22 Nisan 2018 Pazar

Şiddet ve Direniş -1: Pakistanlı Malala’nın hikayesi


Pakistan’ın Gerçek Yüzü Malala

Malala Yusufzai, 1997 yılında Pakistan’ın kuzeybatısındaki Svat ilinde doğdu. Malala henüz 12 yaşındayken kadın hakları ve kız çocuklarının okula gitmesi için Svat vadisinde eğitim aktiviteleri yapan biri olarak tanındı. Taliban’ın kız çocuklarının okula gitmesini yasakladığı dönemde bile Malala ara vermeden eğitimlere devam etti.

Malala 2009 yılında BBC’ye Gul Makai takma adıyla Taliban rejiminde bir kız çocuğu olarak yaşamanın zorluklarını anlatmaya başladı. 2009 yılının Mayıs ayında New York Times, Malala’nın hayatını anlatan bir belgesel filmi hazırladı. Ekim 2011’de  Güney Afrikalı bir papaz olan Desmond Tutu’nun onu Çocuk Hakları Vakfı’nın Uluslararası Çocuk Barış Ödülü’ne aday göstermesiyle Malala iyice tanındı. Bundan yalnızca iki ay sonra da Pakistan’ın Ulusal Gençlik Barış Ödülü’nü aldı.

Televizyonlara ve gazetelere röportaj vermeye devam eden Malala’nın ünü zamanla iyice yayıldı. Ancak bu tanınması onun Taliban’ın hedefi olmasını sağladı ve Malala sürekli tehdit edildi. Evinin kapısına bırakılan notlardan, Facebook hesabına gönderilen mesajlara kadar pek çok farklı şekilde ölümle korkutuldu. Bunların hiçbiri işe yaramadı, Malala çalışmalarına ve basında kız çocuklarının eğitimine dikkat çekmeye devam etti. Hatta tüm bu tehditler için, “Hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Beni vurabilirler ama hayallerimi vuramazlar.” dedi.

Tehditlerden korkmayan Yusufzai, 9 Ekim 2012 tarihinde vuruldu. Malala vurulduğunda okuldan eve dönüyordu, servisteydi. Olayda Kainat Riaz ve Shazia Ramzan isimli iki kız da yaralandı.

12 Ekim’de Malala’yı hastanede ziyaret eden Pakistan Başbakanı ise gazetecilere yaptığı açıklamada, “bir kişiye yapılmış bir saldırı değil, insanlığa karşı yapılmış bir suç, ulusumuza ve toplumumuzun değerlerine yapılan bir saldırı. Malala Pakistan’ın gerçek yüzü” şeklinde konuştu.

İngiltere’deki tedavisinde olumlu sonuçlar alınan Malala, tamamen iyileştikten sonra 16 yaşındayken Birleşmiş Milletler’e çağrıldı. BM’deki konuşmasında ayakta alkışlanan Malala, “bir kitap, bir kalem ve bir öğretmen dünyayı değiştirebilir. Taliban beni susturmaya çalıştı ancak sesim daha yüksek çıkıyor.” dedi.

Henüz 17 yaşındayken Nobel Barış Ödülü’nü alan Malala, bu ödülü alan en genç kişi oldu. Ödül töreninde yaptığı konuşmada, “kendi hikayemi benzersiz olduğu için anlatmıyorum. Aksine benzersiz olmadığı için anlatıyorum. Bu birçok kızın hikayesi. Aileme özellikle babama kanatlarımı kırpmayarak uçmama izin verdiği için çok teşekkür ediyorum” dedi.

Malala,” insanların beni farklı şekillerde betimlediklerini görüyorum. Oysa ben sadece bütün çocuklar için iyi bir eğitim, bütün kadınlar için eşit haklar ve dünyanın her köşesinde barış görmek isteyen duyarlı bir kişiyim” dedi.

Malala’nın 2013’te Ben Malala isminde bir kitabı çıktı. O dönemde yaşadıklarını  anlatan Malala, aynı zamanda kız çocuklarının eğitimi için yaptığı çalışmaları da bu kitapta anlattı. Cesareti ve yaptıklarıyla ilham verdiği tek alan insan haklarını kapsayan organizasyonlar ve projeler olmadı Malala’nın . Bugün Malala dünyanın pek çok yerinde sokak sanatçıları içinde büyük bir ilham kaynağı.