“Türkiye tarihinin kara bir lekesi: Missouri ve Emperyalizmin İki yüzlülüğü”

5 Nisan 1946. Missouri Zırhlısı’nın İstanbul’u ziyareti, bir taraftan Türkiye’nin siyasi ve iktisadi açıdan Batıya (görece Amerika’ya) entegrasyon sürecine ve Türkiye Tarihinin kara bir lekesine işaret ediyor. Bu anlamda 1940’lı yılların, Türkiye’nin emperyalizmle göbekten bir eklemlenme sürecine girdiği yıllar olarak değerlendirilmesinde bir sakınca yoktur.

  1. Dünya Savaşı’nın ardından tüm dünyada emperyalist hiyerarşinin tekrar tesis edilişi, Türkiye’nin de kapitalist dünyanın bir parçası olarak bu hiyerarşinin içerisinde yer alması ülkede yaşanan dönüşümler açısından tayin edici bir rol oynamıştır. 1946 Nisanında Missouri Zırhlısı’nın İstanbul’u ziyaretiyle birlikte, Türkiye-Amerika yakınlaşması ve entegrasyon süreci gösterişli bir şekilde kamuoyuna da benimsetilmiştir.

Missouri Kararı’na giden süreç

Missouri Savaş Gemisi’nin Türkiye Ziyareti, Amerika’nın Soğuk Savaş başlangıcında gerçekleştirdiği ve önemli sonuçlara yol açan hamlelerden biridir. 1945 yılında Potsdam Konferansı’nda mevcut sorunlar üzerinde bir çözüme ulaşılamamış ve takip eden süreçte SSCB ile İngiltere ve Amerika arasında güvensizliğin artarak devam etmiş olması, Sovyetlere karşı emperyalist saldırganlığın artmasına yol açıyordu. Savaş sonrasında ABD-İngiltere ikilisi savaş yıllarında ortaya çıkan “göstermelik” işbirliğini de bir kenara bırakarak Sovyetlere karşı bir güç gösterisi eğilimi içerisine girmişlerdi. Bu eğilim kısa süre içerisinde Sovyetlerin de dikkatini çekiyordu.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Josef Stalin, 1946 başında işbirliğinden uzaklaşan ABD Yönetiminin Sovyet Hükümeti’ne karşı tavrını sertleştirdiğini saptamıştı. Stalin 9 Şubat’ta yaptığı konuşmada “Dünyanın düşman kamplara bölünmüş olduğunu ve kapitalizm var olduğu sürece savaşların önüne geçilemeyeceğini” ilan ederek ABD’nin sertleşen politikasına aynı sertlikte yanıt vereceğini belirtmişti. Stalin: Churchill’in 5 Mart 1946’da yaptığı “Demirperde” konuşmasına vakit geçirmeden Pravda üzerinden “Churchill bu konuşmasında yalnız değildir, İngiltere’de – Amerika’da dostları var, onlar bana Hitler’i hatırlatıyor… Churchill’ in komünist partilerin güçlenmesinden kaygı duyması doğaldır. Çetin savaş yıllarında Komünistler güvenilir, özverili olduklarını kanıtladılar.” şeklinde cevap vermişti.

Dönemin siyasi konjonktüründe yaşanan gelişmeler üzerine Amerikan Donanma Bakanı Forestal: Orta Doğu’da artan SSCB etkisi ve İran’da yaşanan gelişmeler üzerine ABD’nin Akdeniz’e güçlü bir donanma göndermesi önerisinde bulunmuştu. Bu donanma aynı zamanda ileri tarihlerde karşımıza çıkacak 6. Filo’nun altyapısını oluşturmaktaydı. Akdeniz’de donanma bulundurma önerisi üzerine Truman: 6 Mart 1946’da, 1944 yılı Kasım ayında ölen Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesinin Missouri Savaş Gemisi ile İstanbul’a gönderilmesine karar verdi. Kararın alındığı tarihte ABD’nin SSCB’ye İran için nota vermesi de zırhlının İstanbul Ziyareti ile Amerika’nın bölgedeki çıkarlarının örtüştüğüne dair önemli bir veridir. Esasen bu ziyaretin, ABD’nin Çevreleme Politikaları kapsamında SSCB’ye karşı yapılmış bir güç gösterisi olduğuna şüphe yoktur.

 

Utanç verici bir karşılama, kara bir leke: Missouri Türkiye’de

Missouri’nin İstanbul’a geleceği kararının alınmasıyla, İstanbul’da Amerikan Askerlerini ağırlamak için yoğun ve gösterişli bir çalışma başlatılıyordu. Bu doğrultuda: Zırhlı, Dolmabahçe’ye demirleyeceği için Karaköy’den Beşiktaş’a kadar bütün evler aynı renge boyatılmış, Taksim’de ampullerden bir Missouri maketi yapılmış, Tekel Firması’na Missouri’nin gelişi üzerine aynı isimde özel bir sigara çıkarttırılmış, PTT bu “özel” tarihe on binlerce hatıra pulu bastırmış ve ayrıca Amerikalıları karşılamak için camilerin mahyalarına İngilizce “Hoş geldiniz” ve “Hoş geldin Missouri” yazıları yazılmıştı.

Missouri’nin Ziyaret kararı Türkiye Basını’na çok geniş ölçüde yansımış. Gazeteler Missouri’nin gelişini sevinç çığlıkları ile karşılamış ve manşetlerinde “ABD’nin gerçek bir dost” ve daha da ileri giderek “Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük koruyucusu olduğunu” iddia etmişlerdi. Bunun da ötesinde Missouri’nin geldiği tarihe kadar gazetelerde taksicilerin röportajları çıkıyor, bu röportajlarda “Dost Amerikan askerlerine en iyi şekilde hizmet edileceği ve onlardan hiç para alınmayacağı” yazılıyordu.

İstanbul Valiliği’nin emri ile zabıtalar, tek tek bölgedeki esnafları dolaşarak “Para vermek istemeyen Amerikan Askerleri’nden para istemeyin” şeklinde uyarıyor, dönemin Emniyet Müdürlüğü Amerikan askerlerinin ihtiyaçlarının kolayca karşılanabilmesi ve polis-bekçilerin süreç boyunca Amerikalılara yardımcı olmaları için kurs ve eğitimler veriliyordu. Missouri’nin İstanbul’da kaldığı süre boyunca yankilere her şekilde kolaylık sağlanacak ve asla kötü davranılmayacaktı 1940’lı yıllarda İstanbul’da kullanılan tüm toplu taşıma araçları; Otobüsler, taksiler, dolmuşlar, tramvaylar valiliğin emri ile temizlenmişti.

Valiliğin Missouri hazırlıkları daha da çirkin boyuta ulaşarak, Türkiye’nin birçok noktasında genelevlerdeki kadınların İstanbul’daki genelevlere taşınması sağlandı. İstanbul’daki genelevlerde kadınlar, valiliğin oluşturduğu doktorlar heyeti tarafından sağlık taramalarından geçirilmiş, kadınlara yankileri yeni elbiselerle karşılaması yönünde uyarı yapılmıştı. Missouri Zırhlısı İstanbul’dan ayrılana kadar genelevlere Amerikalılar dışında kimsenin alınmaması yönünde emir verilmiş, beyaza boyanmış duvarların üzerine İngilizce “Hoş geldin denizci” yazılmıştı.

Dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı olan Lütfü Kırdar Amerikalılara verilecek ziyafet için Taksim Belediye Salonu’nda hazırlık yapmaktayken, Ankara’dan gelen kararla Amerikalılar için verilecek ziyaretin Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşmesi daha uygun görülmüş ve ardından hazırlıklar Dolmabahçe Sarayı’nda devam etmişti.

5 Nisan 1946 Cuma günü, Missouri Zırhlısı, ona eşlik eden Providence ve Power zırhlılarıyla birlikte İstanbul’a ulaşmış ve Dolmabahçe Sarayı önüne demirlemişti. Amerikan Zırhlılarının gelişi üzerine İstanbul’da adeta bir seferberlik ilan edilmiş, on binlerce insan Dolmabahçe Sarayı önüne götürülmüştü. Zırhlıdan inen yankiler alkışlarla karşılanmış ve ardından kendileri için düzenlenen ziyafete katılmışlardı fakat o sırada herkesin unuttuğu bir şey vardı. Missouri’nin geliş sebebi olan Münir Ertegün’ün cenazesi bu hengâmede unutulmuş ve defnedilmek üzere sessiz sedasız gemiden çıkarılmıştı.

Yankiler 4 gün İstanbul’da

Yankiler, Missouri’nin Dolmabahçe’ye demirlediği 5 Nisan’dan itibaren 4 gün İstanbul’da kalmışlardı. Neredeyse her gün kör kütük sarhoş olup görevlileri peşinden koşturmuş, gittikleri mekânlarda hesap ödememeyi alışkanlık edinmişlerdi. Toplu taşıma araçlarında ve mekânlarda kadınlara sözlü, fiziki tacizlerde bulunmuşlar, karşı koyan kadınlar ya Amerikalıların fiziki saldırılarına uğramış ya da valilikten emir alan kolluk kuvvetlerinden azar işitmişlerdi.

Yankilerin gelişi üzerine çok vakit geçmeden İstanbul’daki karakollar suçlularla değil, mağdurlarla dolup taşmaya başladı. Tacizci Amerikan askerleri adeta dokunulmaz ilan ediliyorlardı. Karakolları dolduranlar yankilerden şikayetçiydi fakat Amerikalılar ne suç işlerlerse işlesin karakola getirilmeyecekti, emir vardı.

Missouri Zırhlısı 9 Nisan’da İstanbul’da ayrılmış fakat bu gidiş Amerika açısından daha güçlü bir dönüşün başlangıcı olmuştur. Truman Doktrini doğrultusunda 1947 yılında anlaşma imzalanmış, yine 1947 yılı içerisinde Türkiye;  İMF, Dünya Bankası ve Avrupa İktisadi İşbirliği Örgütü’ne üye olmuş, 1950 yılında NATO’ya üyelik doğrultusunda Kuzey Kore’ye savaş ilan ederek emperyalizmle bağını pekiştirmiş ve 1952 yılında NATO üyeliği kabul edilmiştir. NATO’ya üyelikle birlikte 30.000’i aşan Amerikan askeri ilerleyen süreçte Türkiye’ye konuşlandırılmıştı.

Sona Yaklaşırken

Öncesi de dahil olmak üzere, Missouri’nin gelişi sonrası hızlanan süreç esasen Türkiye’nin Batı’ya (görece ABD’ye) ve uluslararası kapitalizmin üst kurumlarına bir eklemlenme süreciydi. Bu süreçle birlikte Türkiye; emperyalist hiyerarşi içerisinde kendi konumlanışını gerçekleştirmiş oluyordu.

Savaş sırasında on binlerce insanın ölümüne yol açmış Missouri Zırhlısı’nın, savaşın ardından barış misyonu üstlenerek Akdeniz Ülkelerini dolaşması ise tarihin bir ironisi değil emperyalizmin ikiyüzlülüğüne açık bir örnekti.

Fakat tüm bunların yanında unutulmaması gereken bir şey de vardı: 1946 Nisan’ında Missouri’yle birlikte Dolmabahçe’den karaya çıkan yankiler, 1968 yılında kendilerini kıble yapıp namaz kılan işbirlikçilerle birlikte karaya çıktıkları Dolmabahçe’den deniz dökülmüştü.

İlgili Haberler