15 Aralık 2017 Cuma

Bugünün ‘Kızıl Feministleri’ne


Elif Uludağ
Elif Uludağ

Hacettepe Üniversitesi – elifnuruludag97@gmail.com


Faşizmi iliklerimize kadar hissettiğimiz ve buna karşı mücadele verdiğimiz şu dönemde gerek “Kadınlar kahkaha atmamalıdır.” gibi söylemlere, gerekse günden güne artan cinayetlere baktığımızda bu kötü gidişattan en fazla kadınların ‘nasiplendiğini’ söylemek hiçte yanlış olmaz. Böyle bir dönemden geçerken “Yobazlıkla mücadele ediyorum!” diyen herkesin kadın sorununa eğilmesi bir seçenek değil, zorunluluktur.

Yıllardır farklı kesimlerce ele alınan kadın sorununa getirilen çözümler de çok farklı olmuştur. Kimileri oy hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkı gibi hakların elde edilmesiyle sorunun hallolabileceğini söylerken, kimileri kadının özgürleşmesinin ancak cinselliğin kadın merkezli olarak tekrardan kavramsallaştırılmasıyla mümkün olacağını savunmuştur. Emel Akal da Kızıl Feministler adlı kitabında soruna sosyalist çizgide yaklaşmış, çözüm için öncelikle sorunun doğuşunun ele alınması gerektiğini vurgulamış ve kendisinin de içinde bulunduğu kadın hareketini anlatmıştır. Akal’a göre kadın sorunu, sınıf ayrımıyla doğan özel mülkiyet ve beraberinde getirdiği çekirdek aileyle, ataerkil yapıya geçilmesiyle, ortaya çıkmıştır. Sınıf ayrımıyla doğan kadın sorunu ancak ataerkil yapının ortadan kalkmasıyla çözüme kavuşacaktır, fakat ataerkil yapının ortadan kalkması için öncelikle yapının temelini oluşturan sınıf ayrımının yok edilmesi gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Kadına yedek işgücü gözüyle bakan kapitalizm, işgücü ihtiyacında kadını istihdam ederken, kriz döneminde onu eve gönderir. Düşük ücretle çalıştırılan kadınlar, düşük ücretle çalışacak çocuklar yetiştirebilmek için eve hapsedilirler. Kadın emeğini değersizleştiren kapitalizme karşı savaşta, kadınların en ön safta olması gerektiğini vurgulayan Akal’a göre kadınlarla erkekler karşı karşıya değil, sınıf mücadelesinde omuz omuza savaşmalıdır.

Kitabın ilk kısmında kadın mücadelesinin hangi çizgide olması gerektiğinden bahseden Emel Akal, ikinci kısımda kendisinin de içinde aktif olarak yer aldığı, 1975 yılında kurulan İlerici Kadınlar Derneği’ni (İKD) anlatır. İKD kuruluşundan itibaren “Demokratik kadın hareketi bütün kadınları kapsamalıdır (Bir avuç burjuva kadını hariç.)” diyerek, ülkenin dört bir yanında şubeler açmış, kadınların örgütlenmesi ve sınıf savaşında yerini alması için mücadele etmiştir. Kitapta, kadının kurtuluşunu emeğin kurtuluşuna bağlayan İKD’nin amacı “kadın hareketinin, işçi sınıfının öncülüğünde, tüm halk kesimleriyle her düzeyde eylem birliği içine girmesini sağlamak” olarak belirtilmiştir. Akal kitapta kadın yoldaşlarının anılarına da yer vermiştir.

Kızıl Feministler, içinde mücadele çizgisiyle beraber, deneyimleri, tecrübeleri de barındıran, Türkiye’de kadın mücadelesi veren herkesin okuması gereken önemli bir eserdir. Kitabını “Başlarında kırmızı çatkılarıyla, Anadolu ve Rumeli’nin dört bir yanında ‘kurtulmak yok tek başına ya hep beraber, ya hiçbirimiz’ diyen tüm İKD’li kadınlara” ithaf eden Emel Akal’a sonsuz teşekkürler…