Hesaplaşmaya doğru Türkiye ve SYRIZA

Yunanistan’da önceki gün yapılan seçimler, SYRIZA’yı ciddi bir oy oranı ile iktidara taşıdı. Beklenen oldu. Bu gelişme ciddi bir hesaplaşmanın eşiğinde olan Türkiye’de de kimi tartışmaları hızlandırdı.

Hızlanan tartışma önemli bir sorunu şimdiden çözmüş gözüküyor. Türkiye solunda tartışma iktidar odaklı yapılıyor. Bana soracak olursanız en olumlu değişiklik bu. Tartışma, SYRIZA’nın yapacakları/yapamayacakları ile birlikte sürecek. Şimdiden kimi başlıkları netleştirmekte, taraftar mantığıyla değil Türkiyeli devrimciler olarak değerlendirme yapma yeteneği kazanmak için kimi köşe taşlarını oturtmakta fayda var.

SYRIZA’yı iktidara taşıyan faktörler:

  1. Uluslararası faktörler: Emperyalist kapitalist sistem, daha önce de çokça vurguladığımız gibi emekçilere, gençliğine, halka “güzel günler gelecek” masalı anlatma becerisini yitirdi. Haliyle, kimse biraz daha dişimizi sıkalım kurtulacağız psikolojisine hapsolmuyor. Emekçiler, derhal çözüm istiyor. Emperyalizm bir süredir bir makro plana sahip değil. Gelişmelere günübirlik yanıtlar veriyor. Bu nedenle örneğin Almanya bir süreliğine taviz verip sistemin işlemesini sağlama gibi bir yola yanaşmıyor. Çünkü yakın gelecekte neye ihtiyaçları olacağını onlar da bilmiyor.
  2. Ulusal faktörler: Avrupa Birliği, Alman emperyalizmi de diyebiliriz, birlik projesinin sömürü yükünün tamamına yakınını birliğin zayıf ülkelerine yıkıyor. Bu durum ilk olarak, birliğe mali usulsüzlük sayesinde dahil olan Yunanistan’ı batırdı. Emperyalistler ve Yunan burjuva iktidarı çözüm olarak yükün tamamını işçi sınıfına yüklemeye çalıştı. Yunan işçi sınıfı kazanımlarına sahip çıktı ve bu plan geri tepti. Düzen kendi içerisinde bu süreci yönetecek kadrolar çıkaramadı, sosyalizmden kadro devşirme arayışına girdi. Bu arayış aynı zamanda solun düzende gedikler açması için bir olanak anlamına da geliyor. Çipras’ın, Yunanistan Komünist Gençliği içerisinden yetişmiş bir siyasetçi olduğu not edilmeli.
  3. Öznel faktörler: İlk iki faktörün etkisi sayesinde toplumsal algıda geleneksel olana razı gelme hali şimdilik bitmiş görünüyor. Halk, yeniyi arıyor. Yeni bir düzeni, sosyalizmi savunanlar bu arayışa etkili bir siyasetle yanıt veremedi. Bu durum, sosyalizm programının ayrı ve bağımsız siyasi varlığına rağmen SYRIZA’nın yükselişini olanaklı hale getirdi.

Sonuçlar:

  1. Halkın sol bildiğini desteklemesi, kendisine radikal olarak sunulanı seçmesi SYRIZA’nın ne kadar radikal olduğu ya da olmadığından bağımsız olarak olumludur. Aynı gelişmelerin faşizmi yükseltme olasılığı da vardı. Halkın bu konudaki tercihi, solun önünün açık olduğunu gösteriyor.
  2. Komünistler önemli bir fırsat kaçırmıştır. Savunmacı pozisyon, bu kadar olanaklı bir iklimde bile kadrolarını ve halihazırda var olan mevzilerini korumaktan ötesini başaramamaktadır. KKE adına şimdilik en önemli başarı, kendi mevzilerini SYRIZA’ya kaptırmamış olması. Veriler, SYRIZA’nın temel oy artışını PASOK’u eriterek sağladığını gösteriyor.
  3. En büyük tehlike ideolojiler alanında gelmektedir. SYRIZA’nın solun yeni tarzı olması gerektiği şimdiden vaaz edilmeye başlanmıştır. Bu tehlikenin bertaraf edilmesinin yolu SYRIZA’ya küfretme yarışına girmek değil, geleneksel solun programatik hattından taviz vermeden kriz dinamiklerini kendisi için avantaja çevirecek politik manevra kabiliyetine ulaşmasıdır.

Hesaplaşmaya Doğru Türkiye:

  1. Türkiye kriz dinamiklerinin keskinliği, düzenin sıkışması başlıklarında Yunanistan’dan o kadar da farklı değildir. Farklı olan, toplumu kesen siyasi ayrışma başlıkları, gerici diktatörlük koşullarıdır.
  2. Bu koşullarda stabil bir Türkiye hayalden öte değildir. Meclis aritmetiğindeki sıkışma sürse de, AKP anayasayı değiştirse de, ya da yerini ılımlı bir geçiş hükümetine bıraksa da Türkiye’nin sakin sularda yüzmesi imkansızdır. Türkiye kriz dinamiklerinin büyüme ivmesinin artmakta olduğu bir zayıf halka ülkesidir. Bu durumu değiştirebilecek ya da erteleyebilecek herhangi bir olasılık ufukta gözükmemektedir.
  3. Daha da öteye gitmek gerekirse, Türkiye emperyalist-kapitalist sistem açısından uzunca bir süredir varlığı sorgulanan bir ülkedir. Emperyalizm bu sorgulamaya bir süre önce AKP rejimi ile yanıt vermiş, model bölgeye uyarlanmıştı. Ancak, “uyumlu islam” modelinin Orta Doğu’da geçici bir dönem için bile çözüm olmayacağı kısa sürede görüldü.
  4. AKP’siz bir AKP rejimi arayışının en önemli tıkanma noktalarından birisi de düzenin sahip olamadığı kadro birikimidir. Türkiye’de diktatörden tam olarak vazgeçilemeyişinin ardında yatan gerçek, burjuva siyasetinin kendi standartlarında değerlendirildiğinde bile karikatür kaçacak siyasetçiler ile yürütülüyor olmasıdır.
  5. Sayılanlar, Türkiye’yi ilericiliğin ve gericiliğin çok sert bir biçimde hesaplaşacağı bir momente doğru sürüklemektedir.

Görevler:

  1. Programatik hattan ve ilkelerden şaşmadan, etkili ve kitle gücü yüksek bir siyasi hat oluşturma ihtiyacı kendisini dayatıyor. Bu hat, asıl olarak kitlelerin laiklik arayışına ve diktatörlük karşıtlığına verilen doğru politik yanıtlar üzerine bina edilebilir.
  2. 2015 seçimlerinde solun, özelinde de Birleşik Haziran Hareketi’nin başı sonu düşünülmüş, seçim sonuçları ne olursa olsun seçimlerden sonra mücadeleye enerji ve güç katacak bir iddiayı önüne koyması, eleştirileri önemsemeden burnunun dikine gitmesi gerekiyor.
  3. Seçimleri aşan, hesaplaşma günü geldiğinde solun iktidara yönelmek için ihtiyaç duyduğu asgari mevzileri oluşturacak bir örgütlenme birikimin yaratılması ihtiyacı ise en güncel görev olarak kendisini dayatıyor.
İlgili Haberler