Cenevre’den çözüm çıkar mı?

Suriye krizini çözmek için uluslararası güçler bir kez daha Cenevre’de buluştu. Suriye krizi nedeniyle yapılan ilk Cenevre toplantısı, Haziran 2012’de BM Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan tarafından gerçekleştirildi. Suriye rejiminin ve muhalefetinin katılmadığı görüşmeler, bilindiği gibi hiçbir sonuç getirmedi ve Kofi Annan görevinden istifa etti. İkinci Cenevre görüşmeleri Ocak-Şubat 2014 tarihinde Kofi Annan’dan sonra göreve gelen Lakhdar İbrahimi yönetiminde gerçekleşti. İkinci görüşmelerde bu sefer Suriye rejimi, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (1) da katıldı. İran, muhalefetin itirazı sebebiyle görüşmelere çağırılmadı. Esad yönetiminin ve muhalefetin anlaşamaması, muhalefetin içerisinde İslamcı terör örgütlerinin varlığı ve muhalefetin kendi içerisindeki anlaşmazlıkları sebebiyle İkinci Cenevre görüşmeleri de başarısızlıkla sonuçlandı. Lakhdar İbrahimi de selefi Kofi Annan gibi görüşmelerin ardından BM Suriye Özel Temsilciliği görevinden istifa etti.

Üçüncü Cenevre görüşmeleri ise hafta sonu itibariyle tarafların Cenevre’ye ulaşması ile birlikte başlamış oldu. Bu sefer BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura. De Mistura yönetimi, bugün yürütülen görüşmeleri Cenevre-3 olarak adlandırmaktan kaçınıyor. Görüşmelerin daha ziyade 14 Kasım 2015’te Viyana’da gerçekleştirilen görüşmelerin devamı olduğu vurgulanıyor. Nedeni açık olsa gerek. Daha önceki iki görüşme de büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı, De Mistura’nın selefleri büyük bir başarısızlıkla, Suriye halkından özür dileyerek istifa etmek durumunda kalmıştı. De Mistura doğal olarak aynı akıbeti paylaşmayacağının mesajını veriyor. Nitekim muhaliflerle yaptığı ilk görüşmeden sonra kararlı ve iyimser olduğunu dile getirdi. Muhalefetin görüşemelere katılmaya son anda karar verdiği ve Esad yönetimiyle görüşmeyi, karşılanmayacağı baştan belli birtakım talepler öne sürerek reddettiği düşünülürse De Mistura’nın iyimserliğinin neye yorulabileceği muğlak kalıyor.

Nitekim görüşmeler, De Mistura’nın iyimserliğini boşa çıkaracak bir dizi kriz ile birlikte gündeme geldi. Katılımcıların son güne kadar belirlenemedi, PYD temsilcileri çağırılmadı ve bunun üzerine Suriye Demokratik Konseyi Eşbaşkanı (2) Heysem Menna Cenevre’ye gitmekten vazgeçtiklerini, müttefikleri Kürtleri yalnız bırakmayacaklarını açıkladı. Riyad’da toplanan İslamcı muhalefet, görüşmelere katılmak için tutsakların serbest bırakılması, abluka altındaki bölgelere insani yardım gönderilmesi, rejimin muhaliflere yönelik saldırılarını durdurması gibi istekler öne sürdü. İsteklerin büyük bir kısmının bugünkü koşullarda sağlanamayacağı ise ortada. Son anda Riyad’dan yola çıkan Yüksek Müzakere Komitesi (HNC- High Negotiation Committee) De Mistura ile görüşeceklerini, ancak rejimle görüşmeyeceklerini açıkladı. Pazartesi sabahı Suriye Yönetimi’nin görüşmelerdeki temsilcisi Beşar Caferi ile De Mistura’nın görüşmesi gerçekleşmedi. Cenevre’de devam eden “aksilikler” sıralamakla bitmez…

***

De Mistura’nın iyimserliği bir kenara, Cenevre’deki üçüncü “barış görüşmelerinin” diğerlerinden farklı bir ortamda gerçekleştiği ortak kanı (3).  Öncelikle ilk defa Viyana’daki görüşmelerde temsil edilen İran görüşmelere katılıyor. Ayrıca Rusya desteğiyle Esad yönetiminin ilerleyişini sürdürmesi, uluslararası güçlerin önceliğinin IŞİD ile mücadeleye kayması, Rusya’nın Suriye rejimine desteği ve son aylardaki müdahaleleriyle bölgesel anlamda kazandığı prestij Cenevre-3’ü önceki görüşmelerden farklı kılıyor. Ancak bütün bunlara rağmen hem BM temsilcileri hem uluslararası koalisyon güçlerinin açıklamaları bu görüşmelerden “mucize” beklememek yönünde. Mucizeden kast edilen ise elbette ki Suriye’de barışın sağlanması.

Önümüzdeki tabloda barış ihtimalinin Cenevre’de yapılacak görüşmelerle gerçeklik kazanması zor görünüyor. 6 ay sürecek görüşmeler, 18 aylık geçici hükümetin kurulması ve bu süre sonucunda yeni seçimlerin yapılması… Ortadoğu’dan dengeler çok hızlı değişiyor, 18 ay sonrasını kestirmek zor görünüyor. Ancak ortada Suriye’yi hatta Ortadoğu’yu aşan çok daha büyük hesaplaşmaların, yeni bloklaşmaların olduğunu düşünürsek bu ihtimal düşük görünüyor. Suriye’de Rusya ve ABD karşılıklı olarak birbirlerinin güçlerini sınıyor. İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim her geçen gün tırmanıyor. Türkiye Ortadoğu’da batan “stratejik derinlik” hayalleriyle her gün daha da tehlikeli sulara yelken açıyor, Batı bu konudaki rahatsızlığını sürekli olarak dillendiriyor (4).  Kürtlerin, PYD’nin Cenevre görüşmelerine çağırılmamış olması ise bambaşka bir kriz başlığı. Türkiye’nin buradaki rolü bir kenara Rojava’ya yapılan ziyaret (5) ABD ve batının bunu telafi etme çabası içerisinde olduğunu gösteriyor. Ancak PYD ve Türkiye’yi, Türkiye’nin beslediği İslamcı çeteler ile Suriye hükümetini aynı çözüme ikna etmek başlı başına zorlu bir görev.

Dolayısıyla Cenevre’den bir çözüm çıkması zor görünüyor. Suriye hükümetinin ve Rusya’nın gücünü koruyacağı ve ilerlemesini sürdüreceği dün (salı günü) gelen haberlerden de anlaşılıyor. Bu durumda muhalefetin tavrının ne olacağını bu yazı yayımlandığında görmüş olacağız. Ancak söz konusu Suriye olunca yeni krizlere hazırlıklı olmakta fayda var.

Kendimiz için son bir uyarı ile bitirelim…

Türkiye, AKP hükümetinin yıllarca yürüttüğü fiyasko Ortadoğu ve Suriye politikasıyla bütün bu krizlerin tam göbeğine yerleşmiş durumda. Cenevre’deki görüşmeler Suriye’nin geleceğini karar bağlayabilir mi bilinmez, ancak Türkiye halkları bu kanlı boğazlaşmanın tam ortasında kalmamak için AKP’siz bir gelecek kurmak zorunda.


Notlar

1)2012’de Katar’ın başkenti Doha’da ilk toplantısını gerçekleştirmiş siyasi oluşumdur. Koalisyonun bileşenleri Suriye rejimiyle herhangi bir bağlantı kurmayacakları taahhüdünü vermişlerdir. Suudi Arabistan tarafından finanse edilmektedir.
2)Katılımcılar bireysel olarak çağırılıyor, yani aslında davet edilen Suriye Demokratik Konseyi değil Heysem Menna. Ancak aslında her bireysel katılım ait olunan örgüte resmi olmayan bir davet olarak anlaşılabilir.
3)http://ilerihaber.org/ilk-ikisine-gore-kosullar-cok-farkli/29475/
4)http://ilerihaber.org/cockburn-turkiye-suriyede-harekata-baslayabilir/29504/
5)http://www.radikal.com.tr/dunya/brett-mcgurk-kobani-ziyaretini-anlatti-1503678/

İlgili Haberler