20 Kasım 2017 Pazartesi

FKF MYK Üyesi Birsen Özge Gökçe yazdı : Kadınlar,Cumhuriyet ve AKP


Birsen Özge Gökçe
Birsen Özge Gökçe

İstanbul Üniversitesi – b.ozgegokce@gmail.com


Birsen Özge Gökçe

Ülkemizin tüm ilerici birikimini silip atmayı hedefleyen bir iktidar ile karşı karşıyayız. AKP/Saray Rejimi laikliğe, cumhuriyete yönelik gerici saldırılarını her gün artırıyor. Cumhuriyeti, laikliği toplumsal yaşamın her alanından tamamen yok ederek gerici bir tek adam diktatörlüğü kurmaya çalışan AKP iktidarı bu doğrultuda kadınların cumhuriyet tarihi boyunca karşı karşıya kaldığı en ağır ve sistematik saldırının yürütücüsü aynı zamanda.

AKP hükümeti, iktidarı boyunca kadınlara yönelik saldırıların hem hukuki hem toplumsal zeminini hazırladı. Laikliği silmeye yönelik hamleler; kadınların kıyafetinden, kahkahasından, saat kaçta nerede olduğundan ve bir çok başka bahaneden ötürü saldırıya uğramasının önünü açtı. AKP’li bakanların, vekillerin ve Tayyip Erdoğan’ın gerici, kadın düşmanı, cinsiyetçi söylemleri ile kadın düşmanlığı meşrulaştırıldı. Kadın katilleri ve tecavüzcüler mahkemelerde sistematik olarak iyi hal indirimleriyle aklandı.

Kadınların onlarca yıllık mücadeleleriyle kazandıkları haklar ise gasp ediliyor, işlevsizleştiriliyor. 2012 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın “Her kürtaj bir Uludere’dir.” açıklamasından sonra kürtaj devlet hastanelerinde fiili olarak yasaklandı. 2015’deki bir araştırmaya göre ise kürtaj konusunda herhangi bir yasal değişiklik yapılmamasına rağmen İstanbul’da 28 devlet hastanesinden yalnızca ikisinde kürtaj yapılabiliyor. Gasp edilen bir başka kazanım ise İstanbul Sözleşmesi. İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddete dair uluslararası alanda bağlayıcılığı olan ilk sözleşme ve İstanbul’da imzalandığı için bu şekilde anılıyor. Türkiye’nin 2014 yılında imzalayan ilk hükümet olmakla övündüğü İstanbul Sözleşmesi, yürürlükte olmasına rağmen işletilmiyor.

Bugün ise kadınların kendi elleriyle kazandıkları haklar tamamen silinmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz sene “Tecavüzü AKlama Yasası” olarak bilinen, tecavüze uğrayan kız çocukları faille evlendirildiğinde failin ceza almaması anlamına gelen yasa tasarısı kadınların tepkisiyle geri çekilmişti. Bu yıl ise AKP iktidarı müftülüklere nikah yetkisi verecek yasa tasarısını gündeme getirdi. Bu yasa tasarısıyla kadına yönelik şiddetin önünü daha da fazla açmak, çocuk istismarını meşrulaştırmak hedefleniyor. Laikliğe tamamen aykırı bu yasa tasarısına karşı kadınlar yine ülkenin dört bir yanında sokağa çıktı. Ancak Tayyip Erdoğan “İsteseniz de istemeseniz de o yasa meclisten geçecek!” dedikten sonra yasa bir gece yarısı apar topar meclisten geçirildi.

AKP iktidarının kadınlara yönelik saldırıları sebepsiz değil elbette. Tekil olarak bakıldığında; kürtaj yasağının iktidarın nüfus politikalarıyla, “esnek” kadın emeği politikalarının iktidarın piyasacı karakteriyle ilişkisini tespit edebiliriz. Ancak bunlardan öte, ülkemizi gerici ve piyasacı bir tek adam diktatörlüğüne sürükleme hedefinde olan AKP’nin gücünü aldığı sacayaklarından birinin gericilikle iç içe geçmiş bir cinsiyetçilik ve bunun en güncel politik çıktısı olarak kadın düşmanlığı olduğunu söylemek mümkün.

Cumhuriyet ve laiklikle hesaplaşmak, beraberinde kadınların özgürce ve eşit koşullarda yaşayabilmesiyle hesaplaşmak demek. Ülkenin ilerici birikimine saldırmak aynı zamanda kadınların onlarca yıllık mücadeleleri ile kazandıkları haklarını silip atmaya çalışmak anlamına geliyor. AKP laikliğe saldırdıkça kadınlar daha yüksek sesle laiklik diyor çünkü laiklik, kadınların özgürce yaşayabilmesi için hayati önem taşıyor. İşte bu noktada kadın düşmanlıği ayyuka çıkmış AKP iktidarının karşısına attığı her adımda kadınlar çıkıyor. Kadınlar yaşamlarına yönelik saldırılarda OHAL şartları altında sokakları dolduruyor, 8 Mart Gece Yürüyüşleri rekor katılımlarla geçiyor.

Bu topraklarda kadınların mücadelesinin gece yarısı tek adamın sözüyle meclisten geçirilen yasalarla koparılıp atılamayacak kadar kuvvetli kökleri var. Bu ülkenin tarihinde Selma Rıza’ların, Halide Edip’lerin, hakları için mücadele eden kadınların, 1987’de “Dayağa Karşı Yürüyüyoruz!” diyenlerin silinmez izi var.

Aynı cüretle bugün Saray’ın karşısında duran; tecavüz yasasını geri çektiren, müftülük yasasına karşı sokakları dolduran, kampüsleri gericilere ve tacizcilere dar eden kadınlar laikliği kazanacak. Kazanacağız. Çünkü kadınların özgürce yaşayabildiği ülkeye giden yolda laiklikten başka seçenek yok.