Diyalektik ve evrim

Küçüklükten beri beni cezbeden konulardan biridir evrim. Etrafımızdaki hayatın nasıl oluştuğunu, hangi yolu izlediğini ve durdurulamaz değişkenliğini kavramaya çalışmak heyecan vericiydi. Daha sonra beni asıl çeken şeyin değişimin kendisi olduğunu fark ettim. Her şey sürekli bir değişim içerisindeydi. Bunun sebebi neydi? Bir şey var olduktan sonra neden değişir?

Varlığı sorgulatan bu sorular akla Hegel’in ünlü cümlesini getiriyor. “Gerçek olan rasyonel, rasyonel olan gerçektir.” Gerçekten de öyle. Bir kara canlısını düşünelim. Örneğin 50 milyon yıl önce yaşamış Pakicetus. Kendisi dört ayak üzerinde hareket eden bir memelidir. Bu canlının ayakları gerçektir ve karada hareket etme görevini yerine getirdiği için rasyonel bir oluşumdur. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz. Demek ki hareket etme gerekliliğini yerine getirdiği için rasyoneller. O zaman gerçeklik niteliği yalnızca aynı zamanda gerekli olan şeylere aittir. Doğaya baktığımızda canlılar yaşadıkları ortam şartlarında hayatta kalabilmek için çeşitli donanımlara sahiptirler. Köstebeklerin toprağı kazmaya yarayan ön ayakları güçlü ve geniştir. Ördekler yüzerken perdeli ayaklarını kullanır. Kutup ayılarının kürkleri çok kalındır. Bunlar birer gerekliliktir ve gerekli olan kaçınılmaz olarak gerçektir. Habitatına uyum sağlayamayan canlılar öldükleri için bir sonraki nesle kendi genlerini aktaramazlar, bu gerekliliklere sahip olan canlılar üreme şansına sahip oldukları için bir sonraki nesil onlar tarafından şekillenir ve hayatta kalma şansı yüksek yavruları oluştururlar. Doğal seçilim gereklilikleri yaşatır. Gerçeklik önceden kestirilemeyeceği için ileriye dönük kesin bir şey söyleyemeyiz tabi ki ama çıkarımda bulunabiliriz.

Gerekli olan şeyler varsa neden sürekli değişim var? Bu soruya bizim Pakicetus ile cevap verelim. Bu canlı zaman içerisinde su yaşamına uyum sağladı. Bulunan fosillerde arka bacakların giderek küçüldüğü, işlevini kaybettiği görülmektedir ve yok olmanın eşiğindedir. Süreç boyunca canlı başka türlere dönüşmüştür. Ve en sonunda günümüz Grönland balinasını (Pakicetus -Ambulosetus- Basilosor- Balaena mysticetus) oluşturmuştur.  Pek çok sebep buna yol açmış olabilir. Büyük olasılıkla karadaki besin kıtlığı canlıyı sudan beslenmeye zorlamıştır. Pakicetus gerçekti fakat şimdi onun yerini alan Grönland balinası da gerçektir. Demek ki süreç boyunca canlının arka ayakları olması rasyonelliğini yitirmiştir. Benzer bir örnek 1789 yılı Fransız monarşisidir. O kadar irrasyonelleşmiştir ki o anda gerçek olan şey devrimdir. Baktığımızda bir zamanlar rasyonel olanın kendi zıttına dönüşü gerçekleşmiştir. Karada yaşayan bir canlının sudaki hayata uyum sağlaması ilk başta ne kadar mantıksız görünse de bu gerçekleşmiştir. Diyalektik bunu şöyle açıklar: Her şey irrasyonellik ile lekelenmiştir ve insan zihninde rasyonel olan her şey hali hazırdaki gerçekliğe ne kadar ters düşerse düşsün kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir. O halde gerçek olan rasyoneldir; var olan her şey yok olmaya mahkûmdur. Evrim, diyalektiğin doğadaki yansımasıdır. Ve evrim asla durmayacaktır çünkü hiçbir şey nihai, mutlak veya kutsal değildir.

İlgili Haberler