21 Şubat 2018 Çarşamba

Bütünlüklü gençlik mücadelesinde kadınlar nerede duracak?


Hazal Destina Alarcın
Hazal Destina Alarcın
İstanbul Üniversitesi - destina.hazal@gmail.com

Haziran sonrası Türkiye’ye baktığımızda, aklıma Andy Warhol’un “Herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak” sözü geliyor. Biraz değiştirerek, Haziran sonrası Türkiye insanı için “Herkes bir gün 15 dakikalığına muhalif olacak” şeklinde yorumluyorum kendimce. Her gün memleketin başka başka köşelerinden direniş haberleriyle karşılaşıyoruz. Her yeni gün belki de yıllardır AKP seçmeni olan insanların dahi kortejlerin en önünde, bir yaylanın tepesinde, bir şehit cenazesinde hükümete kafa tuttuğunu görüyoruz. Onlara dokunmayan yılanla bin yıl yaşayabilecek insanlara bile ne yapıp edip mutlaka dokunan bu yılan sayesinde, ülkemizde son 2 yıldır herhangi bir eylem düzenlenmemiş bir ilimiz sanıyorum ki kalmadı. Toplumsal muhalefetin genişlediği bu süreç, gençlik mücadelesi alanında tarihe baktığımızda gördüklerimizin sağlamasını yapmamızı sağladı. En ufak bir muhalif tavrın doğduğu her alanda, gençlik daima en önde bulunuyor, iktidarın her daim ilk hedefi oluyordu. Bugünde aynısı olmaya devam ediyor. Çünkü biliyorlar ki gençlik bu memlekette zulme karşı hep en önde olacak ve daha da önemlisi biliyorlar ki gençlik bir araya gelmeye çok müsait ve bir araya geldiğinde kaybetme şansı çok düşük.

Peki, bugün gençlik tarifini yaparken dışarıda bıraktığımız kategori var mı? Burada gördüğüm, gençlik tarifimizin öğrenci gençlik kategorisi dışında kalan toplamlarla bir araya gelemeyişi ya da buna yönelik adımların henüz atılmamış oluşu. Önümüzdeki dönem gençliğin atacağı ilk adım öğrenci gençlik ile emekçi karakterli gençlik toplamlarınının mücadele birliğine zemin oluşturmak olmalıdır. Halihazırda AKP iktidarının öğrencileri çalışmadan okuyamaz hale getirmesi, geleceksizleştirmesi, işçi-öğrenci geniş toplamlar oluşmasına neden olması da bu adımın atılmasında bir fırsat yaratmıştır. Yani artık öğrenci gençlerle emekçi karakterli gençler arasındaki açı azalmıştır. Burada bahsettiğim emekçi karakterli gençler; erken yaşta okuyamayıp çalışmaya başlamış veya var olan emekçilere yedeklenmiş işsiz gençler, yani daha tanıdık tabiriyle mahalle gençleridir. Bu iki kategoriyi yan yana getirmek için; mahalle gençliğinin mahallelerini artık yalnızca mahalle kültürleriyle değil örgütlülükleriyle savunmalarının sağlanması, öğrenci gençlik ile mahalle gençliği arasında dayanışma ağları oluşturulması gibi yöntemler uygulanabilir. Hatta bu yöntemler kolaylıkla zenginleştirilebilir. Ancak bu bütünlüklü mücadeleyi kurgularken kaçırmamamız gerektiğini özellikle düşündüğüm nokta şudur ki; bugün AKP Türkiye’sinde öğrenci gençlik ile mahalle gençliğini yan yana getiren kamusal alanlarda maalesef genç kadınlara yer yok.

Mahallelerde onları tanımamızın önüne geçilen gençler, genç kadınlar ne olacak? Bu soru kısa zamanda bizim için önemli bir tartışma başlığı olmalıdır. Mesela yukarıda bahsettiğim mahalle genci diye tanımladığımız arkadaşlarımızın evlerinde bekleyen, “akşam vakti sen çıkma” diye eyleme katılmasına izin vermediği kız kardeşleri. Mesela 18 yaşındaki bir “mahalle gencinin” kendisiyle aynı yaşta olan konfeksiyon işçisi eşi, bir genç olarak bu bütünlüklü mücadelenin neresinde duracak? Gençliği yaş aralığı üzerinden hesaplamaya kalkarsak işin içinden elbet çıkamayız ama 13 yaşında zorla evlendirilip 18 yaşında eşi tarafından sokak ortasında katledilen o genç kadının gençliğini yaşamasına izin verilmemesinin hesabını kimler soracak? Ülkemizdeki kadına yönelik şiddetin, tacizin, cinayetin ulaştığı boyutları artık tekrar tekrar hatırlatmaya, bunların hükümetin politikalarıyla nasıl da örtüştüğünü tekrar tekrar dillendirmeye çok da gerek olduğunu düşünmüyorum. Tüm bu muameleye maruz kalanların, her gün sokak ortasında katledilenlerin birçoğunun daha 20’sini aşmamış gencecik kadınlar olduğunu da biliyorken, artık dillendirilmesi gereken bunun önüne nasıl geçileceği konusunda atılacak adımların kararlılığıdır.

Kadın mücadelesi, ülkemizde yükselen toplumsal muhalefetin en büyük dinamiklerinden biri olma yolunda ilerlerken, gençlik de nasıl ki AKP’ye karşı kızlı-erkekli direnişin simgesi olduysa, hayatın her alanında olduğu gibi kadın mücadelesinde de ipi göğüslemeli, genç kadın kardeşlerinin üzerindeki bu baskıya karşı mücadeleyi görev edinmeli ve bir an evvel bu mücadeleyi sürdürmenin yollarını aramalıdır.