Devrimciliğin esasları

[dropcap]K[/dropcap]endine devrimci diyorsan esaslı olacaksın. Ama öyle, ama böyle demeyecek, kimseye mavi boncuk dağıtma telaşına girmeyeceksin. Dürüst olacaksın. Görüşlerin neyse açık açık ifade etmesini bileceksin.
Ezberlerin olacak. Emperyalizme, piyasacılığa, yobazlığa karşı uyanık ve ezberci olacaksın. Sınıfını bilecek, yolunu ona göre çizeceksin. Ezberlerinin sana yetmeyeceğini, devrimcilikle ezberciliğin birbirine zıt olduğunu ise asla aklından çıkarmayacaksın. Somut durumun somut tahlilinin laftan öte olduğunu görecek, cesurca siyaset yapacaksın.
Yurdunu, ülkeni seveceksin. Seni vatan hainliğiyle suçlayan milliyetçinin, yobazın, patronun asıl hain olduğunu anlatmaktan, göstermekten usanmayacaksın. “Bu ülke bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi” sözünü anlayacak ama asla hak vermeyeceksin. Devrimciysen ülkene sahip çıkacak, hainleri karşına alacaksın.
Akıllı olacaksın. Öfkeni kontrol etmesini bileceksin. Yapacağın hamleleri hislerinden çok ihtiyaçlara göre belirleyeceksin. Olanakların ve tehlikelerin bir arada olduğunu bilecek, gözünü önce olanaklara dikeceksin. Kurtuluş Savaşı’na sosyalizm adına katılmak için ölmeyi göze alanların devamcısı olduğunu unutmayacak, onların mirasının hakkını vereceksin. Daima mücadelenin içinde olacak; kiminle, nerede, ne zaman, ne için mücadele edeceğini kendin seçeceksin. Tehlikelere karşı önlemini alacaksın. Yönlendirilmeyecek, yönlendireceksin.
Güçlü olacaksın. Gücün nereden geldiğinin bilincine varacak, örgütlü ve disiplinli davranacaksın. Hep beraber vuracak, hep beraber duracak, gerektiğinde hep beraber geri çekileceksin. Geri çekilirken bile hedefin hep güç kazanmak olacak. İstediğin olmadığında şımarıklık etmeyecek, örgütlü olmanın gereğini yapacaksın. Doğruyu olduğu gibi bazen yanlışı da hep birlikte yapacak, sonra o yanlışı yine hep birlikte eleştireceksin. Kendini önemseyeceksin. Kendine zarar vermek ile örgütüne zarar vermenin bir ve aynı şey olduğunu iliklerine kadar hissedeceksin.
Tüm devrimcileri seveceksin. Mustafa Kemal’e faşist, Mahir Çayan’a maceracı, Mazlum Doğan’a Kürtçü dedirtmeyeceksin. Devrimcileri eleştireceksin de. Eleştiriyi, kendi kötü durumunu unutturmak için değil, bir dayanışma görevi olarak yapacaksın. Devrimcilere el kaldırıldığında, dil uzatıldığında; önce düşmanı karşına alacak, sonra devrimcilerin hatasını göstereceksin.
Eksiklerini, zaaflarını düşmanından daha iyi bileceksin. Her gün yeni bir şey öğrenecek, asla ben oldum demeyeceksin. Güncele, tarihe ve dünyaya bakarken amacın çok iyi bildiğini kanıtlamak değil, bilmediğini öğrenmek olacak. Geçmişi sırtında yük olarak taşımayacak, sonsuz bir kütüphane ve bilge bir öğretmen olarak değerlendireceksin.
Somut olacaksın. Sözlerin halkı ikna etmeye yetmiyorsa, halka kızmayacaksın. Yaparak, üreterek göstereceksin.  Hem yıkıcı hem kurucu olacak, ne istemediğin kadar ne istediğini de bileceksin. Sosyalist iktidar hedefini bir an olsun gizlemeye gerek duymayacak, sosyalizm sözünü kendi eksikliğini kapatmak için kullanarak kirletmeyeceksin.
Ciddi olacaksın. Ciddiyetini yapmacık tavırlarla veya somurtarak değil; kavgayı hayatının her alanında vererek göstereceksin. Düşmanın karşısına geçip gülmeyi, alay etmeyi bu ciddiyetin parçası olarak göreceksin.
Kısacası devrimcilik oynamayacak, devrimcilik yapacaksın. Onun bunun ne dediğine bakmadan ve iradene güvenerek burnunun dikine gidecek, bu zorba düzeni devireceksin!

İlgili Haberler