Devletten 10 öğrenciye bir yatak

Üniversitelerin ve üniversitelilerin sayısı her geçen yıl artarken yurt imkanları yerinde sayıyor. Öğrencilerin yurt bulamadıkça cemaate ya da TÜRGEV benzeri vakıflarla temas kurmak zorunda kaldığı Türkiye’deki devlet yurtlarında her 10 öğrenciye 1 yatak düşüyor.
Yurt Gazetesi’nden Beril Kaleli’nin haberine göre üniversite sayısı arttı ama 5.5 milyon öğrenci için sadece 420 bin yataklık yurt var. Şehirlerde rant için kazılmadık yer bırakmayan AKP hükümeti, öğrencilerin barınma sorunuyla ilgilenmiyor. Kredi ve Yurtlar Kurumu’na yeterli ödenek ayrılmıyor. Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 milyar 370 milyon liraya mal olan ve en az bin odalı Kaçak Saray’da barınırken üniversiteli gençler başlarını sokacak bir yurt bulmakta zorlanıyor.
10 öğrenciye bir yatak
5.5 milyon üniversiteliden ancak 385 bini devlet yurtlarında yer bulabiliyor. Kabaca devlet yurtlarında 10 öğrenciye bir yatak düşüyor. Öğrencilerin ancak yüzde 8-9’unun yurt ihtiyacı karşılanmış oluyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, geçtiğimiz yıl, öğrencilerin, kredi ve yurtlara olan ihtiyacının 2015 başına kadar tamamen karşılanmış olacağını açıklamıştı. Ancak 2015’in ikinci yarısı geçti ve YURTKUR verilerine göre 163 yeni yurt binasının yapımı sürüyor.
Ödenek ayrılmıyor
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, son yıllarda, sayıları hızla artan devlet ve vakıf üniversitelerine karşın, devletin siyasi önceliği olmadığı için Kredi ve Yurtlar Kurumu bütçelerine yeterince ödenek ayrılmaması nedeniyle öğrencilerin önemli ölçüde yurt problemi yaşadığını söyledi.
TÜRGEV yurtları
Devlet yurtlarının yetersiz kalması nedeniyle açıkta kalan 100 binlerce öğrenci daha önce cemaat yurtlarına, şimdi de Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönettiği Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) veya özel üniversitelerinin eğitim ücretlerini geride bırakan özel yurtlara mecbur bırakılıyor.
TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Akalın, Recep Tayyip Erdoğan’ın “cemaat evlerinden ayrılın” sözlerinin ardından TÜRGEV’e yönelişler olduğunu belirtiyor. Akalın “Bu çağrıyla birlikte olağanüstü bir farkındalık oluştu” diyor. Öğrencilerin devlet yurtlarına değil de TÜRGEV yurtlarına yönlendirilmesiyle vakfın bu konudaki girişimleri paralellik gösteriyor. 1996 yılında, İstanbul Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı olarak kurulan ve 2012 yılında Cemaatle yolların ayrılmasıyla “hizmet alanını” Türkiye çapına yayan (TÜRGEV ) sadece beş yurda sahipken bugün Türkiye’nin dört bir yanında 40’ın üstünde yurt ve misafirhaneye sahip oldu. Kapatılan 17/25 Aralık yolsuzluk dosyalarında hatırı sayılır bir yeri olan TÜRGEV’e ülke genelinde yapılan arazi, yurt ve bina tahsisleri hayli tartışmalı.
KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Başkanı Kamuran Karaca, Yurt’a yaptığı açıklamada yurt ihtiyacının devlet tarafından karşılanması gerektiğini yıllardır her fırsatta dile getirdiklerini belirterek, “Ama siyaseten, cemaatler, tarikatlar, el altından örgütlenmeler ve buradan kaynaklı bir siyasal iktidarın konumunu devlet yurtları yaparak elinden çıkarmak istememesine bağlıyoruz. Yani, yurtlar bilinçli olarak çoğaltılmıyor” diyor.
Karaca, “Cemaat yerine TÜRGEV’in yurt faaliyetlerini yürütmesiyle ilgili yapılanlar zaten açık. AKP iktidarı bilinçli olarak devlet yurtları yapmıyor. Bu konuyu Milli Eğitim Bakanlığı’yla da paylaştık, hükümete de ilettik. Bunu bir siyasi tavır olarak değerlendiriyoruz. Mantar gibi TOKİ binası yapan hükümet neden yurtla ilgili basit bir sorunu çözmüyor? Çünkü siyaseten buradan nemalanıyor. Gençler burada yönlendiriliyor. Esas sebep bu.”
TÜRGEV hilesi
Karaca “Bu süreçte TÜRGEV hilesi devam ediyor. Üniversite kayıt zamanındaki manzaraya dikkat ettiğimizde, kayıt için gelen öğrencileri karşılayan tarikat, cemaat çevreleri var. Bunlar yakın zamana kadar Gülen Cemaati’nin çevreleriydi. AKP-Cemaat çatışmasından sonra bu görevi TÜRGEV’ciler üstlendi. Devletin yurtlarına gitmesi gereken çocuklar bir siyasal anlayışın malzemesi olarak, kendi özel yurtlarına gitmeye zorlanmış oluyor. Yurt bulamayan çocuklar oraya zorunlu olarak gidiyor.” diyor.
Rant alanı
Yurt konusunda bir başka tartışma ise vakıf üniversitelerinin anlaşmalı yurtları. Bu özel yurtların fiyatları eğitim ücretlerini bile geride bırakıyor. Bazı üniversitelerde tek kişilik yurt ücreti 32 bin TL’ye kadar çıkıyor. Aylık oda fiyatları 3 bin 500 TL’yi geçebiliyor.
Havuz medyasında son haftalarda birbiri ardına bu konuda çıkan haberler dikkat çekiyor. Yandaş basın yatırımcıları özel yurt açmaya teşvik ediyor. Nitekim havuz medyasında bu sektörün yatırımcı için karlılığını konu alan haberlere rağmen devletin bu sorunu gözardı etmesi akıllara Kredi ve Yurtlar kurumuna bilerek ödenek ayrılmadığını getiriyor.
Sezgin Tanrıkulu yaptığı açıklamada, “Ortada bir ihtiyaç var. Kamu bu ihtiyacı öncelik olarak görmeyip karşılamıyorsa, mutlaka özel sektör devreye girer. Yurtlar da böylece bir rant alanına dönüşüyor. Kamunun önceliği barınma hakkı olmalıdır. Yeni bir üniversite açıldığı zaman, eğitim öğretim kadrosunun yanında aynı zamanda öğrencilerin barınma konusunun da planlanması lazım” diyor.
Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun mevcut kapasitesi ve önümüzdeki süreçte planladığı yeni yurt binalarının da artan öğrenci sayısına yetmeyeceğini ifade eden Tanrıkulu, “YÖK tarafından bugüne kadar izin verilen vakıf üniversitelerine bir program dahilinde, kendi kapasitelerine yetecek yurt yapımının sağlanması veya öğrenci kapasitelerine göre yapacakları yeni yurt binalarının Kredi ve Yurtlar Kurumu’na tahsis edilmesinin öncelikle sağlanması temel amaç olmalıdır.” diyor.

İlgili Haberler