoruz.

En son Artvin’de, sermayenin talan etmeye çalıştığı yaşamlarını savunmaya çalışanlardan duyduk bu sloganı. Gezi’de hiç yorulmadan bağırmıştık. Parkı kaybettiğimizde mahallemizdeki forumlara taşıdık. Berkin’i kaybettiğimizde milyonlarca insan toplandık, yine bir ağızdan haykırdık. Somalı madencileri anarken yine dilimizde bu slogan vardı. 2013 Haziran’ından beri biz, yanı bu halk hiç usanmadan “bu daha başlangıç” diyoruz.
Daha önce Genç Gazete’de 90 kuşağını bekleyen zorlu görevlere değinmiştik (1). Artvin’de yaşananların, atılan sloganların değindiğimiz iddiaları doğruladığını iddia edebilir miyiz? Ne demiştik? 90 kuşağı sokak hareketlerinin yoğun yaşandığı bir döneme doğdu, şimdi daha zor koşullarda, sokak hareketlerinin geriye çekildiği bir dönemde kuruculuk misyonunu üstlenmekte zorluklar yaşayabilir.

Şurası açık: Haziran Direnişi sonrası yaşanacak her kalkışmada –daha iyisi yapılmadığı sürece- bu direniş kültürünün hakimiyetini göreceğiz. Nitekim Artvin’de bunu gördük. Sloganlarından taleplerine, mizahından kitleselliğine Haziran direnişi son haftalarda Artvin halkının mücadelesinde yaşıyor. Ancak Haziran’ın öğreticiliği de büyük oldu. Haziran, her şeyden önce örgütlü bir mücadele dönüşmeyen hareketlerin yarım kalacağını gösterdi bize. Dolayısıyla Artvin Cerattepe’de yaşanan direnişin örgütlü bir mücadelenin parçası haline getirilmesi gerekiyor. Solu yeniden kuran, toplumsal hareketlere yön verecek, bunların içerisinde devinecek bir kuşağın öncülük edeceği toplumsal hareketlerin…

Dolayısıyla Artvin Cerattepe’de gördüğümüz direnişten Türkiye solu açısından iki sonucun çıkarılabileceği kanısındayız: Birincisi bu ülkeden “adam” olmaz diyenlere inat ülkenin her bir parçasının yeni bir mücadeleye gebe olduğunu görüyoruz. İTÜ’lü öğrencilerin mücadelesine destek veren kardeşlerimiz bunun en güzel göstergesi değil mi?
İkinci olarak ise bu ülkeden umudu kesmeyen solun bu umudu örgütlemesi gerektiğini göstermiştir Artvin. Bugün gazetelerden Yeşil Artvin Derneği yöneticilerinin ve beraberlerindeki heyetin Davutoğlu ile görüşeceğini öğrendik. Bu görüşmelerden büyük sonuçlar çıkmayacağını kestirmek zor değil. Ancak Artvin’de “anarşi odaklı düşünen STK’lar var,” diyen Davutoğlu’na bu STK’larla görüşmeyi dayatan iradeyi önemsememiz gerekir. Artvin ve benzeri direnişler, ancak Türkiye halklarının tamamına AKP’siz, dolayısıyla eşit, özgür, barış içerisinde yaşanacak bir ülke sunan bir iradenin örgütlenmesiyle başarıya ulaşacaktır.
Notlar:
1. http://gencgazete.org/savas-ve-diktatorya-kosullarinda-devrimcilik/

İlgili Haberler