Erdoğan’a Neden Karşıyız?

Başlıktaki soruyu okuyucularımızın yanıtlaması zor olmasa gerek. Yüzlerce konuda binlerce örnek verilebilecek kadar geniş bir havuzdan söz edebiliriz. En basitinden üç yıl önce bugün ne olduğunu hatırlatmak yeterli olacaktır.

Bizim bu soruyu gündeme getirmemizin ise kuşkusuz başka bir nedeni var. Özellikle ekonomik krizin açıkça görülmesi ile birlikte iktidar kanadında ortaya çıkan ne yapacağını bilememe hali muhalefetin de bırakın bir planı, ifade ettiği görüşlerin herhangi bir doğrultusunun olmadığını kanıtlıyor. Bir gün yabancı yatırımcıya yeterince güven verilmediği üzerinden yapılan ve çok açık ki emperyalist odaklarla bağımlılık ilişkilerinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan “muhalefet”; ertesi gün IMF’siz IMF programı anlamına gelen McKinsey danışmanlığına da karşı çıkıyor. Erdoğan ve damadı arasındaki tutarsızlığın yalnızca onlara özgü olmadığını gösteriyor.

Mevcut krizin temel nedeninin 2001 krizinden sonra IMF tarafından Türkiye’de Kemal Derviş eliyle hayata geçirilen ekonomik modelin olduğu unutturuluyor. Hatta o dönemde dünyadaki para politikaları nedeni ile oluşan bolluğun yarattığı geçici rahatlama bir tür doğru hamle olarak değerlendiriliyor, iktidarla “başarıyı” sahiplenme yarışına giriliyor. Kamu mallarının sermaye tarafından yağmalanması, emekçilerin örgütsüz ve güvencesiz hale getirilmesi, üretken olmayan sektörlerin ekonomiyi şişirmesi, Türkiye’nin kara para aklama merkezi olarak işlev üstlenmesi ve tüm bunların olumlu görülmesi konusunda iktidar ve muhalefet ortaklaşıyor.

Muhalefetin bu hali ekonomi ile de sınırlı değil. Erdoğan ve rejiminin toplum üzerinde kurduğu baskıya halktan güç alarak yanıt veremeyenler evrensel demokrasi standartlarından dem vuruyor. Oysa aynı evrensel demokrasinin, yani emperyalizmin Erdoğan’ın iktidara gelmesinde ve tutunmasında oynadığı rol hiçe sayılıyor. Suriye’ye, Irak’a, Libya’ya ve istedikleri gibi sömüremeyeceklerini düşündükleri birçok ülkeye yaptıkları “demokratik” müdahalelerin lafı bile edilmiyor. Brezilya’da seçimlerin ikinci turu ile birlikte iktidara gelmesi beklenen faşist Bolsonaro’ya olan açık ve hatta ateşli emperyalist destek görmezden geliniyor.

Türk Lirası hızla değer kaybediyor, enflasyon zaten yüksek olan yıllık hedefi üç ay önceden geçiyor, toplu işten çıkarmalar başlıyor; milyonlar hızla açlık sınırının altına itiliyor. 2018, emeği ile geçinenlerin üzerine kabus gibi çöküyor. Ülkedeki temel tartışma ise 1962 yılında İsmet İnönü’nün Amerikan bayrağı sallaması oluyor. Bugüne ilişkin temelde hiçbir farklı görüşü olmayanlar, dikkatler 56 yıl öncesine çekilince şevkle tartışmaya katılıyorlar. O zaman da aynı şeyi savunuyorlardı deyip geçmekle yetinelim. Biz bugünü ve yarını tartışmak istiyoruz.

Başlıktaki soruya dönelim. Yüzlerce konuda binlerce yanıt verilebilir demiştik. Sadeleşmek ve bazılarını bugün öne çıkarmak gerekiyor. Biz Erdoğan’a emperyalistlerle bir olup, kuruluşu cumhuriyet dönemine kadar uzanan kamu mallarını yağmaladığı için, yine emperyalistlerin talimatları ile bölgemizi kan gölüne çevirdiği için karşıyız. Emekçilerin vergisi ile patronları koruduğu için, biz evimize alacağımız bir tane domatesin hesabını yaparken gözümüzün içine baka baka kriz yok yalanını söylediği için, üç yüz yıl öncesinin vahşi koşullarında çalıştırılmaya isyan eden havalimanı işçilerini hain ilan ettiği için karşıyız. En önemlisi de krizden çıkışın tek gerçekçi ve kalıcı yolu olan bağımsızlığı ve emeği temel alan bir programı uygulamak için karşıyız.

Düzen muhalefeti yalnızca mızmızlanıyor. Biz bugüne, yarını kurmak için karşıyız!

 

İlgili Haberler