23 Ekim 2017 Pazartesi

İstibdatı Yıktık Hürriyeti Savunmaya Devam Edeceğiz!


Şevket Çavuşoğlu
Şevket Çavuşoğlu
Ankara Üniversitesi

Birçoğumuzun üniversiteleri yeni açılıyor ve ders seçme işlemleri devam ediyor. Okul gruplarında ders seçme üzerinden dönen tartışmalar devam ederken geçtiğimiz akşam yayımlanan 608 sayılı KHK ile dersini aldığımız ya da alamadığımız için üzüldüğümüz hocalarımızın ders veremeyeceklerini öğrendik. Toplamda 330 akademisyen okullarımızdan ihraç edildiler. Peki neden atıldı hocalarımız okullarından ? Neden artık ders veremeyecekler ? Bu sorulara verilecek cevap gayet kısa ve nettir. Hocalarımız savaşa hayır dedikleri için, katliamlara hayır dedikleri için, saray rejimine hayır dedikleri için ihraç edildiler. Memlekette gericiliğin karşısında durdukları, üniversitelerde aydınlanmanın mücadelesi verdikleri için ihraç edildiler.

Bunlar salt bu dönemde yaşadığımız baskılar değil elbette. 12 Eylül dönemi ile YÖK Kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı ve Kenan Evren ikilisi tarafından, 1961 Anayasası sonrası oluşan özgürlükçü tabloyu tamamı ile yok etmek ve memlekette ilericilikten,  aydınlanmadan olanları kökünden kazımak üzere üniversitelere ağır saldırılar gerçekleştirildi. 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası ile toplamda 5 bine yakın kamu görevlisi ihraç edildi. Bu isimler arasında Korkut Boratav, Bülent Tanör, Server Tanilli, Yalçın Küçük, Sungur Savran gibi birçok değerli akademisyen ve aydın da vardı.  Bugüne geldiğimizde 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilen ve bu girişimi devamında Saray’ın darbesine çeviren AKP “OHAL” bahanesi ile toplumun bütün muhalif kesimlerini 12 Eylül döneminde olduğu gibi susturmaya, yok etmeye çalışıyor.

12 Eylül’den bugünlere tarih haklıyı, doğruyu, doğruda duranları yazmaya devam etti ve edecek.  O dönem hocalarımız faşizme boyun eğmedikleri için başları dik onurlu bir şekilde okullarına veda ettiler. Biliyorlardı okullarına ve öğrencilerine geri döneceklerini… Sonra mı ne oldu? Tüm bu dönemlerin ardından üniversitelerine geri dönen hocalar bir sürü akademisyen yetiştirdi. O öğrencilerin birçoğu ise şimdi bizim hocamız oldu. Hocalarımız ise, tıpkı kendi hocaları gibi faşizme boyun eğmedi. Boyun eğmedi diye de, tıpkı kendi hocaları gibi faşizmin hedef tahtasına oturtuldu ve bir gecede çıkarılan KHK’larla üniversitelerden uzaklaştırıldı. Ancak biliyoruz, hocalarımız tıpkı kendi hocaları gibi üniversitelerine geri dönecek.

Geri döneceklerine eminiz. Tarih böyle yazdı, böyle gördü faşist yönetimleri ve faşizme karşı verilen mücadeleleri. Almanya’da Nazi yönetiminin ardından başlayan Faşizm döneminde 11 Kasım 1933 tarihli bildiri ile üniversiteler Hitler’e bağlılıklarını sunmuşlardı. Bunun ardından Hitler Almanya’da ki üniversite rektörlerine Yahudi, komünist ve muhalif kesimleri üniversiteden atma yetkisi verdi. Ülkeyi köklerinden değiştirmeye çalışan Hitler kendi ideolojisini üniversitelerde kendi temsiliyetini verdiği rektörleri Führer der Hochschule ile yaymaya çalışıyordu. 901 tane profesör atıldı. Faşist hükümet tarafından birçok öğretim görevlisi öldürüldü. Faşizm bu kadar yükselirken ve üniversiteler yok edilirken faşizme karşı direnenlerde vardı elbet. 1942 Haziranı ile 1943 yılları arasında el ilanı dağıtarak Hitler faşizmine ses çıkartan “Beyaz Gül” direniş grubu bunun en bilinen örneklerinden biridir. Dağıttıkları bildirilerin birinde yazan şu cümleler faşizme karşı direnişin önemine işaret çekmekteydi ; “Her birey bu kader vaktinde elinden geldiğince kendini savunmalı ve insanlığın kırbacına, faşizme ve mutlakıyetçi devleti andıran her türlü sisteme karşı mücadele etmelidir.”

Dünya’da faşizmi yaşayan ve faşizmle savaşan birçok ülkede, birçok üniversitede öğrenciler, akademisyenler, emekçiler ve direnen halklar zafer kazanarak galip gelmiştir ve faşist yönetimleri yıkmışlardır. İşte korkuları bundandır. Susmayacağımızı, doğruyu savunacağımızı biliyorlar ve bundan korkuyorlar. Üniversitelerden HAYIR sesinin çok güçlü çıkacağını biliyorlar. Diktatörün hesaplarını gençliğin boşa düşüreceğini biliyorlar. Referandumda en büyük tekmenin üniversitelerden geleceğini çok iyi biliyorlar. Onları haklı çıkartmak bizim borcumuz olsun.