20 Mayıs 2018 Pazar

Karadeniz’in görünmeyen emekçileri


Keriman Güneş
Keriman Güneş
Hacettepe Üniversitesi

 

8 Mart’tan sonra kadının maruz kaldığı şiddet ve buna geliştirdiği savunma yöntemlerine bir kadın gözüyle; bir Karadeniz kadınının gözüyle bakmak istedim. Son birkaç yıldır medyada popülerleşen Karadeniz kültürü içinde kadının ezilişinin dünyadan pek de bir farkı bulunmamaktadır. Medyanın ilgisini bu kadar çekmesinin sebebi Amazonlara dayanan kökleri (?)  sayesinde günümüz algısındaki ‘erkek gücüne’ eş gücü ile ev içinde kadın işlerinin yanı sıra dışarıda da ‘erkek’ işlerini hakkıyla yapan bir süper güç olduğu halde babasına, kocasına, abisine, kardeşine ve ailedeki diğer erkeklere boğun eğişidir. Tipik bir günde kadın gün doğmadan uyanır ve hayvanları ile ilgilenir. Sonra bahçesine gider ve gün boyu oradaki çalışır. Güneş battıktan sonra evine dönen kadın bu sefer de ev işleri yapar ve birkaç saat uyku ile bu döngü sürekli tekrarlar. Mevsimine göre bu rutine dağa çıkara ot biçmek ya da odun kesmek de eklenir. Kadın tüm bunları yaparken erkek büyük ihtimalle gurbettedir, eğer gurbette değilse de kahvede oturmakla meşguldür. Tabi yaz döneminde yaylacılık yapmaya gittikleri de olur. Gurbetteki erkek de pek masum değildir; en iyi ihtimalle tatil vakti yorgunluğunu atmak ve ailesi ile hasret gidermek için döndüğü memleketinde günlerini kahvede geçirir.

Asıl değinmek istediğim konu iş gücü ve duygusal olarak erkeğe herhangi bir bağı olmayan kadının bu boyun eğmişliği niye?  Bu sorunu cevabını söyleyebilmek için çok eski dönemlere gitmemiz gerekir. Tarihöncesi Dönemlerde insanın hayatına giren tarımla geçilen yerleşik hayat sosyal yaşantıda köklü değişikliklere sebep olmuştur. Önceki dönemlerde eşitliğe dayanan sistemler görülürken tarımla erkek egemenliğini oluşturmuş ve kadını geri plana atmıştır. Öncesinde soyun devamlılığı anneden geçerken bu hak babaya geçmiş, cinsellik erkekler için bir güç haline gelmiştir. Bu denge değişimi yerleşik hayatla oluşan devlet organizasyonu ile insanların bazı haklarından feragat ederek kendilerini koruma altına aldıklarına inandırılmaları ile aynıdır. Kadınlar da fiziksel olarak –ve hatta psikolojik olarak da-  güçsüz olduklarına inanmışlar ve kendilerinden daha güçlü, yetkin varlıklar olan erkelere bazı haklarını korunma için bırakmışlardır. Binlerce yıldır bu aldanma devam etse de artık kadınların uyanmaya başladığı görülmektedir. Potansiyelimizin farkına varmaya başladık. Artık görünmez güç değiliz, yaptıklarımızın sahibiyiz.

Karadenizli kadınlar ve tüm dünya kadınları olarak erkek sömürüsüne karşı durabileceğimizin farkındayız. Artık kahvelerde büyüttüğünüz popolarınızla çay çuvallarımızın üstüne oturmanıza izin vermeyeceğiz.

Çay ve fındık bahçelerinden, okul sıralarından ve iş hayatından tüm kadınlara selam olsun.