23 Ekim 2017 Pazartesi

“Interregnum”u Kapatmaya Başlamak


Murad Karabulut
Murad Karabulut
Ankara Üniversitesi

Bundan üç gün önce Metin Çulhaoğlu İleri Portal’daki köşesinde “Interregnum: Nerede Yok Nerede Var”[1] adında bir yazı yazdı. Burada kapitalizmin geçirdiği dönemin interregnum olarak adlandırılamayacağı ve ınterregnumun burada aranmaması gerektiğini tam tersinden sol-sosyalist aydınların bir interregnum döneminden geçmekte olduğunu söylüyordu. Sol-sosyalist aydınların geçmişlerinden kopmamış ama geleceklerini de üretemeyen bir durumda olduklarını ve sol-sosyalist aydınların geçirmekte olduğu bu dönemi artık kapatmaları gerektiğinden de bahsediyordu.

Kapitalizmin kendisine bir gelecek yaratmanın, kendisini sürdürülebilir kılmanın yollarını aradığı zamanlarda Fransız yazar Gustave Le Bon 1895 yılında “Kitleler Psikolojisi”ni yazdı. “Keşmekeşliğin ve karmaşanın zorunlu bir durum aldığı böyle bir dönemden ilerde nelerin meydana geleceğini şimdiden söyleme”nin mümkün olmadığı, içine girilmekte olunan çağın bir “kitleler çağı” olduğunu ve kitlelerin aslında bireyin davranışlarını değiştiren, yozlaştıran, onu iki yüzlü bir hale getiren, yapmayacağı şeyleri yanındakilerden güç alarak yapmasını sağlayan “kalabalıklar” olduğunu söylüyordu. Bu “kalabalıklar” pek çok şeyin belirsiz olduğu dönemde tek belirli olan şeydi. Zaten zor olan geleceği belirlemede işleri daha çok karıştırıyorlardı. Le Bon’un düşünceleri öyle “keskin” bir gözleme dayanıyordu ki kitlelerin insanları içine nasıl aldıklarını ve onları nasıl dönüştürdüklerini, iradeli insanların nasıl “sapma”dan yola devam edebildiklerini tek tek anlatıyordu. “Belli bir maksadı olmaksızın genel bir meydanda toplanmış binlerce kişi” hayvani ve bilinçsizdiler. Üstelik tıklım tıklım kalabalıklardı.

Metin Çulhaoğlu’nun yazısının yayınlandığı gün aynı portalda Ebru Pektaş’ın da “Kitle Hareketlerinin Şeytanlaştırılması: Liberal Heyula Ve Kadın Yürüyüşleri”[2] yazısı yayınlandı.

Ebru Pektaş yazısında Trump karşıtı ayaklanmalardan yola çıkarak özellikle başını kadınların çektiği kitle hareketlerinin hemen nasıl etiketlendiğini ve bu etiketlemelerin kitle hareketi düşmanlıklarına nasıl dönüştüğünü anlatıyordu. Pektaş’ın da söylediği gibi kitleler dizayn edilmiş protestolar olarak bir araya geliyor bu dizayn etmeler küresel bağlamda hemen renkli bir yere oturtuluyordu. Yetmiyor kitlelere geçmişin günahları yükleniyordu. Böylelikle kitleler iki yüzlü “kalabalıklar” haline dönüşerek “şeytan”laştırılıyorlardı.

Le Bon 1895 yılında kitabını yayınladı. Aynı yıl Friedrich Engels öldü. Birisi kitleleri ahlaksız, iki yüzlü, hayvani, bilinçsiz “kalabalıklar” olarak nitelendirirken diğeri kitlelerin neden sokağa çıktığını tarihsel olarak araştırıyor, kitleleri sokağa çıkartan sistemi sorguluyor, bu sistemin yerine yeni bir sistem gelmesi gerektiğini söylüyor ve bu kitlelerle birlikte yeni sistemi kurmak için mücadele veriyordu.

Sol-sosyalist aydınların interregnumunu kapatacak olan da bu mirastır. Kitleleri şeytanlaştırmayan, onlara temas edebilen, onlara başka bir geleceğin olduğunu söyleyen ve onlarla bu gelecek için mücadele eden.

Önümüzdeki dönemde en olası kitlesel hareketlerden birisi HAYIR cephesinin değişken durumlardaki tepkisidir. Bu tepkilerin nedenini ortaya koymalı, tepkileri örgütlemeli, tepkileri verenlerle birlikte mücadele etmeliyiz.

Interregnumu kapatmaya buradan başlayabiliriz.

[1] http://ilerihaber.org/yazar/interregnum-nerede-yok-nerede-var-67256.html

 

[2] http://ilerihaber.org/yazar/kitle-hareketlerinin-seytanlastirilmasi-liberal-heyula-ve-kadin-yuruyusleri-67269.html