Sermaye, Toplumsal Cinsiyet İlişkisi Üzerine Bir Perspektif: Bir Kadın Grevi

  2006 yılında Antalya Serbest Bölgede Novamed çalışanı ve Petrol-İş üyesi 83 kadın işçi, 1 yıl 2 ay 23 gün süren ve toplu iş sözleşmesiyle sonuçlanan bir greve çıktılar. Geçtiğimiz yaz yayınlanan Bir Kadın Grevi adlı kitabında Feryal Saygılıgil; grevi gerçekleştiren kadınların mücadelesini yakından incelerken, Novamed Grevi üzerinden kadın grevlerinin altında yatan sebepleri tartışıyor ve toplumsal cinsiyet rolleri ile sermayenin çıkarlarının uyumu üzerine bir perspektif sunuyor. Sendikalı oldukları gerekçesiyle işlerinden çıkarılan çoğunluğu kadın 115 Flormar işçisi 14 Mayıs 2018 tarihinden bu yana grevdeyken bu tartışmalar bir kez daha önem kazanıyor.

  Novamed fabrikasında işçilerin örgütlenme çalışmaları grevin başlangıç tarihi olan 26 Eylül 2006 tarihinden iki yıl önce başlıyor. Çalışma saatleri, çorba ve poğaça ile geçiştirilen yemekler, işçilerin sağlıklarıyla ilgili yetersiz önlemler, hamileliğin işten çıkarılma sebebi olması ve hatta sıraya bağlanması gibi sebeplerle örgütlenen kadınlar; bu sebeple daha da büyük bir baskıya maruz kalıyor. Kadınlardan biri bu durumu şu sözlerle anlatıyor: “Beni hep zor pozisyonlara oturtmaya, lavaboya çıkarmamaya başladılar. Kırk kişi için beş tuvalet var. On beş dakika molada yetiştirilemiyordu…” Zehirli solüsyon soludukları için çalışırken taktıkları maskelerin ise, maske altından konuşup örgütlenmemeleri için sendikalaşma süreci başladıktan sonra kaldırılması da röportajlarda belirtiliyor.

  Grev üç yıllık toplu iş sözleşmesi ile sonuçlanırken bu haber gazetelerden “Kadının fenni patronları yendi!” başlıklarıyla duyurulur. Ancak kadınların çalışma saatleri gibi taleplerinde olumlu düzenlemeler olurken kadın olmalarından ötürü karşılaştıkları problemlere dair kayda değer bir ilerleme gerçekleşmez.

  Toplumsal cinsiyet rolleri, sermaye tarafından elde edilen karı artırmak için özellikle neoliberalizm dalgası ile birlikte daha keskin bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Cinsiyetçi iş bölümü ile kadınlar erkeklerden ayrı sektörlerde çalışırken, toplumsal cinsiyet rollerinin etkisiyle kadın işçiler ucuz iş gücünün önemli bir kısmını oluşturur. Bunun sonucu olarak ise, kadınlar iş yerlerinde mevcut sömürünün yanı sıra kadın olmaktan kaynaklı daha farklı sorunlar ile yüzleşirler. Bu da kreş, eşit işe eşit ücret, kadın bedeni üzerindeki denetlemelerin son bulması gibi talepleri doğuruyor ve sonuç olarak son yıllarda dünyada ve ülkemizde yükselen kadın grevleri ortaya çıkıyor.

  Kadın grevlerine daha yakından bakmak için son bir yıldaki grevlerden bazılarına bakmak yararlı olacaktır. Örneğin geçtiğimiz Mart ayında Prettl Endüstri Sistemleri fabrikasında greve çıkan kadınların sözlerine kulak verecek olursak: “Başka fabrikalarda çalışan eşlerimizin daha fazla haklara sahip olduğunu ilerleyen günlerde fark ettik. O yüzden tüm kadınlar hep birlikte toplanıp, istediklerimizi yeni bir sözleşme taslağı haline getirdik ve sendikamız da bunları işverenden talep etti.” (1)

  Aylardır grevde olan Flormar işçileriyle yapılan bu röportajda ise, “Kadın erkek cinsiyet ayrımı yapılıyordu. Mesela bir erkek operatör ile bir kadın operatör aynı işi yapıyor fakat farklı maaş alıyorlardı. Erkek 100 lira daha fazla alıyordu. Sebebini sorduğumuzda “erkek ev geçindiriyor” diyorlardı.” (2) ifadeleri geçiyor.

  Novamed grevini ve Feryal Saygılıgil’in çalışmasını bugün bu kadar güncel ve kritik yapan üç ana etken var. Birincisi; Saygılıgil bu çalışmayla sunduğu toplumsal cinsiyet ve sermaye, neoliberalizm ilişkisine dair perspektif ile kadın grevlerinin altında yatan nesnel sebepleri tartışıyor. Yükselen kadın grevlerini anlayabilmek ve buraya dair politika üretebilmek için bu oldukça değerli ve bizim açımızdan üzerine daha fazla tartışılması gerekilen bir konu. İkincisi, her ne kadar 80 sonrası yükselen ikinci dalga feminizm ile birlikte kadın hareketi emek başlığını çokça tartışsa da, Türkiye’de kadın hareketinin gündemine emek başlığının girmesi Novamed grevi ile gerçekleşmiştir. Bunun kalıcılığını sağlayacak bu gibi çalışmalar ise Türkiye’de kadın hareketi açısından oldukça önemli. Son olarak ise, grevin toplu iş sözleşmesiyle sonuçlanmasına ve birçok talebin elde edilmesine rağmen kadınların kadın olmaktan yaşadığı problemlerin çözülemediğini belirtmiştik. Çalışmada bu nokta, sendikaların kadın komisyonlarının olmamasına ve kadınların taleplerinin pazarlık sürecinde dile getirilmemesine bağlanıyor. Bu eleştiriler de toplumsal cinsiyet rollerini alabildiğine kullanan sermaye karşısında, toplumsal cinsiyet rollerini görmezden gelmeyen ve buraya dair etkili cevap üretebilen bir sınıf hareketi için oldukça yapıcı nitelik taşıyor.

 

1: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-43557084

2: http://uidder.org/flormar_iscileriyle_soylesi.htm

 

İlgili Haberler