23 Ekim 2017 Pazartesi

Sobe


Murad Karabulut
Murad Karabulut
Ankara Üniversitesi

“Bu işin sağı solu yok

Önü arkası da yok

Ben de gözümü kapatıp ağaca yummadım zaten

Demektir ki mızıkçılık yapıyorum.”

Eğer bir oyunu oynayacaksak kurallarına göre oynamalıyız. Öyle her gelen kendi kurallarıyla oynarsa “SOBE” lemenin bir anlamı kalmaz. Ya gözlerini kapatıp ağaca yumacaksın ve önüm arkam sağım solum sobe diyerek açacaksın ya da bu işin sağı solu yok arkadaş ben oynamam diyerek çıkacaksın. Bekledik ki çıkasın. Ama madem çıkmadın, daha güneşin kızıllığı çökmemişken yeryüzüne, ağaçların dalları yeşilken ve hala kahverengiyi görebiliyorken sansürsüz; bir de şu şekilde anlatalım:

“Sol ve sağ terimlerinin kökeni, 1789’da Genel Meclis’in (Etats Generaux) ilk toplantısında benimsenen oturma düzenine, Fransız Devrimi’ne kadar gider. Üçüncü Meclis’in üyeleri olan radikaller solda otururken, kralı destekleyen aristokratlar kralın sağında oturuyorlardı. Daha sonraki meclislerde benzer bir oturma tarzı takip edilmiştir. Çok kısa bir süre sonra ‘sağ’ terimi, gericilik veya kraliyet yanlılığı olarak, ‘sol’ terimi de devrimci veya eşitlikçi duygudaşlığı barındıran terim olarak anlaşılmaya başlanmıştır.” (*)

1789’da krallara karşı tavrını belli eden devrimciler nereye oturmuşlarsa biz de bugün diktatöre karşı tavrımızı belli etmek adına düşüncelerimizi oraya oturturuz. Tarihsel gerçeklerin üzerine koya koya, insanların bize bıraktıkları ilerici duruşu ve tarzı sahiplenerek devam ederiz. Düşüncelerimizle aynı yere oturur, aynı yerden konuşuruz. Kenan Evren gibi konuşup Deniz Gezmiş gibi hareket etmeye kalkmayız. Bu işin sağı solu yok diyenlere tavsiyedir: siz de artık hangi işten bahsettiğinizi açık açık anlatın ki aynı oyunun içerisinde miyiz onu görelim.

(*)HEYWOOD. Andrew; Siyasi İdeolojiler, çev. Ahmet K. Bayram, Özgür Tüfekçi, Hüsamettin İnaç, Şeyma Akın, Buğra Kalkan, Adres Yayınları, 5.baskı Eylül:2013, syf 32-33