Onur Yürüyüşü, sosyalistler ve liberalizm öcüsü

[dropcap]D[/dropcap]ün 13. Onur Yürüşü’nü geride bıraktık. Gerici, halk düşmanı iktidarın TOMA’larla gazlarla yurttaşlara saldırdığı bir yürüyüş oldu hepimizin bildiği üzere. Yazının asıl meselesi ise bazı sosyalistlerin Onur Yürüyüşü ile ilgili sıkıntılı tutumları.
Gerici iktidar emekçileri, gençleri, Alevileri olduğu gibi LGBTİ’leri de yakarken; insanlar eşcinsel oldukları için işlerinden atılırken, transseksüel yurttaşlar bedenlerini sermaye yapmak zorunda kalırken bu insanlar sürekli linç edilirken bu eylemler ve bu mücadele bugün daha da önemliyken karşımıza yine hiç şaşırmayacağımız üzere “liberalizm öcüsü” çıkıyor elbette.
Bu eylemlerin ne kadar lümpenleştiği, bu alana liberalizmin hakim olduğu, eylemlerin siyasi olmaktan uzak durduğu, LGBTİ derneklerinin yardım fonları aldığı hatta Türkiye’deki İngiltere büyükelçisinin dahi bu yürüyüşü desteklediği hususunda uyarılar alıyoruz. Sanki tüm bunlardan haberimiz yokmuş gibi.
Mesele de bu zaten! Bu alanda liberalizmin ve kimlik siyasetinin ne kadar hakim olduğunun farkındayız. Ama bunda bizim suçumuz egemenlerin suçundan büyüktür, bunu kabul etmek zorundayız. Onlar her zaman olduğu gibi görevlerini yapıyorlar. Bu kadar haklı bir mücadelenin sosyalizm eksenli olmasındansa kimlik siyaseti eksenli olması onların işine gelecektir elbette ve bunun için ellerinden geleni yapmaları çok normal. Eskiden eşcinselliğin yasadışı olduğu ülkelerde dahi artık eşcinsel evliliklerin yasal olması vs. bundandır. Tabii LGBTİ mücadelesinin de payı var. Her şey bir masanın etrafında oturan birkaç emperyalist tarafından şekillendirilmiyor elbette.
Ancak biz sosyalistler görevimizi ne kadar yerine getirebildik sormamız gereken soru bu. LGBTİ mücadelesinin daha politize olabilmesi için, eylemlerin eşit yurttaşlık, laiklik, AKP karşıtlığı etrafında şekillenebilmesi için yapmamız gerekenleri ne kadar yapabildik? Ya da bu güne kadar yaptığımız ufak tefek şeyler ne kadar gerçek olabildi?
Bunu tartışacağımız ve hayata geçireceğimiz yerde eylemler şöyle liberalizmin etkisinin altında böyle kimlik siyaseti hakim, aha İngiltere büyükelçisi de şunu dedi diye şikayet ettiğimiz sürece en ufak bir taşı olsun yerinden oynatma şansımız yok. Üstümüz kirlenecek diye korktuğumuz sürece kirli olduğundan şikayet ettiğimiz hiçbir şeyi temizleyemeyeceğiz zira.
Bizim, sistem ve onun temsilcisi AKP yüzünden ezildiğini gördüğümüz insanlar ise kendiliğinden sosyalizm diye haykırarak dökülmeyecek sokaklara hiçbir zaman ve aynı şekilde liberalizm de bu alanlara müdahale etmeye çalışmaktan vazgeçmeyecek.
Bu noktada tabloda eksik olan sosyalistlerdir. Tabloya girip bir şeyleri değiştirmeye başlamayan sosyalistlerin ise artık oturdukları yerden tabloyu eleştirme hakkı yoktur. Ne zaman hastalık kapacağım diye uzak durduğumuz boyayı elimize alıp tabloya bir şeyler eklemeye bir şeyler çıkarmaya başlayacağız, işte o zaman eleştirimizi de yaparız.
Biz “Onlar sosyalistlerle yan yana gelmedikçe kazanamayacak.” dedikçe hep birlikte AKP gericiliğinin altında ezileceğiz. Aksini yaptığımızda ise bu memleketin geleceği çok aydınlık, çok güzel. Bu yüzden artık boyayı elimize alma zamanı!

İlgili Haberler