Gazeteci Burcu Karakaş: ”Şu an birçok gazeteci işsiz. İşsiz kalanların çoğu da kadın!”

Genç Gazete-Nisanur Yıldırım

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi Gazeteci Burcu Karakaş’la buluştuk. Gazeteciliği, medyada kadın olmanın zorluklarını, bu zorlukları nasıl aştığını, Türkiye’deki kadın hareketini ve 8 Mart’ı konuştuk.

Nisanur Yıldırım: Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunusunuz. Şu an Deutsche Welle Türkçe’de gazetecilik yapıyorsunuz. Bu süreç nasıl oldu? Siyaset mezunu olarak gazeteciliğe, medyaya nasıl geçtiniz? Bir kadın olarak yaşadığınız zorluklar nelerdi?

Burcu Karakaş : Siyaset Bilimi okurken gazeteci olacağıma dair net bir düşüncem yoktu. Bölümden mezun olanlar genelde özel sektörde işe giriyordu ama ben bunu istemiyordum. Yazı yazmayı çok seviyordum. Ne yapabilirim diye düşündüm. Gazetecilik üzerine Amerika’da yüksek lisans yaptım. Bundan sonra bu alanda çalışmaya başladım. Bir kadın olarak yaşadığım zorluklardan en göze çarpanı ciddiye alınmamaydı. Hem kadın olarak özellikle genç bir kadın olarak hafife alınma gibi şeyler yaşadım. Özellikle telefonla görüştüğüm insanlar karşısında bunu yaşıyordum. Aslında sahada özellikle taşraya gittiğinizde herhangi bir erkeğin gördüğü saygıyı görüyorsunuz. Bu da enteresan bir şey. Türkiye’nin birçok şehrine haber için gittim. Yanımda bir foto muhabir arkadaşımla. O erkek, ben kadın. Birçok kahvehaneye girip erkeklerle konuştum. Bir terslikle karşılaşmadım hiç. Bu işin saha kısmı. Kurum kısmında ise kimse sizin yazılı olarak önünü kesmiyor ama bir kadın gazeteci olarak belli yerlere gelmenize müsaade ediyorlar. Sonuçta yazı işlerinin çoğunluğu erkek ya da karar mercilerinin çoğunluğu erkek. Bir yandan medyada çalışan çok kadın da var. Geldiğimiz nokta ortada. Bunlar tabii ki konuşulması gereken çok önemli şeyler ama şu an o noktada değiliz. Şu an birçok gazeteci işsiz. İşsiz kalanların çoğu da kadın bu da bilinir bir şey tabii. Yani her iş sektöründeki gibi ilk gözden çıkarılan kadınlar oluyor ki ben de Milliyet gazetesinde çalışırken atılan bir gazeteciyim. Şu an serbest çalışıyorum. O yüzden saha kısmı ayrı, kurum kısmı ayrı. Ama genel olarak her alanda olduğu gibi medyada da kadın olmak zor.

 

Nisanur Yıldırım:  Bir kadın gazeteci olarak yaşadığınız bu zorlukları nasıl aştınız?

Burcu Karakaş: Çeşitli durumlarla karşı karşıya kalıyorsun ama zamanla bunları nasıl alt edeceğini öğreniyorsun. Şöyle bir örnek verebilirim. Telefonda konuştuğun bir başhekim. Merhabalar ben Burcu Karakaş. Milliyet gazetesinden arıyorum bir konu hakkında diyorum. Gelen cevap : “Canım o öyle değil” gibi cevaplar alıyorum. Tanımadığın bir insana normalde siz diye hitap edersin, ben kimseyle sen diye konuşmuyorum telefonla. Siz benimle böyle konuşamazsınız deyip yüzüne kapatmak gibi şeyler yapıyorsunuz. Bu başhekim ya da herhangi bir kimse olabilir. Yani karşındakinin seni tamamen genç bir kadın olarak görüp yaptığınız işe bile saygı duymadan bu şekilde laubali davranması sonucu siz de ona göre gardınızı alıyorsunuz. Ya da konuşma tarzınız düzgün değil, başka şekilde hitap edin gibi şeyler söylüyorsunuz. Genelde tabii ki karşılaştığınız zorluklar erkeklerden geliyor. Gündelik hayatta erkeklerle nasıl mücadele ediyorsak işte de öyle mücadele ediyoruz. Mesela Van Depremi olduğu zaman Van’a gittiğimizde siyasi partiden biri bana : “ Zorlanmıyor musunuz? ” demişti. “Ne için?” dedim. “Bir bayan olarak yani.” diye karşılık verdi. “Neden zorlanayım. Benim yanımdaki foto muhabir arkadaşımdan ne farkım var?” dedim ben de. İşte tuvalet vs zorluk oluyor diye cevap verdi bana. Tuvalete gitmek zorsa onun için de zor yani dedim ben de. Bu şekilde onun her söylediğine neden öyle söylüyorsun diyerek uzattım, karşı çıktım. En sonunda sustu. Bu direkt bir kadın gazeteci olarak sahada karşılaştığım bir şey değil ama böyle tepkiler olabiliyor.

 

Nisanur Yıldırım: Bir kadın gazeteci olarak riskli, tehlikeli haberlere gönderilmediğiniz oluyor mu?

Burcu Karakaş:  Evet, genelde erkekleri gönderiyorlar. Patlama, yangın, deprem, sıcak haber vs gibi durumlarda geçerli oluyor. Şu an bir kuruma bağlı çalışmadığım için o kadar sıcak habere de gitmiyorum ama bazen bu tarz olaylar oluyor sektörde. Örneğin Van Depremi zamanı sahada çalışan çok fazla kadın gazeteci yoktu. Elbette kadın yok değildi vardı ama çoğunluğu erkekti.

 

Nisanur Yıldırım:  Medyada en çok ses getiren konulardan biri kadın haberleri. Bunları yaparken gazetecilik etiği açısından nelere dikkat ediyorsunuz?

Burcu Karakaş: Bunun bir formülü yok elbette ama kadını mağdur etmeyen bir dil kullanılmasına, özellikle görsellere çok dikkat ediyoruz. Görseller yapılan haberlerde çok önemli.  Bazıları kadınları mağdur edici ve incitici olabiliyor. Bunların kullanılmamasına özen gösteriyoruz. Kadının/çocuğun ifşa edilmemesi de çok önemli. Öldürülmüşse hatırasına saygı duyarak olayı magazinleştirmeden konunun hak odaklı ele alınarak haber yapılmasına dikkat ediyoruz. Dil, kullanılan söylem haberlerde çok önemli. Cinsiyetçi dil kullanmamak için üst düzeyde özen gösteriyorum. Medyadaki erkek söyleminin dışına çıkarak haber metinlerini kotarmaya çalışıyoruz.

 

Nisanur Yıldırım: Türkiye’de kadın mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir gazeteci olarak nasıl bakıyorsunuz?

Burcu Karakaş: Medyadaki haber dilinin değişmesinde ana etkinin kadın hareketi olduğunu düşünüyorum. Kadın hareketinin bir kazanımı olarak biz medyada bugün cinsiyetçi söylemlere tepki verildiğini görüyoruz. Kadınların verdiği tepki olmasa bir cacık olmaz medyadan. Bunu sağlayan kadın hareketi. Her zaman söylemekten mutluluk duyuyorum. Evet ben bir gazeteciyim ama kendimi kadın hareketinin de bir parçası olarak da görüyorum.

Nisanur Yıldırım: Feminist misiniz?

Burcu Karakaş: Evet, feministim. Kadınların ideolojik ayrımlara karşı bir arada olması gerektiğini düşünüyorum özellikle bu dönemde. Bazı konuların tartışmaya açık olmaması lazım. Elbette ideolojik farklılıklarımız olacak bundan daha doğal hiçbir şey olamaz. Türkiye’de şu an en güçlü ve sağlam hareketlerden biri kadın hareketi hiç kuşkusuz. 8 Mart’ta 3-5 kadın çıktı yürüyor değil. Her yıl o yürüyüşlerin nasıl geçtiğini, ne kadar kalabalık olduğunu görüyoruz. Bu yüzden azımsanmayacak şekilde en örgütlü ve güçlü hareketlerden biri.

 

Nisanur Yıldırım: Son olarak 8 Mart’a dair söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Burcu Karakaş:  8 Mart’ın bazen ne olduğunu unutuyoruz.  Bugün “Emekçi Kadınlar Günü” . Medya ve basında da gördüğümüz gibi günün anlamından saparak yapılan kampanyalar, düzenlenen etkinlikler, kozmetik firmalarının indirim çılgınlığı gibi şeylerin 8 Mart’la alakası yok. Emekçi Kadınlar Günü bu değil.

Son olarak 8 Mart vesilesiyle burdan bütün emekçi kadınların gününü kutluyorum.

 

 

Nisanur Yıldırım: Çok teşekkür ederim.

Burcu Karakaş: Ben teşekkür ederim.

İlgili Haberler