22 Nisan 2018 Pazar

Şiddet ve Direniş – 2: Gericiliğe karşı direnen Farkhunda’nın hikayesi


Bir Hayalin Peşinde: “Kadınlar inanmayın!”

Farkhunda Malikzade henüz 27 yaşında genç bir Afgan kadını ve öğretmen adayıydı.

19 Mart 2015 Perşembe günü başkent Kabil’de bulunan Şahi Doh Şamşira Camiisi’nin önünde Molla çocuğu olmayan kadınlara muska satıyor, insanları kandırarak kazanç elde ediyordu. Farkhunda bu sahtekarlığa dayanamıyordu. Taliban rejimi hüküm sürmesede zihniyetinin esir aldığı bu Afgan şehrinde kadınlara muska satan,vaadlerde bulunan mollanın yanına gitti ve ona uyarıda bulunma cesaretini gösterdi.

Kötülükleri kovmak, eşleri bağlamak,çocuğu olmayanlara çocuk vadeden muskacının sessizliği karşısında Farkhunda etrafındaki kadınlara seslenerek:’Kadınlar inanmayın .Bu insanlara para vermeyin, bunlar sizin dini zaaflarından faydalanarak umut tacirliği yapmaktadır’ diye uyardı. Çocuğu olmayan, hastalıklarından kurtulmak isteyen insanların kâğıt parçalarından medet ummasını doğru bulmuyordu.Çünkü Farkhunda ataerkil,gerici ve muhafazakar olan bu toplumdan gururla kendini ayırabilmişti,ilerici bir kadındı bundan dolayıda kadınların bu şekilde kandırılmasını kabul etmiyordu.Kadınların özgür yaşayacağı, kandırılmadıkları, şiddet görmedikleri bir ülke hayal ediyordu.

Farkunda’nın kocaman yüreğinin altında ezilmeye dayanamayan molla çareyi ‘’Bu kadın Kuran’ı yaktı,kafirdir!’’ demekte buldu.Kesesini doldurmak için küçük kâğıt parçalarına dua yazıp insanlara umut satan o mollanın bir kadının cüreti karşısında afallayıp “Kuran yaktı bu kadın” iftirasıyla etrafındaki insanları kışkırttı. Bu sırada Farkhunda’nın etrafına birden ikiyüzden fazla erkek toplandı Farkhunda bu kalabalığa seslenmeye çalıştı ama o bir kadın alarak Taliban zihniyetinin yaşadığı bir coğrafyada sokak ortasında erkeklere karşı konuşma cüretinde bulundu.Bunun sonucunda Farkhunda etrafında toplanan erkekler tarafından lince uğradı.Taş ve sopalarla dövüldü ardından saçlarından tutulup yerlerde sürüklendi.Bununla yetinmeyen vahşi grup onu bir binanın çatısından atıp,üzerinden arabayla geçti ve ,bedenine benzin dökerek yaktı.Bu arada bu vahşi grup yaptıkları vahşeti kameralara kaydetmeyi de ihmal etmediler.Bu sırada etraftaki polisler ise bu vahşi katliamı sadece izlemekle yetindi.

Farkhunda’nın katledilmesinin ardından bu vahşi kalabalık Farkhunda’nın babasını arayarak ‘’Kızın bir günah işledi,gel ve al.’’ dediler. Farkhunda’ya yaptıklarıyla erkeğe karşı söz söyleyen ona itaat etmeyen tüm kadınları sindirdiklerini ve korkuttuklarını sanmışlardı. Ancak hiçbir şey bekledikleri gibi olmadı.

Farkhunda’nın parçalanmış ve yakılmış bedeni binlerce Afgan kadınının öfke seline dönüştü. Yüzlerce yıldır süren bu erkek düzenine, alınmaya, satılmaya, tecavüze uğramaya ve aşağılanmaya karşı onun ölü bedeninde hayat bulan bir öfke seline.Kadınları hayattan silmeye çalışan, zindanlara hapseden o molla düzenine inat Farkhunda’nın cenazesi binlerce kadının omuzlarında yol aldı. Kadınlar “Adalet istiyoruz” diye slogan attı ve cenazeye katılanlar, bu cinayetin yahut lincin hiçbir türünün kabul edilemez olduğunu belirtti.

Devlet Başkanı Eşref Gani de olayı şiddetle kınamış, “Bizimki gibi bir ülkede bir kadına yönelik böyle iğrenç bir saldırının hiçbir yeri olamaz” dedi. Ayrıca, görevlendirdiği komisyon tarafından kadının suçlu olduğuna dair de hiçbir bulgu çıkarılamadı.Afganistan’da açılan soruşturma neticesinde 49 kişi tutuklanırken 13 polis açığa alındı. Sanıklardan dördü idama mahkum oldu, sekiz kişi 16 yıl hapse mahkum edildi.

Cesur  Farkhunda, Afgan kadınlarının uyanmasına,isyan etmesine bedeni ile sembol oldu.O artık tüm dünyada gericiliğe, yobazlığa karşı direnen tüm kadınların mücadelesinde yaşamakta.