İBB’den Dünya Engelliler Günü rezaleti: Açlık oyunları

Bir 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü daha geride bıraktık. Türkiye’de ise her geçen gün engelli yurttaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak yerine aksine daha absürt örnekler ile karşılaşıyoruz. İşte bu haber, engelli bir öğrenci ve ailesinin hiç de ”tatlı” olmayan anısıdır.

(Hazal Destina Alarcın/Genç Gazete İstanbul)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) her yıl bu dönem engelli öğrencilere “Kırtasiye yardımı” adı altında 200 lira maddi yardımda bulunuyor. Birçok engelli öğrencinin ailesinin haberi dahi olmadığı bu yardımı almak için istenen bir takım evrakları hazırlamak dışında tek yapmanız gereken İBB Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne gidip evrakları teslim etmek. Hikaye buraya kadar gayet güzel gözüküyor. Ancak kaf dağının bir de ardı var.

Lise çağındaki zihinsel engelli bir öğrencinin ilçe Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) tarafından yönlendirildiği okullar, Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi (eski adıyla İş Okulu). Bu okulların devletten herhangi bir yardım alması mümkün değil, hatta bir çoğu her an kapatılma, birleştirilme tehlikesi altında. Keza bu sene İstanbul’daki bir Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi’ne kayıt yaptıran öğrenciden istenen malzeme listesi, okullardaki öğrenci tuvaletlerinde kullanılacak tuvalet kağıdının dahi devlet tarafından karşılanmadığını kanıtlar nitelikte. Atölyelerde kullanılacak malzemelerden tutun da, sıvı sabuna kadar tüm malzemeler velilerin okul aile birliğine yapacağı bağışlarla karşılanmaya çalışılıyor. Ve bu eksiklerin tamamlanması için gereken bütçe 200 lirayı fazlasıyla aşıyor.

Yardım almak için yaşam mücadelesi veriliyor

Belgelerinizi tamamlayıp aslında yetersiz olan o yardımı almak için yola çıktıysanız, İstanbul’un bir ucunda bulunan Edirnekapı’daki İBB Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne geliyorsunuz. Mahşer yerini andıran kalabalıkta yardımı alabilmesi için bir kişinin ortalama bekleme süresi 3,5-4 saat. Gişelere en yakın gıda malzemesi satan yer 200 metre ötedeki seyyar simitçi. Yani yardımı alabilmek bir çeşit yaşam mücadelesi gerektiriyor. Açlığa, susuzluğa dayanıp, tuvalet gibi ihtiyaçları da gözden çıkaran aileler bu mücadeleden galip çıkıp 4 saatin sonunda yardıma hak kazanıyor.

 

“Bekleyen kişi sayısı 768”

Bankalarda “bekleyen 20 kişi var” fişini umarsızca fırlatıp beklemeye gelemeyen suretler buraya çok uzak. Elimizdeki fişte “Bekleyen kişi sayısı 768” yazıyor, ve bekliyoruz. Ardından kapıya bir minibüs yanaşıyor, “yemek geldi” diyor biri, diğerleri birbirini ezerek oraya koşuyor. Saatlerdir insan muamelesi görmeye alışık olmayan insanlar haliyle yanındakine de insan muamelesi yapmaktan eriniyor. Bedava peynirli sandviç için birbirini ezenler, bilmiyor ki sadece 100 tane getirmişler. Belediye yine yapmış olmak için yapmış bu gösteriyi, çok geçmeden anlayıp içeri geçiyorlar, beklemeye devam. Saat 11:30’da evimizden çıkıp, 13:00’de ulaşabildiğimiz yardım noktasında, gişedeki görevliye kavuşmamız saat 16:30’u buluyor.

“Yahu bu adam bizimle dalga mı geçiyor!”

Aklımıza geçtiğimiz hafta yüksek sosyete ailelerin yönetiminde olduğu Tohum ve Otizm Vakfı’nın Engelliler Günü dolayısıyla Sait Halim Paşa Yalı’sında verdiği yemek geliyor. Aslında zaten bildiğimiz bir şeyi tekrar hatırlıyoruz, engelli veya engelsiz bu memlekette insan muamelesi görmek için önce paranız olması gerekiyor. Tam o sırada salonda bulunan ekranlarda sürekli ordan burdan görüntülerini gözümüze soktukları Cumhurbaşkanı’nın sesi duyuluyor; “bizim milletimiz çile çekmeye alışık.” Arka sıralarda yanında bedensel engelli torunuyla oturan bir amca ise artık dayanamamış olacak  yanındakine dönüp sinirle bağırıyor; “Yahu bu adam bizimle dalga mı geçiyor!”

 

İlgili Haberler