Şiddet ve Direniş -3: Küçük yaşta zorla evlendirilen Phoolan’ın hikayesi


Direnişe Giden Yolda Bir Çocuk: Phoolan Devi

“Ne okumam var ne de yazmam, işte öyküm. Çoktan ölmüş olmalıydım ama hala yaşıyorum.” Bu sözler 37 yıllık destansı hayatında acıyı, tecavüzü, işkenceyi  görmüş ama  yılmadan her zaman mücadele etmiş Hint halkının kahramanı Phoolan Devi’e ait; namı değer  “haydutlar kraliçesi”

Phoolan Devi, 10 Ağustos 1963 tarihinde Mallah kastına bağlı yoksul Devi ailesinin dördüncü ve en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunda yoksulluğun mücadelesini ve acısını gördü. Büyük babasının ölümünden sonra babası amcasıyla olan toprak kavgasını kaybetti ama o bu haksız yenilgiyi kabul etmedi, kaderine boyun eğmedi. Bu asi ve itaatsiz kız çocuğundan rahatsız olan amcası onu kendinden 20 yaş büyük bir adamla 11 yaşındayken evlendirildi ve evlendirildiği kişi tarafından şiddet gördü, tecavüze uğradı. Tüm bu acılara dayanamayıp eve dönmek istedi ama her defasında reddedildi. En sonunda eve dönebilmiş, 4 sene süren bu işkenceden çocuk  bedenini kurtarmayı başarabilmişti. Eve dönüşü hoş karşılanmayan bu genç ve ‘’kocasız’’ kadın gördüğü her haksızlığa müdahale ediyor , gün geçmeden gerici köyünün hedefi haline geliyordu. Onu hep takip etmiş acı bir türlü yakasını bırakmıyordu. İleride kraliçe unvanına sahip olacak bu halk kahramanı ailesinin iftirasına uğramış, hırsızlıkla suçlanmıştı ve tutuklanmıştı. Kocasından ve amcasından gördüğü şiddet simdi devlet tarafından gösteriliyordu ona; hapishanedeki 3 gününde işkenceye ve tecavüze maruz kaldı. Cezaevinden çıkınca ailesi onu tekrar eski kocasına göndermek istedi fakat eski kocası bunu kabul etmedi. Phoolansa tekrar evine döndü ve o tüm bu trajediler yaşanırken daha 15  yaşındaydı. Kısa süre sonra bir çetenin içerisinde buldu kendini, bazı kaynaklara göre kaçırılmış, kimine göre ise intihar amacıyla girmiştir. Otobiyografisinde ise bu durumu şöyle dile getirir ‘’ kaderim bana bunu dayattı’’. Sonrasında Pholoon çete lideri tarafından tecavüze uğrar, bunu gören çete üyelerinden Vikram bu zulme sessiz kalmaz ve onunla  birlikte cete liderini öldürür. Pholoon’ın içindeki öfke birikmiştir artık, intikam ateşini yüreğinde hisseder ve bu ateşi genç yaşta tecavüzüne uğradığı kocasına bunun cezasını vermek ister. Çetesiyle birlikte eski kocasının köyünü basar ve onu bıçaklar. Böylelikle efsaneleşen bu kadın, intikam filmlerinden çıkmış bir replik gibi görünen o cümleyi not olarak bırakır bu yaşlı,yaralı ve tecavüzcü adamın üstüne “Bu ülkede küçük kızlarla evlenen yaşlı adamlar korksun!’’.

Artık küllerinden bir efsane doğmuştu şüphesiz; asla susmamış, yılmamış bu kadının kudreti diğer çete üyelerini rahatsız ediyordu ve bundan dolayı onu Behmai köyüne götürüp bir odaya kapatarak üç hafta boyunca işkence ve tecavüz ettiler. Kötülüğün her türünü yaşatmışlardı Pholaan’a. Şimdi o odadan kaçma sırasıydı. Kaçtı ve  ve kendi çetesini kurdu, tecavüze uğradığı o köye; Bahmai’e döndü ve orda kendine işkence ve tecavüz eden 22 kişinin ölümüne sebep oldu. Tarih kitaplarına Bahmai katliamı olarak gecen bu katliamın ardından, haydutların kraliçesini duymayan kalmamıştı. Halk artık onu tanıyordu, zenginden alıp fakire veren bir kraliçeydi; haydutlar kraliçesi.

Devlet ondan haberdardı, polisler onun peşindeydi fakat bir türlü yakalanamamıştı. Gandhi Hükümeti sonunda çareyi pazarlık etmekte buldu. Haydutların kraliçesinin şartları şunlardı ; Ölüm cezası almayacaktı. Çetesine mensup olanlar en fazla 8 yıl ceza alacaklardı. Babasına bir kısım arazi verilecek ve ailesi teslim olduğu ana tanıklık edecekti. Sadece Mahatma Ghandi’nin ve Hindu tanrıca Durga’nın resimlerinin önünde silahlarını bırakacaktı; polisin önünde asla diz çökmeyecekti. Şartları kabul edildi ve  tutuklandı. Tutukluluk sürecinden sonra, mücadeleden asla vazgeçmedi ve politikaya atıldı. Ülkenin en önemli sol partilerinden birinde görev yaptı. Siyaset hayatı süresince; alt kastlara kişisel savunma sanatını öğretmeyi hedefledi, fakirlere içme suyu, elektrik, okul ve hastane sağlanmasını bir çok kez dile getirdi ve  kadınların eşit statüye kavuşması, kadınların ve kız çocuklarının eğitim alması için mücadelesini devam ettirdi.

25 kasım 2001  de 37 yıllık  efsaneleşen hayatı, Bahmai katliamının öcünü almak istediği iddia edilen üç kişi tarafından son buldu. 11 yaşından beri direnen, dövüşen bedeni beş kursun sonucunda onu terk etmişti. Ve efsaneleşen hayatı bizler için en önemli mücadele yöntemini miras bıraktı; asla boyun eğme!