20 Kasım 2017 Pazartesi

Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz?


Gülşen Başarır

Beykent Üniversitesi


“Karanlık güçlerin tüm engellerine ve oyunlarına karşın, geleceğe uzanan yollar açılmak isteniyor. Ve yollar açılacak. Aydınlığa yürüyecektir Türkiye; hiçbir karşı güç de bu yürüyüşü durduramayacaktır!”

Server Tanilli yazmış olduğu Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz? isimli kitabında esas olarak bizlere insanların hayal ettiği demokratik Türkiye planını değil, aydınlanmacı cumhuriyetin ve laik toplum düzenine Akp iktidarı ve öncesinde yapılan saldırıların bir planını çıkarıyor. Bu planı çıkarırken, iktidar despotizminin gücü altına giren, halkı baskı altına alabildiği her kurumu ayrı ayrı inceliyor.

Sırasıyla demokrasiye, çağdaş tarihimize yapılan gerici hareketlere, 12 Eylül’e ,1982 Anayasası’na, Akp iktidarına, eğitime ve kadın sorununa değiniyor ve konulara sadece hukuki pencereden değil aynı zamanda eleştirel bir siyasi bakış açısı da sunuyor.

Eleştirilerini yaparken ise kullandığı en önemli kelime : laiklik. Cumhuriyetin, Aydınlanma Hareketinden doğan bir birikim olduğunu, bu birikimin beraberinde düzgün bir eğitim sistemini, kadının toplumsal alandaki yerinin öneminin arttığını savunduğunu görüyoruz. Savunmadığı nokta ise bu ilericilik hareketlerinin içine islamiyetin ve gericiliğin  yerleştirilmeye çalışılması. Bunu eleştirdiği her nokta da kullandığı kelime ise laiklik. Ve laikliğin, düzgün bir eğitim sistemiyle kişiye kazandırıldığı da savunduğu, görüşlerinden biri. Baktığımız da her şeyin bir döngü içerisinde olduğunu, her kurumun ve fikrin birbiri ile sıkı bir ilişki içinde olduğunu görebiliyoruz. Eşit bir eğitim, laik toplumu oluşturur. Laik toplum, bilimsel kurumlarını islamiyetten uzak tutarak ilerlemesini sağlar. Bu kazanımların hepsi ise beraberinde sağlam ve yıkılmayan bir cumhuriyet rejimini doğurur.

Server Tanilli’nin bu kitabını önemli kılan esas nokta yukarı da değindiğim eleştiri konularının yazıldığı ilk tarih olan 1987’den, günümüze dek süren 30 yıl içerisinde eleştirdiği konuların hala güncelliğini koruyor olması. Daha baskın bir şekilde eleştirdiği eğitim, cumhuriyet ve laiklik konuları Türkiye’nin bu günlerde de en çok mücadele verdiği alan. Kitabın bize kazandırmayı sağladığı bakış açısı ise mücadele verdiğimiz bu alanlara saldırıların zaman içinde ‘Nasıl?’ ve ‘Hangi Adımlarla?’ yapılmış olması. Kitapta bunu on konu başlığı altında inceliyor. Demokrasinin geçmişten günümüze kadar olan önemine, Aydınlanma Hareketi ile başlayan ve toplumun temel dinamiklerini oluşturan bağımsızlık ve laiklik hareketine değiniyor. Sonrasında 12 Eylül’ü Devrimle Karşıdevrim Arasında başlığı ile ele alarak 12 Eylül Dönemi’nin topluma verdiği zararı gözler önüne seriyor. Anayasa profesörü olarak örnek aldığımız Tanilli’nin kuşkusuz kitaptaki en eleştirel bölümü ‘1982 Anayasası Denen Belge’ başlıklı kısım. Başlığından da anlaşılacak üzere Tanilli, 1982 Anayasası’nı bir yasa olarak değil bir iktidar eseri olarak görüyor ve sonrasında ise Akp rejimine büyük bir cesaretlilik ile derin eleştiriler sunuyor. Her konu başlığının değerlendirilmesi gerekiyor ancak ben saldırıların nasıl ve hangi adımlarla yapıldığına dair örneği son günlerde daha fazla tehlike altına girmiş olan eğitim üzerinden vermek istiyorum.

Eğitim başlığının altında Tanilli için en önemli adımlar Tevhid-i Tedrisat Kanunu, medreselerin kapatılması ve 1929 yılında Arapça ve Farsça gibi derslerin kaldırılmasıdır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birliğinin ve tekliğinin sağlandığı açıktır. Cumhuriyetin ve cumhuriyet adımlarının yanında getirdiği en büyük birikimlerden biri de işte bu laik eğitim sistemidir. Tanilli, bu laik eğitim sistemine yapılan saldırıları ise 1950 sonrası dönemlerde yeniden başlayan İmam Hatip Liselerinin açılması, İslami içerikli derslerin zorunlu olarak okutulmaya başlanması, ekonomik sınıf farklılıkları yüzünden ayrıştırılan sınıflar ve öğrenciler olarak görüyor ve bu fikirlerini Anayasanın 10. Maddesinin 2. Fıkrası ile destekliyor : ‘Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.’ Kitapta yer alan bu cümle bizler için fazlaca kritik çünkü görüyoruz ki Türkiye’de bu imtiyazlar gün geçtikçe artıyor. Okullar da ‘bağış’ cümlesi adı altında meşrulaştırılarak, ekonomik düzeyi iyi olan öğrencilere özel sınıflar açılıyor ve böylelikle eğitimde sosyal adaletsizlik oluşturuluyor. Elbette bu sadece sosyal adaletsizlik olarak değil kişiler arası eşitsizlik de doğuruyor.

 Kitapta fazlaca eleştirilen bir diğer konu ise islamiyetin, laik eğitimin içerisine yerleştirilmesi. İmam Hatip Liseleri ve zorunlu din dersleri Server Tanilli’nin örnek verdiği konular ama kitabın yazıldığı tarihten bugüne İmam Hatip Ortaokulları da açılmaya başlanmış, dini içerikli dersler çoğaltılmış bunların yanı sıra evrim, bilimsellik, inkılap gibi konuları içeren derslerin yerine cihadı, kadın-erkek eşitsizliğini, islamiyeti içeren konular getirilmiştir.

 Tanilli, eğitim başlığı altında üniversitelere de değinmeden geçmiyor ve okuyucusu olan üniversite öğrencilerine şu soruyu yöneltiyor: ‘’ Üniversitenin uğraşı bilim yapmak, insan malzemesi de gençlik; yani aklın, nesnel gerçekliğin üstüne eğilmesinin örgütlenişi ve yarınlara açılış. Bu yüzden de üniversite her zaman despotik yönetimlerin, baskının adresi olmuştur. Peki bizler, biz üniversite öğrencileri nasıl bir üniversite istiyoruz?” Üniversitelerin en çok zarar gördüğü tarihi iki aşamaya bölüyor. 12 Eylül dönemi ve Yüksek Öğretim Kanunu. YÖK için yapmış olduğu bu yoruma şüphesiz ki pek çoğumuz katılabiliriz: “Türkiye’de üniversite reformu üstüne berraklaşan düşüncelere ters düştüğü gibi, başta üniversiteler olmak üzere kimseye danışılmadan ya da üniversite ve bilim özerkliğine öteden beri düşman birtakım mihraklarca işbirliği halinde çıkarılmıştır; ayrıca o günkü anayasaya da aykırıdır.” Söz konusu kanun ile üniversiteler tek tip ve merkeziyetçi bir yapıya dönüştürülmüştür.

 Günümüzün eğitim alanında geldiği noktayı ise ‘Cumhuriyetin öğretim birliği devrimi yıkılmıştır.’ ile özetliyor.

 Adam Yayınları’ndan 2003 tarihinde basılan bu kitap bizlere hem bir birey, hem bir üniversite öğrencisi hem de mesleki açıdan eleştirel boyutta bakmamız gereken konuları gösteriyor. Sivri bir dille eleştirisini bizlere sunan Server Tanilli ise bilhassa hukukun, toplumsal konulara nasıl işlenebildiğini de açıkça gözler önüne sermesi, kitabı Türkiye’de önemli bir konuma yerleştiriyor.

Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz?

Yazar: Server Tanilli

Adam Yayınları , 2003

Sayfa Sayısı : 277

 

*İcab-ı Hâl dergisinin 18. sayısından alınmıştır.