20 Kasım 2017 Pazartesi

Hekim İntiharları: Öfkemizi Nereye Yönlendirmeliyiz ?


Mehmet Dinçay Yar
Mehmet Dinçay Yar

Ankara Üniversitesi – Tıp


30 Ekim tarihinde 2 hekim ve bir tıp öğrencisi intihar etti. Yazımız bu 3 ölümün getirdiği öfkenin dönüştürücü bir güce nasıl evrileceği üzerine . Öfkeyi umuda dönüştürmeyi başaracağız.Unutacağız demiyorum tersine  öfkemizi diri tutup hekimlerin intihar etmesini önleyeceğiz,çalışma şartlarını iyileştirerek sorunu kökten çözeceğiz. Cümlenin öznesi biziz,bizden başkası olamaz;çünkü en çok biz rahatsızız bu durumdan. Gidişattan rahatsız olmayan,canı yanmayan hiçbir şeyi değiştirmez. Hiçbir açıklama yapmayan “devlet büyüklerinin” canı bizim gibi yanmadı öyleyse çözüm de onlardan gelmeyecek bizim ellerimizle gelecek.

    Yazıya hastanede çalışma şartlarının kötü olmasının sebebiyle başlayalım. Kötü gidişatın sebebi ”Sağlıkta Dönüşüm” yani sağlığın ticarileşmesi. Sağlığın ticarileşmesi hastaların da sağlık çalışanlarının da sömürülmesine yol açıyor. Çok yerimiz olmadığından bu yazıda hastaların nasıl sömürüldüğünü derinlemesine anlatamayacağız. Bu konu ve şehir hastaneleri sonraki yazımızda olacak. Evet başlayalım:

    Rehberi  Dünya Bankası –IMF olan “Sağlıkta Dönüşüm” sağlık sisteminin neoliberalleştirilmesidir. ”Sağlıkta Dönüşüm”ün bir ayağını,sağlıktan özel sermaye birikimi sağlamanın yollarını açmak,insan sağlığını hak olmaktan çıkararak üzerinden daha çok para kazanılır hale getirmek oluşturuyor. Sağlık,kamu hizmeti ve hak olmaktan çıkıp metalaşıyor alınıp satılabilen bir şey haline geliyor. Bu amaçla da son aşaması Şehir Hastaneleri olan özel hastanecilik özendiriliyor. ”Sağlıkta Dönüşüm” denen ahlaksız dönüşümün 2.ayağındaysa  kapitalizmin iş gücünden en fazla artık değeri(sömürü) sağlamak için ortaya attığı ve uyguladığı Taylorizm var. Taylorizm 20.yy başlarındaki fabrikalarda uygulanan bir verimlilik hesabı yöntemi. Hayır yanlış yazmadık fabrika uygulaması ve artık sağlık sisteminin belirleyicisi. Ne kadar garip duyuluyor değil mi? Resmen diyoruz ki hastane fabrika oldu. Aa yok canım bir de hekimler makine,hastalar ürün,sağlık meta oldu diyelim de tam olsun. Peki sizce abartıyor ya da yalan mı söylüyoruz?

    Sağlık fabrikalarında(hastane) hasta başına ayrılan süre,oda,yatak,ilaç,gereç vb.girdiler;birim zaman içinde “üretim bandındaki” hastaya ne kadar zaman,ne kadar ilaç harcanacağı hesaplanıyor ve bunun birim hasta için en az zaman ve maliyetle yerine getirilmesinin hesapları yapılıyor. Hekimden birim zamanda daha çok “ürüne!” (hastaya) bakması,en ucuz maliyetle ürünü üretim bandından indirmesi isteniyor. En ucuz maliyet derken kastımız şu ; 2 hekimin yapabileceği iş 1 hekimle halledilsin ki fazla maaş verilmesin,sermaye biriksin. Diyelim ki bir hekim günde 50 hastaya bakabiliyor fakat muayeneye 100 hasta geliyor. Bu yazıyı okuyan siz değerli insanlara bu hastanede kaç hekim çalıştıralım diye sorsak cevabınız 2 olurdu herhalde. Ama herkes bizim gibi değil(emekçi ve emekçiden yana değil). Özel hastane yönetimleri(patronlar veya idareciler) veya devlet hastanesi idaresi bu sorunun cevabına diyor ki tek hekim 100 hastaya bakar. Eee bakar dediler de hekim bunu kabul eder mi peki ? Böyle sorunca etmez diyesimiz geliyor. Peki hekimin direnişini kırmak için verilen bir sus payı var mı diye sorgulayalım hemen… Haaah işte bulduk  Performans Sistemi: Hekimlerin ücretlerini kaç hasta baktıklarına,operasyon yaptıklarına,reçete yazdıklarına göre alması.Ne kadar istemese de para ve iş kaygısıyla hekim bu sisteme razı oluyor ve az hekimle çok iş yapılan bu cendereye giriyor.

Sonuç mu? Dünya Sağlık Örgütü standart bir muayene süresi 20 dakika olmalı derken hastane idaresinin keyfine göre 5 dakikaya indirilen muayene süreleri… Günde 100 hastaya bakması gereken hekimler… Yani her hastaya en çok 4 ile 8 dakika arası zaman ayırıp hata yapmaması gereken hekimler. Hata yaptığında sistemin başındakileri değil de sadece kendi sorumlu bulunan hekimler. Bu neye mi sebep oluyor? Hekimler hastaya ayırdıkları sürenin hataya sebebiyet verecek denli az olduğunun farkında. Bu  farkındalık her an tedirgin çalışmalarına sebep oluyor. Tedirginlikle de bitmiyor 36 saati bulan nöbetler tabloya yorgunluk ekliyor. Yorgun ve tedirgin bir hekimin canla uğraşması ve hızlı olması gerekiyor. Bir daha soralım hekim makineleşti derken abartıyor muyuz?

30 Ekim’de iki hekim intihar ederek yaşamlarına son verdi. Batman’da görevli Kalp Cerrahı Uzm.Dr.Engin Karakuş ardında “Bıktım baş ağrılarından” yazan bir not bırakıp intihar etti. Adana’da pediatri asistanı Dr.Ece Ceyda Güdemek çalışma koşullarının kaldırılamaz olduğundan bahsettiği bir mektup yazıp intihar etti. Tıp endüstrisinden, şehir hastanelerinin müteahhitlerinden,özel hastane zincirlerinden başka kimsenin yüzünü güldürmeyen, hekimleri insani olmayan şartlarda çalıştıran bu ahlaksız sistem batsın.

Şöyle zihnimizi aralayıp bakınca hepimiz piyasacı, ticari sağlıktan hoşnut olmadığımızı görüyoruz değil mi? Sonra bir çözüm aramak istiyoruz kimimiz bulamıyor, alternatifi göremiyor değil mi? Görenler görmeyenlere anlatmalı. Anlatmalı Küba’da ki sosyalist sağlık sistemini .Hekimin de hastanın da çok mutlu olduğu o sistemi. Kübalı hekimlerin akciğer kanserinin ilerleyişini durduran bir aşı bulduğunu ve bu aşının Küba devleti tarafından üretilip halka 1 dolara verildiğini(satıldığını değil) hepimiz bilelim. Küba’da hekimlerin nasıl güzel şartlarda ve haz alarak çalıştığını bilelim. Alternatifi biliyoruz. Peki gelelim “Ben mi değiştireceğim bu sistemi” sorusuna? Biz değiştireceğiz ya da koşullar daha da kötüleşecek intiharlar artacak… Hekimlerin intiharını önlemek, çalışma şartlarını iyileştirmek meslektaşlarımıza borcumuzdur. Hep birlikte sağlıkta özelleştirmeye, sağlığın hak olmaktan çıkarılmasına bir dur diyelim. Sağlık çalışanlarının çalışma şartlarını düzeltelim, ücretsiz tedavi için nüfus cüzdanı göstermeyi tek gereklilik haline getirelim. Yaşasın toplumcu sağlık!

Kaynakça: http://ilerihaber.org/icerik/intihar-eden-asistan-hekimin-ailesi-calisma-kosullari-agirdi-mobbing-yapiyorlardi-78306.html

https://twitter.com/halkindoktorlri?lang=tr

“Paran Kadar Sağlık”-Mustafa Sönmez -Yordam Kitap