23 Ekim 2017 Pazartesi

İç mi güvenlik paketi?


Murad Karabulut
Murad Karabulut
Ankara Üniversitesi

17-25 Aralık yolsuzluk olayından sonra gündemi en uzun süre meşgul eden bir diğer olay iç güvenlik paketi olmuştur. Elbette Özgecan ve Bilimsel Laik Eğitim İçin Boykot gündemleri de ulusal çapta yayılmıştır ama iç güvenlik paketiyle ilgili yapılan eylemler durmamıştır ve aksine her geçen gün biraz daha artmaya devam etmektedir. Peki, eğer iç güvenlik paketi meclisten geçerse buna karşı yapılan eylemler duracak mıdır? Öncelikle burada biraz iç güvenlik paketini tanıyalım ve Montesquieu’ye bir selam gönderelim, arkasından Tocqueville’nin derdine ortak olalım. Son olarak da ne, nasıl yapılmalıdır üzerine biraz kafa yoralım.

İç güvenlik paketi nedir?

İç güvenlik paketi AKP’nin son aşamalarına geldiği parti-devlet rejimi üzerinden kurmakta olduğu sünni toplum tezine karşı oluşabilecek her türlü direnişi ve direniş ihtimalini bastırma gücünü kanunlarla eline almak istemesidir ve Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemine geçiş aşamasıdır.

İç güvenlik paketi AKP’nin siyaset tanımını yapar ve bu tanıma uymayan, karşı çıkan herkese devletin yaptırım gücünü kullanır. Örneğin Türkiye’de son zamanlarda AKP’nin en çok sıkıştığı alanlara ve AKP’nin bunları nasıl adlandırdığına bakalım. Ne dediğimiz daha iyi anlaşılsın.

17-25 Aralık yolsuzluk süreci AKP tarafından “Darbe” olarak adlandırıldı.

Soma’da burjuvazinin daha çok para kazanması adına 301+ işçinin öldüğü kaza “Bu gün siyaset yapılamaz” denilerek kapatıldı.

Suriye’deki muhalif gruplara silah ve mühimmat taşıyan MİT tırları ile ilgili belgelere yayın yasağı konuldu.

Özgecan’ın vahşice katledilmesinde AKP hükümetinin ve geleneği olan hükümetlerin yarattığı erkek egemen toplum ve bunun bir üst basamağı olan şeriat fikri yokmuş gibi sokakta verilen tepkilere de “Özgecan siyasallaştırılmasın” denilerek bugüne kadar söyledikleri sözlerin üstü kapatılmaya çalışıldı.

Kısaca, iç güvenlik paketi AKP’nin, siyaseti, ona oy veren çıkar grupları üzerinden milli irade olarak tanımlamasını meşrulaştırma işlemidir ve bundan sonraki benzer gündemlerde sadece insanları kendi siyaset tanımına uymadığı için ötekileştirmeyecek elindeki devlet gücünü bizzat onlar üzerinde tek tek uygulayacaktır.

AKP’nin siyaset tanımı kendi çizdiği çerçeveden oluşur, geri kalanlar ise darbe, darbeye teşebbüs, milli olay, siyaset yapılamayacak gündem, dış mihraklar, siyasallaştırılamayacak olaylar diye sınıflandırılır ve kendi hatalarının üzeri kapatılmaya çalışılır.

Montesquieu’ye selam…

Montesquieu bundan yaklaşık 350-400 yıl önce birey ya da küçük grupların diktatörvari bir şekilde iktidarı ele geçirmesini engellemek amacıyla güçler ayrılığı ilkesini öne sürmüştür. Hepimizin bildiği yasama-yürütme-yargı üçlemesini ortaya atan kişidir. Bu sivri burunlu, Fransız baronu o zamanın klasik liberal fikirleri altında gelişen ve devletin insanların hayatına fazlaca karışması korkusu üzerinden “iktidar, iktidarın gemi freni olmalıdır” diyerek bu fikri ortaya atmıştır. Bundan sonraki demokratik sistemlerin hepsinde de bu ayrılık ilkesi benimsenmiştir.

Elbette bu ilkelerin hepsi AKP tarafından tek tek yok sayılmıştır. Çünkü AKP için demokrasi zamanı geldiğinde inilecek bir tramvaydan başka bir şey değildir. (Bu yok saymalara örnek vermek konuyu dağıtacağı gibi yazının da içeriği değildir ama merak edenler Yargı’da en bariz örneklerden Ergenekon ve Balyoz’dan başlayabilir.)

İç güvenlik paketi, meclis görüşmeleri ve Alexis Tocqueville

İç güvenlik paketinin artık ne olduğunu biliyoruz. İç güvenlik paketiyle ne yapılmak istendiğini de biliyoruz. Peki, iç güvelik paketi mecliste nasıl görüşülüyor?

Meclis: Parlamenter sistem, özellikle Türkiye’deki gibi darbe zamanından kalmış baraj sistemiyle, çoğunluğun istediğini yapabildiği yerdir. Bu yaptığım tanıma bundan bir ay öncesine kadar karşı çıkan pek çok kişiyle bugün muhalif milletvekillerinin mecliste oturma eylemi gibi eylemler yapması sonucunda uzlaşıyor olmamız gerçekten umut vericidir. İç güvenlik paketi, Türkiye’deki insanların siyasi fikirlerinin tamamının temsil edilmediği bir mecliste, kendini temsil ettirecek kadar milletvekili çıkarmış farklı muhalif kesimlerin itirazlarına kulak asılmadan; kanun tekliflerinin hızlıca okunup çoğunluk olan AKP milletvekilleri tarafından acele bir şekilde geçirilmektedir. Eğer buna karşı aldığınız oyu temsilen halkın tepkisinin olduğunu söylerseniz herhangi bir AKP milletvekilinden kafanıza tokmak yersiniz.

Sadece bir örnek vererek size determinist bir bakış açısı yaratmak istemiyorum. Bu yüzden AKP’nin iç güvenlik paketini geçirme telaşından ayrı olarak bir örnek daha verelim ve Tocqueville’ye atıf yaparak bölümü kapatalım.
Parlamenter sistemde hükümet denetlemenin çeşitli yolları vardır. Bunlardan birisi soru sormaktır. Soru, hükümetin görev alanıyla ilgili açık ve belli bir konuda bir milletvekilinin başbakan veya ilgili bakandan bir önerge ile bilgi istemesidir. Sözlü olabildiği gibi yazılı da sorulabilir. 2014’ün ilk dokuz ayında muhalefetin verdiği 52 bin 447 adet yazılı soru önergesinden sadece 12 bin 40 adedi süresi içinde cevaplandırıldı. Muhalefet bilgi edinemezse hükümet nasıl denetlenecektir?

Demokratik çözüm, AKP’nin deyimiyle milli irade, parlamenter sistemden çıkartılacak yasanın sayılara başvurarak çoğunluğun yönetimini esas almasıdır. Alexis Tocqueville’ye göre ise bu şekilde çıkartılacak yasalar veya kararlar “çoğunluğun zorbalığı” olarak nitelendirmiştir. Bahsettiğimiz çoğunluk sistemi elbette günlük bir sorun değildir ancak AKP hükümetinin parti-devlet inşasında en çok yararlandığı yerlerden birisidir.

İç güvenlik paketine HAZİRAN’ın gözlüklerini geçirmek

İç güvenlik paketine karşı meclisteki milletvekillerinin aldığı tutum, sürecin başından beri, ne pahasına olursa olsun geçirmeyeceklerini bildirmeleri oldu. Ama bunu yaparken bugüne kadarki tutumlarından farklı olarak HAZİRAN’ca karşı durmuş olmaları ve HAZİRAN’ın dilini ve yöntemini meclise sokmuş olmaları önemlidir. Diktatörlüğe doğru adım adım giderken çözüm de tam olarak buradadır. Milletvekilleri Haziran’ın gözlüğünü takmalı ve gerek mecliste gerekse de sokakta AYAKTAYIZ mesajını vermelilerdir.

Yaralanılan kaynaklar:
– HEYWOOD. Andrew; Siyasi İdeolojiler, çev. Ahmet K. Bayram, Özgür Tüfekçi, Hüsamettin İnaç, Şeyma Akın, Buğra Kalkan, Adres Yayınları, 5.baskı Eylül:2013,Sayfa 56-57-58
– http://www.diken.com.tr/ileri-demokrasinin-muhalefet-anlayisi-soru-onergelerinin-dortte-biri-yanitsiz-kaldi/
– http://www.yasader.org/web/stk_el_kitabi/son/4-dorduncubolum.pdf