12 Aralık 2017 Salı

ÇYDD Ne Yana Düşer, KCK Ne Yana Düşer?


Durukan Gündoğdu
Durukan Gündoğdu

Bülent Ecevit Üniversitesi – durukangundogdu@gmail.com


Türkiye’de yargı kurumları bağımsızlığını kaybetmiş, iktidarın aparatı haline gelmiştir.
Tecavüzcülerin serbest bırakılması ile taciz ve tecavüzün teşvik edilmesi, eşini öldüren erkeklerin tahrik indirimi alması ile kadına şiddetin meşrulaştırılması, doğal yaşamın devam ettiği son bölgelerin imara açılmasına mahkemelerin çanak tutması ile doğanın talanının hukukileştirilmesi, toplumun her kesiminden insanın iktidarı eleştirdiğinde ceza alması ile hak aramanın gereksiz olduğu psikolojisinin yaratılmaya çalışılması… Bunlar ve verilebilecek binlerce örnekte, hedef alınan toplumsal yaşamın kendisi, amaç ise toplumun siyasal İslamcı ve piyasacı anlayışa ses çıkartamayacak duruma gelmesiydi.
Toplumda, “o bile tutuklandı, biz ses çıkartsak başımıza neler gelir?” psikolojisini hâkim kılmayı da amaç edinmekle birlikte esas amacı, devleti yeniden tasarımlayarak Ilımlı İslam’ı Ortadoğu’ya ithal etmekten sorumlu parti devletini inşa etmek olan davalara da tanıklık ettik. Bu davaların kumpas davaları olarak bilinen kısmında eski devlet anlayışıyla eğitildiği ve yıllarca bu şekilde çalıştığı için AKP – Cemaat ortaklığının yeni modeline uyum sağlayamayacak eli kanlı sağcıların bir kenara itilmesi, ülkedeki tüm etkili muhaliflerin itibarsızlaştırılarak etkisizleştirilmesi gibi ikili bir hedef merkeze koyulmuştu. Yeri geldiğinde Cumhuriyetçi askerlerle Amerikancı komutanları aynı torbaya koyan yargı; yeri geldiğinde devrimcileri, hayatını devrimcilerle mücadeleye adamış bürokratlarla aynı mahkeme salonunda yan yana getirerek birlikte suçladı, terörle mücadele etme kisvesi altında kendi Türkiye tasarımına uyum sağlayamayacağını düşündüğü Kürt siyasetçileri tutukladı.
Türkan Hoca ve KCK

Bu davaların, sonuçlanması en sona kalanlarından KCK davasıyla ilgili yeni bir haber son günlerde medyada duyuldu. Habere göre Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/235 esas sayılı dosyasından görülen ‘KCK Davası’nda 27.03.2017 tarihinde verilen nihai mahkeme kararında Prof. Dr. Türkan Saylan’ın adı geçiyor. Ayrıca gene aynı kararda, sahte delile dayalı ithamların yer aldığı davada verilen kesinleşmiş beraat kararına rağmen, ÇYDD ve Türkan Saylan hakkında aynı ifadelere yer veriliyor.
Haberi okuyunca şaşırmamış olmamızın sebebi ülkemizde yargının geldiği nokta ve iktidarın Türkan Hoca’yı ve ÇYDD’yi itibarsızlaştırmak için belli aralıklarla denemeler yapıyor oluşudur. ÇYDD ve Türkan Hoca’yı itibarsızlaştırma çabalarının sebebi ise korkularıdır, korkularının sebebi ise laikliğin ve cumhuriyetin kökünü kazımak için ÇYDD’yi etkisizleştirmek zorunda olduklarını bilmeleridir.
Ahmet Hakan’ı konu alarak yazdığım yazıda Türkan Saylan’ı Türkan Hoca yapan değerlerden bahsettiğim için aynı şeyleri tekrarlamayacağım; ancak bu sefer konuyu Türkan Hoca’nın mirası olan ÇYDD’nin faaliyetleri üzerinden ele alarak, iktidarın korkusunun sebebine ve isnat edilen suçun mesnetsizliğine değineceğim.
ÇYDD, Atatürk ilke ve devrimlerini koruma ve ilerletme yolunda faaliyet gösteren bir dernektir. Bu derneği, Atatürkçü olmayan, hatta Atatürk’ü ve 1923 Cumhuriyet’ini karşısına alan birçok açıklaması olan bir anlayışla aynı kefeye koymak ne kadar gayrı ciddiyse, Atatürk düşmanı iktidarın Cumhuriyet korkusu o kadar ciddidir.
ÇYDD, çıkarttığı ilk kitapçık “Türkiye’de Laik Öğretime Geçiş” panelinin konuşma metinleri olan, yaptığı ilk yürüyüş “Laikliğe Saygı Yürüyüşü” olan, bastığı ilk kitap “Yaratıcı Eğitim Yolunda Çağdaş Eğitim” olan bir dernektir. Bu derneği Şeyh Sait anmaları yapmakla “özgürlükçü laik” olmayı bir arada yürütebileceğini sanan bir örgütle aynı kefeye koymak ne kadar gayrı ciddiyse, gerici iktidarın laiklik korkusu o kadar ciddidir.
ÇYDD, sosyal hukuk devleti düzenini gerçekleştirmek için mücadele eden bir dernektir. Bu derneği, yerel özerk yönetim alanlarının oluşturulmasını savunan bir örgütle aynı kefeye koymak ne kadar gayrı ciddiyse, kamuculuk düşmanı iktidarın sosyal devlet korkusu o kadar ciddidir.
ÇYDD, emeğe saygıyı ilke edinen bir dernektir. Bu derneği, içerisinde birçok Kürt ağasını barındıran bir örgütle aynı kefeye koymak ne kadar gayrı ciddiyse, emek düşmanı iktidarın eşitlik korkusu o kadar ciddidir.
ÇYDD, halkın egemenliğini yani bağımsızlığı savunan bir dernektir. Bu derneği, Suriye’de emperyalizmin en büyük müttefiki olan ve bunu ultra devrimci tezlerle meşrulaştırmaya çalışan bir örgütle aynı kefeye koymak ne kadar gayrı ciddiyse, emperyalizme göbekten bağlı iktidarın bağımsızlıkçı hareketlerin yeşermesinden duyduğu kaygı o kadar ciddidir.
ÇYDD, ülke gençliğini Türk ve Kürt diye ayırmadan ihtiyacı olan tüm gençlere sahip çıkan, yardımına koşan bir dernektir. Bu derneği, etnik köken belirlenimli siyaset yapan bir örgütle aynı kefeye koymak ne kadar gayrı ciddiyse, bölerek yönetme stratejisi uygulayan iktidarın bölünmeyecek bir toplum korkusu o kadar ciddidir.
ÇYDD, bu güne kadar ilk ve orta öğretimdeki 64.920 kız çocuğuna, üniversitedeki 33.513 gence burs vermiş; 769 ana sınıfı, 2 lise, 6 anaokulu, 24 ilköğretim okulu, 32 köy okulu, 36 öğrenci yurdu, 17 eğitim ve kültür evi yaptırmış, 5 milyondan fazla kitabı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmıştır.
Yani ÇYDD, KCK ile bağdaştırılamayacak kadar Cumhuriyetçi ve aydınlanmacı, herhangi bir iktidara lokma olmayacak kadar derin köklere sahiptir.
Peki ya ÇYDD’yi itham edenler?
ÇYDD’yi KCK ile bağlantılı olmakla itham eden iktidarın Türkiye halkına sayısız başlıkta zararı dokunmuştur; ancak bazı başlıklara odaklanmakta fayda var.
İktidar, orduya tarihindeki en büyük kumpası ortağı Gülen Cemaati ile birlikte kurmuştur.
İktidar, PKK ile kapalı kapılar arkasında defalarca görüştüğü halde bu görüşmelerin tutanaklarını ve içeriğini halktan saklamıştır.
İktidar, ABD’de yaşayan cemaat lideri tarafından “kandırılmış” ama cemaat taraftarlarını partisinden temizlememek konusunda ısrarcıdır.
İktidar, Türkiye toplumunun kültürel dinamiklerine saldırarak kendi gerici ideolojisine toplumsal egemenlik alanları yaratmaya çalışmaktadır.
Orduya en büyük kumpası kuran, Gülen Cemaati tarafından “kandırılan”, partisindeki Gülen’cileri temizlemekten aciz olan, PKK ile kapalı kapılar arkasında yaptığı görüşmelerin ayrıntılarını açıklamaktan kaçınan iktidarın, ÇYDD’yi KCK ile bağlantılı olmakla itham etmesinin inandırıcılığı iktidarın toplum nezdindeki güvenilirliği kadardır, yani karar şimdiden mahkûm olmuştur.
Bu tabloda Cumhuriyetçilere düşen, köklü mirasımızın gerçek değerine kavuşacağı Cumhuriyeti yeniden inşa etmektir. Cumhuriyetin yeniden kuruluşu için mücadele ettiğimiz bu günlerde laiklik, bağımsızlık ve birlikte yaşam kılavuzumuzdur. Bu kılavuza Türk ve Kürt gençleri birlikte sahip çıkacak, terörün herhangi bir şeklinin bizimle ilişkilendirilmesine izin vermeyecek, Cumhuriyeti yeniden ayağa kaldırdığımızda tüm sokaklarda devlet saldırısı veya terör eylemi olur mu korkusu yaşamadan gezeceğiz.
Biz kazanacağız, Cumhuriyeti yeniden kuracak, hep birlikte yaşayacağız.