21 Şubat 2018 Çarşamba

Çocuk “susturulurken” sen susma


Miraç Dağoğlu
Miraç Dağoğlu
Akdeniz Üniversitesi

‘’Ben çocuklara aşıkken nasıl olur da onların çaresiz suskunluğuna ortak olurum…’’

Yazıda elimden geldiğince çocuk cinsel istismar olaylarının günden güne artışı, nedenleri, nasıl mücadele ederiz ve buna paralel olarak son dönemde İstanbul’da patlak veren 115 çocuğun cinsel istismara uğradığı Türkiye’nin gündemine oturan fakat iktidarın gündemine oturmayı başaramayan skandal habere değineceğim.

Haberi şöyle özetleyelim, 115 çocuğun doğum yaptığı İstanbul K.S.S.E.A.H.’de doğumlar gizlendi ve herhangi bir birime bildirilmedi. Belgelerle olayı gün yüzüne çıkaran İclal N.’nin başvurusu üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. Bu sürede İclal N. 2 kere görev yerinden sürgün edildi ve kendisine soruşturma açıldı, daha sonra ‘’olayda incelemeye yer yoktur’’ kararı çıktıktan sonra artan baskı sonucu tekrardan soruşturma açıldı. Yenilerde ise araştırmacı olarak gönderilen başhekimin yanına suçu gizlediği gerekçesiyle soruşturma açılan doktor başhekim yardımcısı olarak atandı.

Ne yaman çelişki değil mi? Çocuklara ses olmaya çalışanı takdir etmek yerine olayları örtbas etmeye çalışan doktorlara yönelik hediye niteliğinde atamalar söz konusu. Yaşanan skandal haberde çocukların mağdur olmasına sebep olan kişilerin büyük çoğunluğu en yakınlarındaki erkekler veya akrabaları. Bunun nedenlerini kısaca toplumda kabul gören en küçük yapının aile olması, erkek egemen yapının özel olarak aileyi ele alması, kadın ve kız çocuklarının cinsel nesne olarak görülmesi bununla birlikte yakınlığın verdiği güven ilişkisinden kaynaklı inanılmasının düşük ihtimal olduğu inancı, suçu kolaylıkla bastırabilme ve suç duyurusunda bulunma riskinin düşük olduğu şeklinde sıralayabiliriz. (Sadece bu haber için değil Türkiye’de çoğunlukla durum budur.)

Genel olarak incelediğimizde cinsel istismar olaylarında suçlu kendini suçlu olarak görmeyip mağdur çocuğun varlığını reddederek yaptıklarını sıradanlaştırmaktadır. Suçlunun psikolojik durumu, çocukluk dönemi, aile içerisinde gördüğü şiddeti baz alarak cinsel saldırıyı anlamaya çalışmak ne kadar yanlış ise töre, berdel, geleneksel erkek rollerini göz önünde tutarak aklamaya çalışmak da bir o kadar yanlıştır. Maalesef bu tip akıl dışı yorumlamaları daha sık duyar olduk. Olayın geçtiği hastanede doğum yapan bir çocuk ‘kimse bana zorla bir şey yapmadı’ demiş… Öğrenilmiş çaresizlik kız çocuklarının yaşamlarını, hayallerini, psikolojik/fiziki sağlığını derinden sarsmaktadır. Hiçbir durum kız çocuklarının zorla evlendirildiğini, istismar edildiğini 115 çocuğun hamile bırakıldığı gerçeğini değiştiremez ve meşrulaştıramaz. Cinsel saldırı ne iki kişinin oynadığı oyundur ne de hastalıktır, cinsel saldırı cinsel dokunulmazlığa karşı işlenmiş insanlık suçudur. Hasta diyerek kol kanat germek toplumun ataerkil yapısından soyutlanarak klinik hale büründürülmesi suçluyu ve suçunu masumlaştırmaktadır. Ne yazık ki yüzlerce cinsel saldırı olayına ülkemiz ev sahipliğini layığıyla yapmaya devam ediyor. 2002 yılından bu yana istatistiklere baktığımızda istismar mağduru binlerce çocuk var. Yaşananlara dar çerçeveden bakmayı bırakıp tecavüz eden kişilerin cezasız kalması ve istismar olaylarının artışı üzerinde neden ararsak sorumluları görmemiz de bir o kadar kolaylaşacaktır. Sözde her şeyin tıkırında işlediği AKP/Saray Rejimi’nde özellikle 2015-2016-2017 yıllarında kadınlar ve çocuklara yönelik gerçekleştirdikleri-gerçekleştiremedikleri planlarını, söylemlerini hatırlatmakta fayda görüyorum.(tecavüz yasa tasarısı, müftülük yasası, resmi nikah olmadan dini nikaha verilen cezaların kaldırılması, ’bir kereden bir şey olmaz’-S.Ramazanoğlu, ’6 yaşındaki kız çocuğuyla evlenilebilir’-N.Yıldız, ‘9 yaşındaki kız çocuğu evlenebilir’-Diyanet…)Görüldüğü gibi tecavüz suçunu işleyen erkek gerçekliği kadar suçu işlemeye cesaret veren toplumu dini referans alarak yöneten tecavüz olaylarını meşrulaştırmaya çalışan AKP iktidarı vardır.

Çocuklar çocuktur, oyun oynarlar, koşarlar, şeker yerler… İktidar aygıtını elinde tutan AKP’nin seçtiği kurbanlar asla çocuklar olamaz. Evlerinde kitap okuyacakları yerde kendinden yaşça büyük kişilere her yönden hizmet etmek aklıselimlerin kabul edeceği bir durum değildir. İyi hal indirimleri, göstermelik cezalar, mağdurda rıza aramak yerine işlenen suçun katılığı kadar cezalar verilmeli, yasalar geliştirilmeli çocukların yaşadığı travma, psikolojik yardımlarla desteklenmeli, üzerine düşülmeyen diğer önemli konu ise cinsel eğitimlerin doğru şekilde verilmesi sağlanmalıdır. Fakat net bir şey söyleyecek olursak toplumu kökten formasyona uğratmaya çalışan AKP iktidarının olduğu yerde çocuklarımız asla güvende olmayacaklar. Suçlular suçunu kabul etmeyerek kendini aklamaya çalışacak, mağdur çocuklar korku ve baskıdan dolayı yaşadıklarını belki bir oyun belki de hatırlanmaması gereken bir anı olarak unutmak zorunda kalacaklar. Sonuç gelecekten umudu olmayan bir nesil, yobazların eline törenlerle teslim edilmiş kız çocukları AKP’yi mutlu etmiş olacak.

Bizler nasıl mücadele ederiz?

Söylemlerimizi her zaman diri tutarak güvensizliğin vuku bulduğu ülkemizde son zamanlarda sıklıkla etkisini olumlu yönden gösteren sosyal medyaya daha fazla dahil olarak sesimizi duyurmalıyız. Eğitimde mükemmel dönüşüm adı altında yapılan gericileştirmelere inat çocuklarımıza bilimsel eğitimi öğretmeliyiz. Bir vajina, elmas kutusu olmayacağı gibi bir penis de bamya olamaz. Onlara her dokunuşun masum olmadığını baskı kurmadan kavratmalı ve onların hayır demenin bilincine varmasını sağlamalıyız. Pedofili, ensest ve cinsel istismar durumları çoğunlukla küçük çocuklarda ‘bir şey gösterme’ ergenlerde ise ‘flört’ görüntüsü, evlenme vaatleri, fiziksel güç kullanma, porno izletme yoluyla gerçekleştiğini yapılan birçok araştırmaya bakarak görmek mümkün. Bu yüzden çocuklarımızın üzerinde görünmeyen koruyucu güç, çocuğun çıkaramadığı ses olmak zorundayız.

Son olarak yukarıda sıraladıklarımı uygulamak bize sadece kısa süreli güven yaratacaktır. Bu pislikleri sadece kökten toplumsal değişim temizler. Sapık zihniyetiyle çocuklarımıza gözünü dikmiş AKP’ye sözümüz; her birimiz Phoolan Devi’nin iradesiyle sokaklarda olacağız. Çocukları yaşatmaya çalıştığınız cehenneminizde ant olsun hapsolacaksınız!

*Not: Cinsel saldırıyı gerçekleştirenlerin veya çevresindekilerin söylemleri, bugün AKP’nin tecavüzü meşrulaştırmaya çalıştığı politikalar sadece çocuklar için değil kadınlar için de geçerlidir.

*Kaynakça

(Cinsel Şiddeti Anlamak-Diana Scully)

(Çocuk İstismarı,ensest, pedofili nedir, ne değildir?-Bir Gün G.)