Cumhuriyet Dönemi’nde Nezihe Muhiddin İle Başlayan Kadın Mücadelesi


Gülşen Başarır
Gülşen Başarır
Beykent Üniversitesi

O

Bundan tam 88 yıl önce 11 Nisan 1930’da Cumhuriyet Gazetesi’nde ilk defa bir kadın eyleminin haberi yayınlandı. Bu ilki gerçekleştiren ise Osmanlı’dan Türkiye’ye kadın ilericiliğini ve mücadelesini savunan Nezihe Muhiddin ve arkadaşları tarafından kurulan Kadınlar Birliği’nin başarısıydı. Ancak kadınların ne bu eylemi gerçekleştirmesi ne de kadın mücadelesini ileriye taşıması bu kadar kolay oldu. Günümüzde kadınlar hala evlerine kapatılmaya, üretimden uzaklaştırılmaya çalışılırken bir yandan da siyasal ve hukuksal hakları ellerinden alınıyor ya da bu hakların kullanımının önü kesiliyor. Bu tıpkı şuan yaşandığı gibi geride bıraktığımız yıllarda da yaşandı ve Nezihe Muhiddin gibi ilerici kadınların mücadeleleri tarihten silinmeye çalışıldı. Çünkü kadınların örgütlendiği ve geçmiş mücadeleleri sahiplendikleri bir mücadelede, baskıcı ve gerici rejimlerin zarar göreceği açıktır ve günümüzde AKP/Saray Rejimi tarafından da açıkça öngörülmektedir.  Böyle bir günde bizim yapabileceğimiz en doğru adım bu yazıya tarihinde sembol haline gelmiş ve bilinmesinin önü engellenmiş bu kadınları sizlere aktarabilmektir ve bu kadınlardan biri de Nezihe Muhiddin’dir.

Nezihe Muhiddin, ömrünü kadın mücadelesine adamış ve bu mücadele uğrunda yaşamını kaybetmiştir. Kadınların haklarını elde etmesi, siyaset içerisinde var olabilmesi amacı ile çalışmalar yapmış ve 1922-23 yıllarında Kadınlar Halk Fırkası’nı kurmak üzere girişimde bulunmuştur. Şüphesiz bu girişim Türkiye’nin kadın mücadelesi tarihinde en büyük adımlarından biridir. Ancak dönemin hükümeti tarafından sıcak bakılmadığı ise açıktır ve tarih içinde yaşanan gelişmelerde bize bunu göstermiştir. Tüm bunlara rağmen kadınlar fikirlerini ve mücadelelerini açıkça beyan etmekten kaçınmamış ve geriye adım atmamışlardır. Kadınlar Halk Fırkası’na öncülük edecek kadınlar bir kongre toplamış ve bu kongreden ise pasif kalmayacakları kararı çıkmış; kurucu ve idari kadro belirlenmiştir. Nezihe Muhiddin’in başkanlığında, Nimet Rumeyde (ikinci başkan), Şükufe Nihal (genel sekreter), Latife Bekir (sayman), Seniyye İzzeddin (muhasebeci), Muhsine Salih ( sekreter), Matlube Ömer (veznedar) göreve getirilmiştir.

Kuruluş izni bekleyen kadınlar bu sırada çalışmalarına başlamış ve 1924 yılında TBMM’de Hukuk-i Aile Kararnamesi’nin düzenlenmesinin gündeme gelmesi ile ‘İstanbul Hanımlarına Da’vet’ ismi ile Nezihe Muhiddin tarafından bir konferans düzenlemiş ve üç yüz kadar kadın katılmıştır. Kadın aleyhindeki boşanma şartları, çocuk yaşta yaptırılan evlilikler, kadın-erkek eşitliği konferansın ana konularını oluşturmuş ve kadınların sesinin yükselmesini sağlamıştır. Aynı zamanda bu konferans ve yapılan diğer çalışmalar kadınların örgütlenmesinde ve mücadelenin içinde aktif rol oynamasında önemli bir rol oynamıştır.

Tüm bu örgütlü mücadelenin kuvvet kazandığı dönemde hükümet, Kadınlar Halk Fırkası’nın kurulmasına izin vermemiş, kurucu üyeler ise bu kararın üzerine ‘Kadınlar Birliği’ adı ile bir dernek kurmuşlardır. Daha sonradan ise bu derneğin adı ‘Türk Kadınlar Birliği’ olarak değişmiştir. Bu dernek çevresinde kadınlar hedefledikleri amaçtan vazgeçmemiş ve diğer kadınlara ulaşmak ve hedeflerini uygulamak adına ‘Kadın Yolu’ dergisini çıkartmıştır. Kadın-erkek eşitliği, siyasal ve hukuki hedefler bu dergi ile yansıtılmıştır.

Türk Kadınlar Birliği, cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ilk dernek olmakla beraber 45 dernek şubesi ile mücadelesini büyütmüştür. Zaman içerisinde bu güçlenme, kadınlarının sesinin daha gür çıkmasını sağlamış ve hükümete yönelik baskı mekanizması haline gelen güçlü bir kadın kitlesi yaratmıştır. Bunun üzerine hükümet, Kadınlar Birliği’ne çeşitli kısıtlamalar getirmiş, dernek şubeleri polisler tarafından basılmış ve Nezihe Muhiddin ve arkadaşlarının asılsız suçlamalar ile dernekten tasfiye edilmiştir. Nezihe Muhiddin yerine Latife Bekir getirilmiş ve dernek pasif bir rol oynamaya başlamış 1935 yılında ise kendi kendisini feshetmiştir. Ancak Nezihe Muhiddin ve onun gibi radikal talepleri olan yönetim kurulunun, dönemin hükümeti tarafından ‘kadınlar hayır işleriyle uğraşsın’ zihniyeti sebebiyle tasfiye edilmesi üzerine Nezihe Muhiddin mücadeleye devam etmek için bir süre daha çalışmıştır. Ancak kendisine atılan iftiralar sebebiyle hayatı bir akıl hastanesinde son bulmuştur.

Tarihte kadınların verdiği bu mücadeleler günümüze kadar eksik ulaşsa dahi bizler bugün mücadelemize geçmişte ilerici çalışmalarda bulunan kadınlardan kuvvet alarak devam etmekteyiz. İkinci Meşrutiyet ile gelen özgürlükçü ortamından ışığında çalışmalar yapan kadınların, korkmadan dergilerde ve gazetelerde hükümete yönelik eleştirileri kaleme alan kadınların cesaretini, Selanik Meydanı’nda ‘Hürriyet!’ diye bağıran Emine Semiye’yi , kadını siyasetin öncülüne taşımaya çalışan Nezihe Muhiddin’i mücadelemize taşıyor ve bıraktıkları bu mücadeleyi devralıyoruz. AKP/Saray Rejiminin baskısına, gericiliğine tarihten aldığımız kuvvet ile karşı çıkıyoruz.

Kaynakça:

Serpil Çakır, Osmanlı kadın Hareketi, Metis Yayınları,2010

Yaprak Zihnioğlu, Kadınsız İnkılap, Metis Yayınları,2003