Şiirimizin ince bilgesi: Gülten Akın


 

“Darıdan ufağım da
Dünya sığar içime
Dünyalara sığamam
Sığamam oğul”

Dünyalara sığamayan bir kadının hayatını ve şiirlerini birkaç sayfa yazıya aktarmaya çalışmak nafile bir uğraş olacaktır.Benim de niyetim güzelliklerle,mücadeleyle,inceliklerle ve tabii acılarla geçen bu yaşamdan bir kesit sunmak bu yaşanmışlıklarla oluşan şiirlere biraz dokunabilmek. Yozgat’ta başlayan yaşam serüveni pek çok Anadolu kenti ile devam etmiş şairin.Bugün o kentlerdeki birikimler şiir olarak çıkıyor karşımıza. Gülten Akın yaşadığı uzun ve farklı hayatın, sahip olduğu toplumsal duyarlığın ,sorumlu bir insan oluşunun etkisiyle pek çok sıfatı taşıyordu:

Avukattı; Yaşadığı yoksul kasabalarda,köylerde halkın toprak davalarını takip ediyor, bunun için para almıyordu.Bu sebeple barodan uyarı  bile alıyor ‘kötü örnek oluşturduğu gerekçesiyle’.Yıllar sonra   Gülten Akın şöyle ifade ediyor bu olayı:”Oysa benim alışverişimin parayla pulla ölçülesi yoktu.”Onun için yöredeki dostluklar,çalışmaları,biriktirdikleri şiire dönüşüyordu bu yeterliydi.

Öğretmendi; Yaşadığı yeri güzelleştiren aydınlık insanlardan biriydi Gülten Akın,Gevaşı da güzelleştirdi,aydınlattı. Öğretmen azlığı ve velilerin isteği ile okulda Türkçe ve Fransızca dersleri verdi.

Şairdi; Diğer iki mesleği bu yönünü besledi, geliştirdi. O ince şeylere vakit ayırdı, kabalıkta ve kalabalıkta boğulmadı.Kimi zaman zorunlu kimi zaman gönüllü sürgün olduğu şehirlerde çok insana dokundu;acıyı,zulmü yakından tanıdı.Acı çeken insanın çilesini yüreğinde duyumsadı.Çilenin ucu neredeyse bulup sarmaya çalıştı.Çile kimdeydi ?Ezilen yoksulluk çeken halkta ,idamla yargılanan direnişçide ,onu mahpushane kapısında bekleyen anada,yaşamı boyunca susması öğütlenen kadında, annesi çalışan çocukta.Gülten Akın da onlarlaydı o zaman ,onların yaralarını saracaktı.Toplumsal duyarlığını kaybetmeyen üretken bir şairdi.Kadınlara ,sorunlarına büyük yer verdi .Bu yaşamın her evresinin tanığıydı ne de olsa gençlikten yaşlılığa anlattı kadınları.Değiştirme isteği taşıyordu içinde hem erkeklerin hem erklerin tahakkümünü.Bu değiştirme isteğine ,kabullenmemeye ,başkaldırmaya en açık “Kestim Kara Saçlarımı”adlı şiirinde ve aynı adlı kitabında rastlarız. Kendini erkeklerin egemen olduğu bir dünyada şiir dünyasında var etti, dahası bu dünyada ‘Türkçenin yaşayan en büyük şairi’ oldu.Yasaktı ,töreydi diye dönmek ,vazgeçmek zorunda bırakılan kadınlara cesaret verdi ; aydınlık , deli ,rüzgarlı olmayı öğütledi:

“Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdi

Bir şeycik olmadı – Deneyin lütfen –

Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım

Günaydın kaysıyı sallayan yele

Kurtulan dirilen kişiye günaydın”

Kolay bir yaşamı olmadı Gülten Akının kadın olmak,ince şeyleri duymak, ezilen halkın, mücadele eden gençlerin yanında olmak bunu gerektirirdi ne de olsa. Yazdığı kadınlardan biriydi,mahpushane önünde bekleyen analardan biriydi.Daha yaşanası için dünya için yazdı şiirlerini.İçinde hep taşıdı umudu:

“Umudumu hiçbir zaman yitirmedim.Acılarıma yedirmedim.Acı varsa onu duymak başka acıya yenik düşmek başka.Acıya yenik değiliz ne ben ne şiirim”

Şiir dilinin kaynağı yaşamdı,doğaydı,halkın deyişleriydi ,ozanlarıydı;Yunus Emreydi,Karacaoğlandı .Sevdayı,samimiyeti,zulmü,çocukları anlattı ,ağıt yaktı ,ilahiler ,destanlar yazdı.Şairin dilinin coğrafyası acılıydı,kederliydi,kıyımlar vardı.Doğaya ve insana dair olanlar anlatılmalıydı.Anlattı da usta şair halkını sevmekte özyazgılı olanları :

Erdal Eren’i,Hrant Dink’i,Metin Göktepe’yi,Sabahattin Kurt’u …

“Van denizinde Gevaş’ta

Adı SEBO, kara bir oğlanla

Yine görüşelim deyip ayrılıyoruz

Gördüğü her basılı kağıdı yutmaktan

Biraz dalgın

Halkını sevmekte özyazgılı

Alıp başını gittiğini duyuyorum

Tokada

Kızıl gelincikler açan derede

Toplu ölümlerle öldürülüyor

Şimdi her parçası bir dağda

Her parçası bir dağda”

Her kadının sesi ,sustukları ve sırdaşıydı, acıları görmezden gelmeyen onurlu bir insandı,şiirimizin annesiydi,çalışkandı;ustalıkla ve incelikle işledi her dizesini. Yüreğimize dokunan,zihnimizde dönüp duran,acılarımızı öfkeyle ama bağırmadan anlatan dizelerin sahibiydi.Zalimlerle,muktedirlerle hesaplaşandı:

“Göstere göstere bilediğin bıçak
Bir gün elini kesecek”

Dışarıyla içeriyi birleştiren,yaşamı kucaklayandı:

“Sokağı beğendim mi bir bakıp penceredenÇıkıp gitmek olmalı özelliğim bu benim”

İnce şeyler bulup bize armağan eden ,aydınlığa ulaşma cesareti veren,ötekiyi bize katan Gülten Akın’a sonsuz teşekkürler .İyi ki geçtiniz bu dünyadan ve bu topraklardan .İyi ki sizin gibi bir ozanı kendi dilimizle okuma şansını yaşadık .Bu yazıyı 8 Mart’a yaklaştığımız bu günlerde” Kadın Olanın Türküsü” şiirinden bir dize ile sonlandırmak istiyorum:

“Selam olsun bizden önce geçene
Selam olsun dosta, hasa, çile çekene
Selam olsun dayanana, düşene
Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına”