20 Kasım 2017 Pazartesi

Tarihsel Hesaplaşmanın Bugünü: Miras,Kavga, Cumhuriyet!


Alp Karaçaylı
Alp Karaçaylı

Ankara Üniversitesi


‘’Yoktu yok

Verecek hiçbir şeyleri yoktu yüreklerinden başka

Ve barışın demir kapılarında sıkılmış yumrukları

Toprağı sürer gibi demiri döver gibi dövüştüler düştüler

Birgün yine kalkmak için Ayağa!’’

Artık her 29 Ekim ülkemizde bir hesaplaşmanın halen sürmekte olduğunu, bu hesaplaşmanın bir tarafı olduğumuzu bildiğimiz ve buna göre hareket ettiğimiz tarihsel bir gün.  Her fırsatta söylüyoruz. Ülkemiz uzun bir süredir yobazların açık saldırısı altındadır ve buna direnmektedir. Yazıda ilericilikle gericilik arasındaki kavgayı, bu kavgada geri adım atmayanları ve bize ait olan mirası konuşacağız. Öncelikle bazı net olan tespitleri tekrar yapmakta yarar olduğu ortada. 29 Ekim’e bugünkü bakış, tarihsel misyonumuzdan ve arayışçılığımızdan kopuk bir bakış olamaz. Gençliğin, ülke tarihinin belirli kesitlerinde siyasi olarak söz aldığı, bu sözü amansızca savunduğu ve birbirine bir miras haline getirerek aktardığı, bugün bizim mücadelemizde de önümüze çıkanlardan birisi durumunda. Aynı zamanda yaşadığımız topraklara karşı duyulan devrimci sorumluluk, bunun başat faktörlerinden biridir. Vurguladığımız tarihsel hesaplaşmayı da belirli anlamlarda gençlikle hesaplaşma olarak ortaya koyabiliriz. Ülkemizi yobazlıkla anılan, gençlerin güvencesiz, sigortasız ve işsiz bir ‘’yaşama’’ sahip olduğu bir ülkeye dönüştürmeye çalışanların da başlıca hedeflerinden birisi de gençliğin teslim olmayan aklı ve iradesidir. Ülkemizi, geleceğimizi ele geçirmeye çalışan aktörlerin söylediklerinin aksine gençlik her fırsatta ‘’dindar ve kindar’’ olmanın ötesinde sözünü söyleyen ve değiştirmeye çalışan olma durumunda olduğunu göstermiştir. Tarihimizde çokça kez örneklerine rastladık. Bağımsızlık, cumhuriyet ve eşitlik fikrinin, gençliğin her dönemde yükselttiği bir şiar olduğu, bu şiarın ayaklarımızı bastığımız topraklara ve halkına güvenle bezendiğini söylemekte doğru olacaktır.

 

İlericilikle gericilik arasındaki tarihsel kavganın gençlik bağlamında önemli ayakları bulunmaktadır. Başlıca ve bizce önemli ayağı, Cumhuriyet Devrimi’nin yeni bir cumhuriyet gençliği yaratmaya çalışmış olmasıdır. Fikirleri esir olan, birbiriyle tartışamayan ve yalnızca dinsel eğitim gören bir gençlikten; modern sanatlarla, düşüncelerle ve siyasetle ilgilenen bir gençlik yaratımı hedeflenmiştir. Bugün asıl saldırı bu birikime ve bu birikimi ısrarla devam ettirmek isteyenleredir. Geçirdiğimiz tarihi aşamalar, ilerlemeler ve bunların halen sürdürülmesi, tek tipçi, gerici bir düzenin kurulmasının önünde engel teşkil etmektedir. Bu miras, öncüllerimizden devraldığımız aklı, iradeyi ve cesareti barındırmaktadır. Cumhuriyet, bugün bir mücadele fikri ve mutlaka yeniden kazanılması gereken bir zorunlu ihtiyaç olarak ortadadır. Kavga olarak tariflediğimiz plan somut ve gerçek temellere dayanmaktadır. Devletin tarikatlar örgütlenmesi haline getirildiği, eğitimde çağ dışılığın benimsenmesi ve toplumsal güçler üzerinde diktatoryal bir düzen kurulduğu su götürmez bir gerçektir. Buradan yola çıkacak olursak, ısrarcı kavgamız Denizlerin bir an bile geriye düşürmediği, Mahirlerin arayışçılıktan vazgeçmeden sürdürdüğü kavganın bizzat devamıdır.

 

Cumhuriyet, cumhuriyetçilik ve tarihi kazanımlarımızın hepsi nereden tasfiye edilirse edilsin toplumsal alandan,ilerici laik güçlerin elinden alınamamaktadır. Bu yüzden korkmaktadırlar. Gençlik, geri çekilmeden bulunduğu her alanda cumhuriyet ve özgürlük kavgasına devam etmektedir. Bugün, Kadıköy’e gelen, gelmek isteyen ve gelemese de yüreğiyle orada olan binlerce dostumuza selam olsun.

Eşitliğin, Özgürlüğün ve Laikliğin Ülkesini Biz Kuracağız!  Cumhuriyeti Kazanacağız!