26 Haziran 2017 Pazartesi
1

Kızılay Saldırısında kaybettiğimiz Ozan Can Akkuş’u en yakın arkadaşından dinledik


13 Mart Ankara Kızılay patlamasında kaybettiğimiz ODTÜ öğrencisi sıra arkadaşımız Ozan Can Akkuş’u en yakın arkadaşı Berkay Özdemir’den dinledik. Dün kaybettiklerimizi özlemle anyoruz. 

1622273_10207794728740258_2832970441938797862_n

Merhaba,öncelikle yaptığınız bu anlamlı çalışma için sizlere çok teşekkür ediyorum. Elimden geldiğince sorularınızı cevaplamaya çalışacağım.
Ozancanla ne zamandan beri tanışıyordunuz?
– Ozancanla ilkokul 1. sınıftan beri çok yakın iki dostuz. Gaziantep Kolej Vakfı (GKV) sıralarından bu yana çok uzun ve güzel bir dostluk.
Bize onun çocukken nasıl olduğunu anlatır mısın?
– Çocukken çok sakin ve akıllıydı. Yüksek ders notları, basketbol takımı kaptanlığı ve okul tiyatro oyunlarında başroller. Hem derslerde hemde sosyal etkinliklerde çok başarılıydı. Ders aralarında gitar çalar, şarkı söylerdi. Neredeyse bütün kızlar kendisine aşıktı ama o kimseyle o boyutta bir ilişki yaşamak istemezdi. anlayacağınız çok değişik bir çocuktu.
Ailesi ve arkadaşları ile olan ilişkilerinde nasıl biriydi?
– Ailesiyle arası hep çok iyiydi. Babacan bir babanın ve çok ilgili bir annenin ortanca çocuğuydu. Ablası ve küçük kız kardeşi bizimde kardeşlerimizdi. GKV okullarında bütün aileler birbirlerini tanırlar ve herkesin çocuğunu kendi çocukları gibi sahiplenirlerdi. Açık söylemeliyim o ailenin içinde geçirdiğim zaman bir çok ailenin yanında geçirdiğim zamandan sıcaktı. Öyle bir aileyle sorun yaşamanız pek mümkün değil. Ablası Cerenle aralarında çok yaş farkı bulunmadığından çok yakın iki kardeşlerdi ve küçük Azra’mız bu ailenin neşe kaynağıydı. O aileyi seviyorum. Arkadaşlarıyla ilişkisi ise muazzamdı. Herkes çok severdi Ozan’ı. Yanınızda kimseyi kırmayan, her işinde sana destek olan, yetenekli, başarılı, karizmatik, komik, zeki ve en önemlisi fark yaratacağına inandığınız birisi varsa onunla iyi anlaşamamanız normal değil zaten. Herkesle arası çok iyiydi ve farklı branşlarda çok insan tanıdığı için her konuda mantıklı yorumu olan ve bir çok farklı karakterde insan tanıyıp hepsiyle iyi anlaşan birisiydi.
Ozancan’ın ölümünden 6 ay önce 10 Ekim Katliamında onun yakın arkadaşı Denz Ali’yi kaybetmiştik. O zaman neler hissetmişti?
– O olay yaşandığı sıralarda ben evimde arkadaşlarımla oturuyordum. Haberi alır almaz Ozan’ı aradım ve nasıl olduğunu sordum. ”Ben iyiyim merak etme ama” dedi ve biraz sustu. ”Arkadaşım Deniz vardı dershaneden onu kaybettik” dedi, sesi çok üzgün geliyordu. Teselli etmeye çalıştım ve dikkatli olmasını söyledim. Başkentte patlayan bir bomba. En güvenli noktamız bile güvenli değil konulu muhabbet ettik biraz ve sonra kapattık. Deniz’i ismen duymuştum ama şahsen tanımıyordum ancak Ozan’ın iyi hissetmediği söyleyebilirim çünkü kaybımız ne olursa olsun, kim olursa olsun konu böyle bir eylemse çok hassastı. Sosyal medyada bu konuları konuşmayı pek sevmezdi ancak bu konulardan bahsettiğimizde kayıplar için üzgün, failler için sinirli olduğunu hatırlıyorum. Tüm kayıplarımıza Allah rahmet eylesin.
Çok güzel gitar çaldığını ve şarkı söylediğini biliyoruz, Nasıl ilgilenmeye başladı müzikle?
– Gitar çalmaya ilkokul yıllarında başladı diye biliyorum. 3. sınıfa geldiğimizde ilk soruda bahsettiğim gibi ders aralarında gitar çalan çok neşeli bir çocuktu.Ankara Fen lisesinde sahneye çıktıklarında ‘Gül Güzel’ eseri okuyup tüm Türkiye’ye güzel sesini dinletmiş olmasa da GKV’den arkadaşları olarak kulağımızda kalan ‘Eftelya’ parçasıdır. Tüm sınıf hep bir ağızdan söylerdik bu çok hoşuna giderdi.
Yapmak istedikleri, hayalleri, hedefleri nelerdi?
– Herkesin hayalleri vardır ancak Ozan için farklı demiştik değil mi, bu konuda da farklıydı çünkü pek hayal kurmazdı. Verdiği kararlar ve yaptığı tercihler mutlu olması yönündeydi. Öyle ki lisede tercihini bile Türkiye’nin o zaman ki en iyi lisesi Ozan’ı davet etmişken ve çok iyi bir teklif getirmişken o daha eğlenceli olacağına inandığı için Ankara Fen lisesine gitmeyi tercih etti. Küçükken plastik cerrah olmak istediğini söylerdi ama büyüdüğü zaman tıp dünyasında eğlenmenin pek mümkün olmadığını gördü ve lisenin sonlarına doğru karar değiştirip Elektrik elektronik okuyup mühendis olmak istedi. Küçüklüğünden bu yana rutin hayat denilen şeyi kendi hayatında barındırmayan adam olmak pek hayal kurmamanıza neden oluyor. Hayal ya kendinizi konu ne olursa olsun daha iyi görmek için yada keşke ile başlayan geçmişle ilgili konularda kuruluyor genelde. Ozan’ın geçmişiyle sorunu yoktu ve her zaman iyi olduğu için daha iyisi olma yönünde hayaller kurmak yerine zamanla tecrübe kazanarak daha iyi olacağını bildiği için tecrübeye ulaşacağı zamanı bekleyerek hayal kurma olayını geçiştirirdi.  Bir kaç hayali vardı tabii ancak bir öğrencinin maddiyatla ilgili hayalleri kadardı. O hayaller aramızda sözleştiğimiz gibi sır olarak kalmaya devam edecek.
Hayata dair kırmızı çizgileri, kızdığı ya da onu çok mutlu eden şeyler nelerdi?
– Hayata dair kırmızı şeritleri pek yoktu. Her konuda herkesin öğrencisi olmaya hazır ve her fikre saygı duyan birisiydi. Karşısındaki karşıt fikirli bile olsa onu yargılamak yerine orta yolu bulup seviyeli bir üslupla konuşurdu. Neredeyse 15 yıllık arkadaşlığımız vardı ve kızdığını araba kullanırken hariç çok görmedim. Belirli şeylere sinirlenmezdi, Anlık ve uzun sürmeyen öfkeleri vardı, araba kullanırken birisinin sinyal vermeden önüne kırması gibi hafif şeylerdi. Mutluluk konusunda söylemem gereken çok şey yok ancak ne olursa olsun kebap onu her zaman mutlu etmiştir. Onun dışında yakınındaki bir kişinin başarılı olması kadar mutlu olduğu gördüğün an yoktur. Çok değerli bir arkadaşımız var Mehmet Bodur, Eskişehir’de okumak istiyordu ve deneme sınavlarında Eskişehir’e gitmek için yeterli puana ulaşamıyordu. Ozan elinden geldiğince destek oldu ders çalıştırdı, sürekli arayıp kontrol etti, araştırmalar yaptı… Sonuçlar açıklanıp Mehmet’in Eskişehir’i kazandığını öğrenince Mehmet’ten çok sevindi. Ozan’ı sevinç çığlıkları atarken hatırlıyorum. Sıfır egoyla bu kadar başarılı olmak. O gerçekten inanılmaz birisiydi onu özlüyorum. Yazımın son sözlerini belkide sadece onun anlayacağı bir anlamda yazıyorum… Cali’nin kralı sensin bebeğim.
Saygı ve teşekkürlerimle.