Liberallerin pişkinliği ya da Orhan Pamuk Nazım Hikmet’ten ne anlar?

Boğaziçi üniversitesinde açılan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Akademisinin açılışına, kurumun yaratılmasında büyük emeği olan hocaların dahi görüşü alınmadan davet edilen Orhan Pamuk’u protesto etmemiz liberalleri “aha eziliyoruk” diyerek seslerini yükseltme gafletinde bulunmalarını hayretler içinde izledim. Yeni Yazılar dergisi editörlerinden Akın Art arkadaşımız tartışmayı başka bir boyuta çeken bir yazıyı geçtiğimiz günlerde yayınlanmıştı. Bu yazıyı Akın’a bir katkı olarak görebilirsiniz.

Orhan Pamuk adlı zat-ı muhterem bildiğiniz üzere ABD’de yaşıyor.  Burada yaşamasını açıklamak için ise “Ergenekon” örgütünün kendisini ölümle tehdit ettiğini defalarca dile getirdi. Çok bariz bir şekilde devletin kurumlarının tamamını elinde toplamaya dönük AKP ve Cemaat ortaklığıyla başlatılan ve merkezinde olmasa bile planlama ve onay aşamasında ABD’nin de bulunduğu Ergenekon operasyonunun nasıl bir yalanın üzerine inşa edildiği sanırım bugün herkesçe kabul ediliyordur. İşte bu zat AKP’nin “aman darbe yapacaklar” yalanına böyle ortak oldu. Olmayan bir örgüt onu ölümle tehdit ediyormuşcasına. Yanlış anlaşılmasın Hrant cinayeti sanıklarının tehditlerini yok saymayalım aksine Hrant’ı katleden bu çetenin AKP’nin pis işlerini yapan Alperen Ocakları ekibi olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Orhan Pamuk’un ülkemizi “demokratikleştiren ve bu güzel günlere getiren” AKP ile arasının açılmasını istememiş olmasını ne yazık ki makul karşılamak mümkün değildir herhalde.

Tabi sayın Nobel Ödüllü yazarımızın AKP’nin operasyonlarına desteği sadece bununla sınırlı değil. Büyük “düşünür” Suriye’ye yönelik gerçekleştirilen terör saldırılarının odaklarını eğiterek fiili olarak destek veren AKP iktidarının dış politikasının da bir parçası olmayı tercih etmişti hatırlarsınız. Esad ve ailesine yönelik sonun Kaddafi gibi olur tehdidi aslında açıkça bir taraf ilanıydı. Açıkça bir ülkeye dair dış merkezlerden yönetilen bu saldırının sözcülüğünü yapmaya kalkışarak kamuoyunu manipüle etme çabasını da bir kenara yazarak devam edelim.

Sonra bu zat çıkıp uluslararası gazete ve televizyon kanallarında AKP iktidarı döneminde ülkemizin nasıl ilerlediği nasıl geliştiğine dair utanmadan yalanları arka arkaya diziyor. Mesela bu zat göre Türkiye ekonomisi iyiye gidiyor, askerin gücü azaldığı için demokrasimiz ilerliyor, aslında laiklik tehdit altında değil sokakta içki içiliyor çünkü vs. Bu sığlıkla ülkemizin gelişimini ön gören bir yazar elbette tutuklu gazeteci sayısıyla Dünya birincisi olduğumuzu, işsizliğin tavan yaptığını, polisin sokaklarda destan yazdığı gerçeğini göz ardı edecektir. Çünkü bu olumsuzluklar önemli değil, önemli olan AKP var olsun.

Şimdi kalkıp bu adamın Nazım Hikmetin anısı üzerinden konuşma yapmasını protesto etmememiz nasıl beklenirdi? Bizim için elbette Nazım’ın kişiliği siyasi kişiliği, edebi kişiliği diye ikiye ayrılmıyor. Nazım’a o şiirleri yazdıran da, yaşadığı aşkları dolu dolu yaşamasını sağlayan da hayata ve dünyaya bakış açısıdır.

Kore savaşına asker gönderilmesine karşı çıkan bu anlamıyla emperyalizmin savaş politikasının karşısında barışı savunan Nazım’ı elbette Orhan Pamuk anlatamaz.

Ülkesinde hiç  bir zaman iktidarların değil halkın ve haklının yanında yer alan bu yüzden acı çeken Nazım’ı elbette Orhan Pamuk anlatamaz.

Bugün Liberal hainler tarafından bu mevzunun böylesine büyütülmesinin asıl nedeni ise yıllarca açıktan destek verdikleri AKP’nin kendilerinin anlattığı gibi ülkeyi demokratikleştirmek yerine bir diktatörlüğe doğru götürmüş olmasıdır. Halka anlatacak hiç bir şeyleri kalmayan ve Türkiye siyasetinden bir aktör olarak silinen bu toplamın kendine yeniden yer açmak için FKF’yi vandal , saldırgan olarak tanıtma çabasından başka bir şey değildir bu abartma dalgası. Bizim Orhan Pamuk’un neden Nazım’ı temsil edemeyeceğini işaret ettiğimiz o basın açıklamasında kendisini tehdit etmememize rağmen kendisi bunu bir tehdit olarak algılıyor ve korkuyorsa bu ne yazık ki kendisinin problemidir. Gençliğin soracağı sorulardan yada daha önce yaptıklarını yüzüne çarpacağından korkup kaçan kişiye ve liberal şürekasına son lafımız da Nazım ustadan olsun : “Hiç bir korkuya benzemez, halkını satanın korkusu” .

İlgili Haberler