Bize doğru gelen büyük tehlike:Küresel ısınma -1

Son yıllarda gözle görünür şekilde dünyamız değişiyor. Küresel ısınma ve bunun bir sonucu olan iklim değişikliği dünyanın sonunu hazırlıyor. İnsanlık ile bile uçuruma sürükleniyor.
Sanayi devriminden itibaren artan CO2 ve metan gazı dünyamıza zarar veriyor. Canlıların neslini tehdit ediyor. Üstelik bu durumdan Türkiye etkilenmeyecek diyenler çok yanılıyor. Dünya Bankası’nın yaptığı 2009 yılındaki araştırmaya göre Türkiye küresel iklim değişikliğinden etkilenecek olan ülkeler arasında 3.sırada. Akdeniz iklim kuşağı ve dünyamız büyük tehlike altında.
Şimdi dünyamızı tehdit eden küresel ısınmayı biraz daha yakından tanıyalım. Küresel ısınmanın iki nedeni vardır; CO2 ve metan gazı. 1800’li yıllardan bu yana atmosferdeki metan gazı oranı iki katına çıktı. Atmosferdeki CO2 miktarı, metan gazı miktarından 200 kat daha fazla bulunuyor. Bunun nedeni metan gazının istikrarsız bir gaz oluşudur. Ozon ile ilişkiye girince parçalanır ve metan gazı havada yaklaşık 12 yıl kalır. Metanın ısınma etkisi CO2’ye göre 20 kat daha fazla. Ancak CO2’nin daha etkisi daha fazladır. Çünkü metan gazından çok daha uzun süre atmosferde kalır. Aralarındaki ilişki aslında oldukça basit: CO2 miktarı arttıkça sıcaklık artar ve hava ısınır. Son 200 yılda, burada Sanayi Devrimi dönüm noktasıdır ; atmosferdeki CO2 miktarı milyonda 280 parçacıktan 385 parçacığa çıktı. Bu oran dünyanın buzul çağlarından sıcak dönemlere geçtiği miktara eşit.

Hızla artan dünya nüfusu, fosil yakıt kullanımı CO2 miktarını artırdı ve artırmaya devam ediyor. Dünya ülkelerinin bir an önce bu duruma bir çözüm bulması gerek. Çünkü bundan sadece bir kısım insan zarar görmeyecek, tüm canlılar tehlike altında. Acilen bir şeyler yapılması gerekiyor. Ama bunca şeye rağmen neden ülkeler bir çözüm üretmiyorlar? Hatırlarsanız 196 ülkenin ortak imzasının bulunduğu küresel iklim değişikliğine yönelik Paris İklim Anlaşması’ndan Amerika Birleşik Devletleri geçtiğimiz yılda ayrıldı. Aslında bunun nedenini anlamak hiç de zor değil. Küresel ısınmayı yavaşlatıp dünyamızı korumak ve geleceğimizi kurtarmak istiyorsak başta CO2 salınımını azaltmamız gerekiyor. Bunun için fosil yakıt tüketimi durdurulmalı ve yenilenebilir enerji kaynakları aranmalıdır. Ancak eğer bunlar yapılırsa bu dünya ekonomisinin sonunu getirir. Çünkü birçok ülke ekonomisini petrol ve doğal gaz üzerinden döndürüyor.
Paris İklim Anlaşması dünyamız için oldukça önemli. Fakat anlaşmada bazı eksiklikler var ve bu eksiklikler anlaşmayı yok sayma noktasına kadar götürüyor. Ayrıca ülkelerin küresel iklim değişikliğini önemsemediğini gözler önüne seriyor. Anlaşmaya göre her ülke sera gazı salınımını kendisi belirleyecek. Bu da ülkelerin ekonomisini düşünerek hareket etmeye açık kapı bırakıyor. Ayrıca anlaşmanın ülkeler tarafından uygulanmasına yönelik herhangi bir yaptırım yok. Bu da ülkelerin iyi niyetine bırakılmış. Ülkelerin olası bir hükümet değişikliğinde anlaşma feshedilebilir. Örneğin bunu ABD’de gördük. Trump yönetimi Paris İklim Anlaşması’ndan çekildi. Trump’ın seçim vaatleri arasında 100 gün içinde Paris İklim Anlaşması’ndan ayrılacağı yer alıyordu. Nitekim öyle de oldu. Trump anlaşmadan çekilirken ülkenin petrol ve kömür endüstrisinin gelişeceğini savunuyordu. Anlaşmanın adil olmadığını ve anlaşmada kalınırsa sanki halkı önemsiyormuş gibi birçok kişinin işini kaybedeceğini söyledi. Belki de Trump’ın itirafı bu cümlede gizliydi: “ Bizim ihtiyacımız bu değil, kömür madenlerini seviyorum.” Amerika, tarihinde her zaman yapmış olduğu gibi yine kendi çıkarını ve ekonomisini düşündü. Onun için insanlığa, dünyamıza verdiği zarar önemli değildi.
Dünyanın en büyük petrokimya şirketlerinden altısı amerikan menşeili ve amerikan GSYH’ sına katkı yapıyorlar. Bu bağlamda amerikanın fosil yakıtlardan yana tavrının ülkesinin sermayesinin karlılığı kaygısından kaynaklandığını iddia etmek mümkün. Bu durum ABD ile sınırlı değil, Suudi Arabistan gibi geleneksel enerji yatırımlarında ısrar eden ülkelerin de fosil yakıtların terk edilmesinden veya kullanımlarının sınırlandırilmasindan zararlı çıkar.Ancak yenilenebilir enerji kaynakları bulmak ve kullanmak sanıldığı kadar zor değil. Fransa, İsviçre, İtalya rüzgar enerjisi konusunda çok gelişmiş ülkeler. Ve enerjilerinin büyük çoğunluğunu rüzgar santralleri tarafından karşılıyorlar. Tabi rüzgar santrallerinin maliyetinin fazla olması başka birçok ülkenin bu yolu tercih etmeyeceğinin de bir sebebi.

İnsanlar küresel iklim değişikliğinin sonuçlarının ne gibi boyutlara ulaşabileceğini bilmiyorlar ve bu ilk öncelikleri değil. Bu zamana kadar doğa bize bu durumun aslında ne kadar ciddiye alınmasını gösterdi; yaz aylarında artan seller, coğrafi olarak uygun olmayan yerlerde çıkan hortumlar bunun gibi.Bazıları “Geçmişte de küresel iklim değişikliği oldu bugün neden hayatta kalmayalım?” gibi sorular soruyorlar. Bunu tek kelimeyle anlatmak mümkün ancak biraz açıklamak fena olmaz. Küresel ısınma 2 şekilde kendini gösterir: buzul dönemleri ve sıcak dönemler. En son buzul çağı 10.000 yıl önce yaşandı ve binlerce canlı türü yok oldu. Canlıların bir kısmı hayatını kurtardı. Ancak bugün olası bir iklim değişikliğinde bu söz konusu olamaz. Gelişen teknoloji ve insan faaliyetleri yüzünden canlıların göç yolları kapandı. Canlıların geçebileceği, hayatta kalabilecekleri hiçbir yer ve yol yok. Belki de en acısı bilim insanlarının her şeyin farkında olması. 1989 yılında Grönland’a giden biri Amerikalı ikisi Avrupalı üç bilim insanı buzu delmeye başladı ve 24 büyük ısı değişimi evresi buldular. Dünya soğurken değişim genellikle yavaştı ve dünya ısınırken değişimin büyük çoğunluğu 20 yıl içinde gerçekleşti. Bilim insanları başta hızlı değişimin nedenini Kanada’nın kıyılarında bulunan Golf Stream sıcak su akıntısı olduğunu düşündüler ve diğer bölgeleri araştırdılar. Yeni Zelanda, Himalaya buzulları, Venezuella, ABD Kalifornia, Fransa ve Çin’deki mağaraların sarkıtları ve dikitleri araştırıldı. Ancak hiçbiri Grönland’daki kadar kesin sonuçlar vermemekle birlikte hızlı ısı değişimini bir kez daha gösterdi. Bilim insanları ani ısı değişiminin dünya genelinde olduğunu 1990 sonunda biliyorlardı. Ama hiçbir şey yapmadılar. Dünyamızı korumakta çok geciktik ancak bundan sonra bir şeyler yapabiliriz. Bu dünya hepimizin ve insanlığa düşen büyük görevler var. Küresel iklim değişikliği çok yakınımızda ve durmak için zamanımız kalmadı…

İlgili Haberler