19 Haziran 2018 Salı

Türkiye’de ve Dünyada Yer Altı Edebiyatı


Yalım Aydın
Yalım Aydın
Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Yer altı edebiyatıyla ilgili yapılan araştırmalarda 1900lerin başında yer altı edebiyatı olarak kimlik kazanmaya başladığı görülmektedir. Ama kökenlerine ve etkileyenlerine inilirse 18.yüzyıldaki Gotik Edebiyat bulunacaktır. Gotik Edebiyat’ın yer altı edebiyatı ile ilişkilendirilmesinin temel nedeni ise ikisinin de korku teması üzerinden beslenmesidir denilebilir. Gotik Edebiyatın yanında Sadizmin babası olarak anılan Marquis de Sade de yazdığı pornografik eserlerle yer altı edebiyatının esin kaynaklarından biri olarak kabul edilmekte. Daha sonraki yüzyılda ise Quincey öne çıkmaktadır yer altı seslerinin en yükseği olarak. Tam anlamıyla bir yer altı edebiyatı diyemeyiz belki ama Quincey kendini bir hobo, yani bir nevi beat olarak tanımladığı için, Beat Kuşağı’nın da yer altına etkisi yadsınamayacağı için bu ilişkinin kabul edilmesi gerekir. Bunun yanında Quincey, edebiyat camiasında hatrı sayılır birçok yazara esin kaynağı olmuştur. Bunlardan birkaçı Edgar Allen Poe, Borges, Oscar Wilde, Marcel Proust, Virginia Woolf ve Beat Kuşağı’ndan Burroughs olarak sıralanabilir. Bu isimlerin yanında Bataille adlı Nietszche’ci sosyolog da ‘’Annem’’ adlı öykü kitabında yazdığı erotik ve rahatsız edici hikayelerle yer altı edebiyatına giden yolda önemli duraklardan biri olmuştur. Yakın tarihlerde Türkiye’de ise pek bir şey yoktur. 1900lere bakıldığında Neyzen Tevfik’in yazdıkları yer altı olarak nitelenebilir. Bir de Mehmet Rauf’un yazdığı Bir Zambak Hikayesi adlı kitap vardır yakın tarihlerde. Bunların dışında o tarihlerde ülkemizde bu konuyla ilgili çok fazla girişimde bulunulmamıştır.

 

Yer altı edebiyatının tanımı için bir alıntı yol gösterici olacaktır. Murat Menteş, Kaosa Mütevazi Bir Katkı adlı kitabında yer altı edebiyatının tanımını ‘’yer altı edebiyatı ve dergileri, güneşin altında söylenmemiş sözün kalmadığı sanısının getirdiği arkaya yaslanma eğilimini yadırgayanların karargahıdır’’ demiştir. Aslında bu söz her şeyi açıklamaktadır. Ama devam edelim. Yer altı edebiyatı, otoriteye baş kaldıran bir edebiyat türüdür. Ama bunu herhangi bir politik görüşü destekleyerek değil, politikadan nefret ederek yapmaktadır Çoğunlukla anarşisttir. İrkiltici ve insanlara çirkin gelen şeyleri benimser, içerir. Söz sanatları ve söz oyunlarına yer vermez. Ders verme amacı yoktur. Alt kültürlere öncelik verir. Ve karakterler ağırlıkla dibe batmış kişilerden oluşur. Sarhoşlar, evsizler, uyuşturucu bağımlıları, fahişeler, hastalıklı insanlar. Hoşa gitmeyen şeyler yer alır yani.

 

Türkiye’de yer altı edebiyatı, ilk girişimleri sayılan Neyzen Tevfik ve Mehmet Rauf’tan sonra uzun süre kayda değer bir şey çıkaramamıştır ortaya. 80 Darbesi’nden sonra apolitize olduğu varsayılan gençlik ile birlikte neredeyse bütün büyük çıkışlar gerçekleştirilmiştir. Metin Kaçan, Ağır Roman ile 1990 yılında ülkenin en büyük çıkışlarından birini yapmış, Kanat Güner 1997 yılında Eroin Güncesi diyerek devam ettirmiştir. Bu sıralarda da küçük İskender yavaştan ünleniyor ve şiir kısmında muazzam işler ortaya koyuyordu. Son zamanlardaki en büyük çıkış olarak da Cumhur Orancı’dan Acı Düşler Bulvarı diyebiliriz 2012 yılında. Bunun yanında Hakan Günday da yer altı edebiyatı kapsamına alınabilecek yazarlarımızdan. Sekiz kitabıyla kendisine bu türde yer edinen Hakan Günday, yer altı edebiyatının çoğu temel dinamiğine hakim bir yazar. Yine 2000’lerde Sibel Torunoğlu, Travesti Pinokyo adlı kitabıyla Türk Edebiyatı’nda LGBTİ izlerini taşıyan nadir eserlerden birine sahiptir. Günümüzde ise Emrah Serbes gibi tam yer altı diyemeyeceğimiz ama dışında da tutamayacağımız biri vardır. Popülist olmasıyla bir yer altı edebiyatı yazarı ünvanını çoktan kaybeden bu şahsın son kitabı ortalama bir yer altı edebiyatı olarak nitelendirilebilir.

 

Türkiye Yer Altı Edebiyatı, takdir edileceği üzere dergiler aracılığıyla ilerlemiyor artık. Fanzinlerde kendine yer bulan yazarlar, bu türü öne çıkaracak kişiler olacak ileriki yıllarda. Bunun en büyük örneğini şu sıralar ismini bolca duyduğumuz ve kaliteli bir şair olan Emre Varışlı ile görüyoruz. 6.45 Yayınları’ndan üç kitabı çıkan Emre, yer altı şiir ve anlatım tekniğine son derece aşina çünkü yolu fanzinlerden geçti. Camianın aktif fanzinlerinden Kopya’da birkaç sayı şiirine tanık olduk. Başka yerler de var tabii ki yazdığı.

 

Dünyada yer altı edebiyatı ise daha derin bir konu. Tarihsel sürecinden bahsetmiştik önceden. Beat kuşağı ve kuşağın dışında kalanlardan bahsedeceğiz. Öncelikle Fante. Fante, Bukowski’nin tanrısı. Kendisi Arturo Bandini karakterine hayat vermiş, Toza Sor kitabında da yer altı edebiyatı budur diye adeta bağırmış bir insan. Toza Sor, yer altı edebiyatı değerlendirmelerinde başucu edilmesi gereken bir kitaptır.

 

Hepimiz Bukowski’yi mutlaka duymuşuzdur edebiyatla ucundan kıyısından ilgileniyor veya sosyal medyada bu minvaldeki içerikleri takip ediyorsak. Bukowski, türün en büyük temsilcisidir. Kendisiyle ilgili en büyük tartışmalardan biri Beat Kuşağı’na dahil olup olmadığıdır. Kendisiyle yapılan bir söyleşide ‘’are you beat’’ sorusuna ‘’no i’m beaten’’ diyerek noktayı koymuş olduğunu düşünsem de bazı sığ kişiler sadece yenilmişliğin, kaybetmişliğin beat olmak için yeterli olduğunu söyleyip Bukowski için ‘’beat’’ yakıştırması yapmaktadır hala. Bazı değişik kişiler ise Bukowski ‘’beatlerden daha beatti’’ diyerek ne dediğini anlamamamıza neden oluyor. Burada Bukowski’nin hayatını anlatmayacağım. İlk romanı Postane ve son romanı Pulp olan bir yazar. Altı üstü kırk beş kitabı olan ve hiçbirimize örnek olabilecek bir hayatı olmayan bir kişi. Kendisinin de dediği gibi hayat bir cehennemdir. Hiçbir zaman her şeyin tamamen iyi gittiği düşünülmemelidir o yüzden. Ayrıca kendisini en az kendisi kadar alanında kaliteli olan bir kişi sayesinde kendi dilimizde okuyabiliyoruz. Bu şahıs ise çevirmen Avi Pardo’dan başkası değildir.

 

Palahniuk, yer altı edebiyatı denilince aklımıza gelen bir diğer yazar. Üniversiteden sonra montaj ve tamirat üzerine bir yerde çalıştığında edebi hayatına da bu temalar eşliğinde başlamış. Ayrıca Dövüş Kulübü’nü yazmasının en önemli etkilenimlerini burada edindiğini belirtmiştir. Kendisi halen hayattadır ve Beat Kuşağı’na yakın gözükmesine karşın onlardan biri olmayan yazarlardandır. Kitaplarını Türkiye’de Ayrıntı Yayınları basmıştır. Ölüm Pornosu adlı kitabını çeviren Funda Uncu adlı kişi, Türkiye’de ifadeye çağrılmıştır. ‘’Böyle densiz bir şeyi nasıl çevirirsin’’ gibi bir soruyla da karşılaşan kişidir aynı zamanda Funda Uncu.

 

Burroughs ise Quincey’den etkilenen yazarlardan Beat Kuşağı’na dahil olanı ve Beat Kuşağı’nın temel taşlarından biri. Kerouac ve Ginsberg ile birlikte başlatan yazarlardan biri olarak tanınıyor. Konu olarak yer altı temalarını seçen Burroughs, eşcinsel olduğunu hiç gizlememiş ve eserlerine de bunu yansıtmıştır. Zor ve yer yer mide bulandırabilecek bir anlatımı vardır. Kitaplarından en ünlü olanı Çıplak Şölen’dir ve aynı isimde bir film de vardır. Bütün kitapları Ayrıntı Yayınları’ndan basılmıştır Türkiye’de.

 

Son olarak bir de ‘’Yolda’’ kitabından bahsetmek istiyorum. Dediğim gibi yer altı edebiyatı dünya çapında çok geniş bir kitleye mal olmuş bir tür. Kerouac, bu kitabı yazarak Beat Kuşağı’nı resmen başlatmış ve kuşağın da isim babası olmuş bir adam. Beat Kuşağı, edebiyatıyla öne çıkan bir topluluk ve Türkiye’den Oğuz Atay’ı hem yer altı hem beat kuşağı sayanlar var. Beat olmasına bir lafım yok ama Oğuz Atay, sanatlı dili ve tema seçimleriyle yer altı edebiyatının dışındadır. Sadece toplumdan uzakta olması onu yer altı edebiyatçısı yapmamaktadır ve kendisinin yazdıklarının yer altı edebiyatı kapsamına alınmaması, onun sanatını yüceltmemekte veya baltalamamaktadır.

 

Sonuç olarak, ülkemizde hala ilerleyişini tamamlayamamış, bazı kitlelerce yanlış da anlaşılmış ve anlaşılmaya müsait olan yer altı edebiyatı, tarihi boyunca, toplumda tutunamayanların, hayatlarını yer altında yaşayanların, ötekilerin, aşağılanmışların, hor görülmüşlerin, ayrımcılığa maruz kalmışların sesi olmuş ve sesi olmaya devam edecektir. Yerin altından gelen bu sese kulak vermek gerektiği düşüncesinde olduğumu da belirtmem gerek.