Sovyetlerimizi nasıl kuracağız?

Türkiye sosyalistlerinin yazmış olduğu yazılara, makalelere kısaca göz attığımızda Sovyetler Birliği’nden örnekler vermenin, Lenin’den Stalin’den alıntılar yapmanın alışkanlık haline gelmiş olduğunu görürüz.
“Lenin olsaydı bu konuda şöyle tavır alırdı…”
“Sovyetler Birliği öyle yapmadı, şöyle yaptı…”
Normaldir; Sovyetler Birliği insanlık tarihinin gitmiş olduğu en ileri noktadır ve Türkiye sosyalistlerinin buradan beslenmesi, yararlanmaya çalışması değerlidir. Ancak beslenilen, yararlanılan örnekler ile bu örneklerin, bugün ile kurulduğu ilişkinin sağlıklı kurulması doğru sonuçlar elde etmek açısından çok önemlidir.
Örneğin; dönemin dışişleri sorumlusu Molotov, Nazilerle saldırmazlık anlaşması imzaladı diye bugünün sosyalistlerinin de kalkıp faşistlerle saldırmazlık anlaşması yapması saçma olacaktır. Dönemler ve koşullar oldukça farklıdır.
Türkiye sosyalistleri, özgül bağlamlı devrim stratejisini üretirken, işte tam buradan hareket etmeli; dönemi ve koşulları göz önüne alarak Sovyetler Birliği’nden beslenmeye çalışmalıdır. Eğer bugün, Sovyetler Birliği’nden ve Bolşeviklerden beslenilecekse, referans alacağımız dönemin 1905-1917 arası dönem olması diğer dönemlerden daha doğru sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır. 1905 Devrimi, Bolşeviklere 1917 sürecinde yapmaları gereken hamleler ile ilgili önemli veriler vermiş; Bolşevikler, bu veriler ışığından hareketle Rusya’ya özgün bir devrim stratejisi örmüştür.
Türkiye bugün, 1905-1917 dönemine benzer bir dönem yaşamaktadır. Bu dönem, 2013-x tarihleri arasındaki dönemdir ve bu dönemi kapatacak olan olay herhangi bir karşı devrimle sonuçlanmazsa, bu ülkede yapılacak sosyalist devrimdir. Türkiye kendi özgül bağlamlı devrim stratejisini üretecekse, işte tam da bu dönemde üretecektir.
İki dönemin ortak özelliği, sosyalistlerin olanakları fark etmeye başlamasındadır. Bolşevikler bu olanakları doğru değerlendirmeyi başarmış ve devrim gerçekleştirmiştir.
Haziran Direnişi’nden bugüne kadar, en büyük sorunumuz olanakları nasıl değerlendireceğimiz konusundadır. Bu sorun acilen çözülmek zorundadır.
***
1905 Devrimi, Bolşevikler açısından zaferle tamamlanmadığı halde, Bolşeviklere “Duma”larda örgütlenme fırsatı vermiştir. 1905 sürecinin ardından, Çarlık federal meclisine bağlı olarak oluşturulan Dumalar, Sovyetlerin kurulmasına ve Bolşeviklere işçiler ile halk arasında örgütlenme olanağı vermiştir.
Bolşevikler, devrimin temelini buradan atmaya başlamıştır.
Ne yazık ki; bugünkü Türkiye ile karşılaştırdığımızda; Rusya’daki Sovyetler ile karşılaştırabileceğimiz, gidip örgütlenme faaliyeti sürdürebileceğimiz işçi meclisleri ortada yoktur. Ancak Haziran’da, özellikle forumlarla birlikte ortaya çıkan bir kültür bizim de kendi Dumalarımızı nasıl kuracağımıza dair bir fikir vermektedir.
Bu kültür, dayanışmacılıktır.
Türkiye solu, ismi her ne olursa olsun, kuracağı geniş dayanışma ağlarıyla büyük bir halk örgütlenmesi yaratabilir; hatta bu ağların genişlemesi, mahalle mahalle örülmesiyle birlikte, proleterleşmiş dayanışma ağları örme fırsatına sahip olabilir.
Türkiye devriminin yolu, Haziran’dan geçmektedir ve Haziran’ın bize gösterdiği olanak tam da budur.
***
Geçtiğimiz gün FKF olarak çalışmasına başladığımız Dayanışma Dershaneleri, bu konuda attığımız bir adım olarak görülmelidir. Ancak bu adımın büyümesi, bu ağların farklı alanlarda oluşturulması, genişletilmesi ve proleterleşmesi ancak ve ancak Hazirancıların bu ağlara katkı koymasıyla sağlanabilecek bir durumdur.
Kendi Sovyetlerimizi kendi ellerimizle kuracağımız için işimiz Bolşeviklerden zor gözükebilir.
Ancak gönüller Haziran dayanışmacılığında birleştikten sonra, bizler samanlığı seyranlık; karanlık Türkiye’yi de Aydınlık Türkiye yaparız.
Kısacası başarırız!

İlgili Haberler