8 Mart Kadınların Hayır Günü

Ülkemiz tarihsel bir dönemeçte. AKP iktidarı 15 yıldır sürdürdüğü gerici saldırılarını başkanlık ile daha ileri taşımayı hedefliyor. Televizyonlarda, sosyal medyada, okullarımızda referandum tartışılıyor. Bir tarafta Haziran Direnişi’nde özgür, laik bir ülke için sokağa dökülenlerin ; diğer tarafta ise ensarcıların, yeni osmanlı hayalleri kuranların olduğunu söylemek mümkün. Tüm bunlar biz kadınlardan bağımsız değil elbette.

 

AKP’nin gerici karakteri doğrudan biz kadınları hedef alıyor. Öyle ki gericilikle bezenmiş kadın düşmanlığı AKP’nin karakteri haline gelmiş durumda. Tayyip Erdoğan denince biz kadınların aklında ağzından çıkan onca kadın düşmanı söylemin yankılanması bundan. Hatta bundan sebeple birçoğumuzun katıldığı ilk eylem o coşkulu gece yürüyüşleri ya da öfkeyle bir araya geldiğimiz kadın cinayeti eylemleri oluyor.

 

AKP gericiliği bize sesimizi kesip evde oturmamızı söylüyor. Çünkü kurmak istedikleri karanlık ülkenin önündeki en büyük engellerden birinin bizim gibi özgürce yaşamak isteyen cesur kadınlar olduğunu biliyorlar. Kadınları güvencesiz, “esnek” çalışmaya mahkum edip bunu “kadının yeri evidir.” diyerek gerekçelendiriyor ve emeğimizi sömürüyorlar. Kürtajı yasaklayıp doğum kontrol yöntemlerine zam yaptıktan sonra üç çocuk yapmamızı söylüyorlar çünkü ucuz iş gücü ve sarayın savaşında yitip gidecek bir gençliğe ihtiyaçları var. Kadınlı erkekli yaşamamıza karışıyorlar çünkü hayallerindeki dindar ve kindar nesil için buna ihtiyaçları var. “Kız” dediğin susar, evde oturur, erkeklerle görüşmez, “usturuplu” giyinir; aksini yaparsa zaten tacizi ya da tecavüzü hak etmiştir, çünkü özgür ve cesur kadınlar onların fıtratında yoktur.

 

Onlar bize başımızı yere eğmemizi, sessiz olmamızı söyledikçe biz daha dik durup daha gür kahkahalar atıyoruz. Onlar bizi tacizi, tecavüzü bir şekilde hak edebileceğimize inandırmaya çalıştıkça biz “Hayır, hayırdır!” diyerek yaşamlarımızı savunuyoruz. Cesaretimizi kırmızılı kadından, Çilem’den, Nevin’den, Havva Ana’dan alıyoruz!

 

Gücümüzün ise her zamankinden daha çok farkındayız. Her yıl daha kalabalık geçen gece yürüyüşlerinin farkındayız. Bunu bildikleri için geçen sene olduğu gibi bu sene de, 8 Mart’ı yasaklamaya çalıştılar, ancak kadınların inadı sayesinde başaramadılar. Geçen sene Kadıköy’de basın açıklaması için dahi izin çıkmamasına rağmen tüm sokakları nasıl doldurduğumuzu hatırlıyoruz. Tecavüzü aklayacak yasanın başarısızlığa uğraması ise yine biz kadınların kararlı direnişi ile gerçekleşti.

 

Bu yıl ise 8 Mart her zamankinden daha da önemli halde. Tecavüzü aklamaya, yaşamımıza müdahala etmeye, bizi susturmaya çalışanlar; “Kadın erkek eşitliği fıtrata ters.” diyenler başkanlıklarını ilan etmek isterken biz kadınların bu yıl 8 Mart’ta yükselteceği “Hayır” sesi çok değerli. Başkanlığın gericiliğin daha fazla yayılması ve kadınlar için daha fazla taciz, tecavüz, şiddet, cinayet demek olduğunu biliyoruz. Başkanlığın eteğimizden rujumuza kadar hayatımıza daha fazla müdahale anlamına geldiğini biliyoruz. Gericiliğin karşısında laikliği, kadın düşmanlığının karşısında kadın dayanışmasını, başkanlığın karşısında hayırı haykırmak için 8 Mart’ta sokakları dolduracağız.

İlgili Haberler