20 Kasım 2017 Pazartesi

Halkçı – Cumhuriyetçi – Devrimci Atılım İçin (3)


Murad Karabulut
Murad Karabulut

Ankara Üniversitesi


Türkiye’nin şu anda yönetim biçimini Saray Rejimi olarak adlandırıyoruz. Saray Rejimine, onun etrafında yuvalanan tarikatlara ve burjuvanın sessiz sedasız kar oranlarını arttıran ikiyüzlü tutumuna karşı devrimciler ve cumhuriyetçiler olarak laik, halkçı bir cumhuriyet atılımı yapmanın zamanı geldi hatta geçiyor.

Somut olarak neler yapabiliriz sorusuna gelmeden önce iki not ve fırsat olarak şunları aklımızın bir köşesine yazmamız lazım. Deniz Yıldırım’ın belirttiği gibi birincisi “Batı’da kriz sağ popülistleri iktidara taşırken; Türkiye’de sağ popülist iktidar ve ittifakları ülkeyi krize taşıyor.”[1]  İkincisi “Batı merkezlerinde, burjuva demokratik devrimleriyle kurulan cumhuriyetlerde Cumhuriyetçilik bugün aşırı sağ söylem ve stratejinin otoriter maskesine dönüşürken; Türkiye’de cumhuriyetçilik hiç olmadığı kadar sol, demokratik bir gündem maddesi artık ve siyasal söylemde de sağın Saraycı-monarşist eğilimleri karşısında uzlaştıran ve birleştiren bir toplam program aynı zamanda.”[2]

Artık neler yapabiliriz sorusunu sormanın zamanı geldi. Öyleyse başlayalım.

Neoliberal modelin krizini halkçı atılımlarla fırsata çevireceğiz.

Neoliberalizmin piyasalaştırdığı temel haklarımız (eğitim, sağlık, çalışma, sosyal güvenlik…) için dayanışma ağları kurarak bunları bir meta olmaktan çıkartabildiğimiz kadar çıkartacak ve buraları mücadele başlığı haline getireceğiz. Sağlık meclisleri, emek direnişleri, laik eğitim mücadelesi…

Sermayedarlara peşkeş çekilerek özelleştirilen ve hali hazırda özelleştirilmek için Varlık Fonu’na devredilen halkın varlıkları tek tek mücadele başlığı haline getirilmelidir. Enformel sektörde insanlık onurunun altında çalışanlar ile bağlar güçlendirilmeli ve emek örgütlenmeleri sadece formel çalışma alanları ile tutulmamalıdır. İnsan onuruna yakışır şekilde çalışmak bir mücadele başlığı haline getirilmelidir.

Kamucu ve örgütlü bir ekonomi modeli savunulmalıdır.

Tarikatların sosyal yardımlarla ayakta tutarak beslendiği – büyüdüğü kesimlerle yani yoksul halk ile dayanışma bağları güçlendirilmeli ve devlet kademelerinde birbiri ile köşe kapmaca oynayan tarikatların halk ile bağı zayıflatılmalıdır.

Etik ve estetik alandaki boşluğumuzu hızla kapatmalıyız.

Küçük burjuva edebiyatına karşı kendi sesimizi yükseltecek kanallar açmalı, var olan kanallara nüfus etmeli, daha çok okumalı ve daha çok yazmalıyız.

Türkiye’nin aydınlanma mücadelesinde en önemli araçlardan birisi olan tiyatro ile olan bağlarımızı güçlendirmeli ve yeni halk tiyatroların açılmasına katkıda bulunmalı, gerekiyorsa biz açmalıyız.

Yerel dergi ve bültenlerin sayısını arttırmalı ve tekelleşmiş medyanın gözlerini kapattığı haberleri halka doğrudan ulaştırmalıyız.

Kimlik politikalarına ve onların beslediği milliyetçiliğe karşı eşit yurttaşlık hakkı talepli mücadele yöntemleri geliştirilmeli.

Halka daha çok temas etmek, daha çok insanın dertlerine çözüm bulacak çalışmalar geliştirmek ve bu çalışmaların takipçisi olmak zorundayız.

Çalışırsak
Kazanacağız!

 

[1] Deniz yıldırım Kriz, Sağ Popülizm Ve Halkçılık, Deniz yıldırım http://www.abcgazetesi.com/kriz-sag-populizm-ve-halkcilik-7437yy.htm

[2] A.g.e.