Şule Çet Davası’nın üçüncü duruşması görüldü: Çet’in katil ve tecavüz zanlılarının tutukluluk hallerine devam

Ankara-Esra Tokat

Üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüyle ilgili davanın üçüncü duruşması bugün Ankara Adliyesi 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  İki sanığın, “cinayet”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39’ar yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Davanın dördüncü duruşması 16 Ekim Çarşamba günü saat 10.00’a ertelendi.

Duruşma öncesi birçok kadın ve sivil toplum örgütü, Şule Çet davasını yakından takip etmek ve ailesine destek destek olmak için Ankara Adliyesi önünde toplandı. Kadınlar tarafından yapılan basın açıklamasında “ talebiyle Ankara Adliyesi’ndeyiz. İntihar diyerek, parayla sahte bilirkişi raporları düzenleterek cinayeti örtbas etmeye çalışanlara inat davanın takipçisiyiz” denildi.

Duruşma salonuna takım elbisesiyle ve gülerek giren sanık Çağatay Aksu, duruşmayı izleyenlerden büyük tepki topladı. Ardından ilk tanık ve bilirkişi olarak konuşan Mersin Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Kar, “Maktulun anal bölgesinde sıyrık, erkek prostat sıvısı ve erkek tükürüğü bulundu” dedi. Çet’in genital bölgelerinde oluşan yırtık ve yaraların bir yerden atlayarak oluşamayacağını ve bu bölgede tespit edilen prostat sıvısının yeni bir ilişkide oluşacağını belirtti.

“Tırnak altı bölgede rastalanan DNA izleri ancak sert müdahale ya da tırmalama şeklinde meydana gelir”

Kar sonrasında “Tırnak altı bölgede DNA sadece sert mücadele ya da tırmalama şeklinde doku transferiyle olur. Tokalaşma ya da başka bir şekilde geçemez. Anal bölgede bulunan noktasal sıyrıklar düşme ile oluşamaz. Bu ekimozlar ancak o bölgede bir travma oluşması sonucu oluşabilir. İstemli cinsel ilişkilerde bu ekimozlar beklenmemektedir Dünya Sağlık Örgütü’de bunu der. Bu durum yalnızca zorlama ile oluşabilir” açıklamasında bulundu. Ayrıca dinlenme odasında yastıkta ve duvarda şüpheli biyolojik izler var. Bunlar eğer incelenirse önemli deliller bulunabilir diyen Prof. Dr. Hakan Kar, bunu raporunda da belirttiğini ifade etti. Bunun üzerine “Berk Akand ve Çağatay Aksu’da hiç bir çizik yok” diyen sanık avukatlarından İskender Fatih Malkış “Maktulle boğuşma iddia ediliyor ama Berkte de Çağatay’da da ayağından başına kadar bir iz yok ” açıklamasında bulundu.

Cinsel organında bulunan yaralar hakkında “Kabızdan olamaz mı bu yaralar?” sorusunu soran sanık avukatına salondan büyük tepki

Ardından sözü tekrardan alan Prof. Dr. Kar “DNA geçişi için karşı tarafta herhangi bir sıyrık ve kızarıklık olması gerekmez, sadece epidermisin üzerindeki tabaka bile tırnağa geçer ve bu da karşı tarafta herhangi bir iz bıöçrakmayabilir” dedi ve etrafı ekinozlu kırıklar kişiye boynunun canlıyken müdahalede bulunulduğuna işaret olduğunu ve bu kanlı kırıkların yüksekten düşme ile çok nadir oluşabileceğini kaydetti. Ardından sözü alan ve Kar’a “Ekimozlar kabızdan olamaz mı?” sorusunu soran Çağatay Aksu’nun avukatı Levent Erkmen’e salondan büyük tepki geldi.

İkinci tanık olarak dinlenen Şule Çet’in dört yıllık okul arkadaşı Zehra “Şule’nin parası kaldı içeride onu almaya gitti. Şu an intihar deniliyor. Şule’nin yükseklik korkusu vardı. AVM’ye gittiğimizde bile yüksek yerde yiyemezdi” diye belirtti ayrıca herhangi bir intihar eğilimini görmediğini belirten Zehra “Tam tersi 4 yıl boyunca ben onu bir an mutsuz görmedim. Aramızda pollyana derdik ona o kadar mutluydu. Bir kez ağladığını bile görmedim. Ölmeden 10 gün önce ev tuttu duvarlarını bile büyük mutlulukla kendisi boyadı. Ölümünün ertesi günü doğum günüydü plan yapıyorduk nerde kutlayalım diye. Böyle isseden birisi  intihar edemez” dedi.

Sanık Aksu’dan gülünç savunma: Mihriban şarkısını intihara delil olarak gösterdi

Tanık olarak dinlenilen Şule Çet’in arkadaşına soru sormak için söz alan sanık Çağatay Aksu savunmasında Çet’in Twitter’da “Yolun Sonu Görünüyor” ve “Mihriban” şarkısını paylaşmasını “Şule’nin sorunları olduğuna ve intihar etmesine kanıt” olarak sundu. Şule’nin arkadaşı Zehra ise buna yönelik “Bunlar intihar göstergesi olamaz, Şule şiir okuyan bir insandı felsefe ile uğraşırdı bunu hepimiz yapıyoruz her yere yazar çizerdi o” dedi. Aksu ise ardından “Şule hiç mi mutlu şiirler okumamış hep mi hüzünlü şiirler okumuşta o zaman bunları paylaşmış” diye sordu ve bu soru salonda büyük tepkilere neden oldu.

Sanık Aksu’nun adli sicili kalabalık: Uyuşturucu kullanmak, dolandırıcılık yapmak, trafik cezası

Sanık avukatlarından Şule Çet’in transkriptini istediğini hatırlatan avukat Onur Tatar, “Transkript adli sicil kaydıdır. Biz de Çağatay Aksu’nunkine bakalım” dedi: Uyuşturucu kullanımıyla ilgili geçmişte bir tedavisi var, dolandırıcılık ve trafik cezası var. Tutar konuşmasını “Sanık profilinden bahsettik. Bir de tanık profilinde yeni deliller geldi elimize. Davanın ilk savcısı Alev Ersan Albuz, “Sanık vekili avukatlar bana geldiler. Şule Çet’in avukatı Umur Yıldırım ile ilgili ses kaydı dinletmek istediler. Kabul etmedim. İnternetten yayınlayacaklarını söylediler” dedi. Bu veriler 15.05.19 davanın gecesinde bu paylaşıldı internetten. Bu yasadışı bir şekildedir. Biz müdahil vekiliyiz. Bizimle yapılan her şey bu dosya ile ilgilidir. Bunun hukuki ve cezai sorumluluğu ile herkes karşılaşacak. Aleyhimizde hangi şeyler düzenlenmiş olursa olsun biz Şule Çet’i savunmaya devam edeceğiz. Biz bu babanın rahat uyuması için çalışmaya devam edeceğiz. Ve sanık avukatlarına da sesleniyorum “lütfen mahkemeye ettiğiniz yemine sadık kalın!” diyerek sonlandırdı.

“Önce Şule’nin ayakkabısı sonra kendisi atılmış”

Çet’in Avukatları duruşmada bilimsel raporu sundular. Sol ayakkabısının dirseğinin altında kalmasının tek açıklaması olduğunu belirttiler ve  “Şule’den daha hafif bir şeyin hava yoğunluğu göz önüne alındığında Şule’den önce düşme ihtimali yok. Buda gösteriyor ki Şule’den önce ayakkabısı atılmış. Ardından şule atılmış” dediler.

Resimli bilimsel rapor sunumuna devam eden avukatlar serbest düşmede alacağı yerin Şule’nin kendi ivmesi ile 4 metre uzaklaşmasının ihtimali olmadığını bu durumun ancak başkasının onu ivmelendirerek atması sonucu oluşabilecek bir durum olduğunu kaydettiler.

Bilimsel rapor sunumu sonrasında söz alan sanık Çağatay Aksu “Yine bir çizim yine bir show. Ben bıktım anlatmaktan onlar bıkmadı bu senaryodan” diyerek raporu inkar etti. Bilimsel yollarla hazırlanan rapor hakkında “Olmayan bir şey önümüze geliyor, millet galeyana getirildi, 2-3 ay haber olduk. Kendi özel yerlerinde senaryo hazırlıyorlar ” diye yorum yapan Aksu “Ben bu dava sayesinde  doğa üstü güçlerim olduğuna inandım çünkü; birisine dokunmadan tecavüz etmişim, dokunmadan binadan aşağı atmışım, gerçekten öyle bir ivme vermişizki aşağı atmışız nasıl doğa üstü güçlerimiz varsa ayakkabı ve çorabı yan yana düşürmüşüz” diyerek savunmasını yaptı.

Akand’dan delil karartma: Olay günü “Samsung telefon kullanıyordum” dedi, Huawei marka telefon teslim etti

Duruşmada sanık Berk Akand’ın incelenmesi için mahkemeye olay günü kullandığı cep telefonu yerine başka bir cep telefonu sunarak delilleri kararttığı gündeme getirildi. Çet’in avukatları “Birinci celsede el konuldu telefonlarına. Ama o gün kullandığı telefonu vermediler. Berk Akand olay günü samsung kullanıyorum dedi ama teslim edilen huawei marka telefon . Görüyoruz ki burada gizlemek istenilen şeyler var. Deliller karartılmaya çalışılıyor” açıklamasında bulundu.

Avukat Umur Yıldırım Berk Akand’ın ilk celsede “Ben kaçsam tırnağımı bulamazdınız” demesi bile tutukluluğunun devamı kararı için yeterli olduğunu belirtti ve “Bu yüzden dışarda yaşayan kızkardeşlerimiz, eşlerimiz, çocuklarımızın güvenliği için bu iki sanığın tutukluluk hallerinin devamını talep ediyorum” dedi. Avukat Umur Yıldırım’ın talebi mahkemeyi izleyenler tarafından alkışla büyük destek gördü.

Aksu’nun avukatı Levent Erkmense “Şule Çet’e üzülmeyen yoktur, böyle bir ölüme üzülmemek olmaz. Ama öte yanda da iki anne var, iki annenin tek çocuğu var. Onlarda mağdur. Bu iki genç neden 1 yolu aşkın süredir tutuluyor? Suçlular cezasını alsın, suçsuzlarda bir an önce özgür kalsın” dedi.

Sanık avukatı Paşa Büyükkayaer’den bilimsel rapora red: “Böyle 4 metreymiş, metafizik kuralı imiş böyle şeylerle cinayet ispatlanmaz”

Sanık Berk Akand’ın bir diğer avukatı İskender Fatih Balkış, “Şule’nin iki yıllık bir ilişkisi var. baro başkanları, erkek arkadaşına söylemediği gerçeği üzerine yoğunlaşsalar burası değişecek. Benim müvekkilim çıkınca Türkiye’de yaşayabilir mi bilmiyorum. Şule istediği yerde istediği gibi olabilir. Furkan’ın Şule’ye ulaşma çabası var. Bir kızın genital bölgesinde DNA varsa, bunlar uymuyorsa erkek arkadaşına aittir” dedi ve müvekkilinin tahliyesini talep etti. Balkış’ın Şule Çet’in erkek arkadaşına dair söylediği sözlere salondan tepki geldi.

Şule Çet’in katil ve tecavüz zanlılarının tutukluluk hallerine devam

Duruşmaya verilen aradan sonra açıklanan kadarda “Şule Çet’ in psikolojik durumu ile ilgili rapor alınmasına, sanıkların ve Çet’in telefon kayıtlarının çözülmesinin beklenmesine, tanık Lilya T.’nin zorla getirilmesine, duruşmada tanık olarak dinletilen Prof. Dr. Hakan Kar’ın olay yerinde yaptığı incelemede biyolojik lekelerin tespitinin uzman bilir kişilerce incelenmesini, 17.07.2019 günü saat 10.00′ da inceleme yapılarak varsa buna ilişkin örneklerin alınması, alınan örneklerin elverişli olması takdirinde duruşma günü beklenmeksizin rapora eklenmesi ve tutukluların devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 16 Ekim Çarşamba günü saat 10.00’a ertelendi.

 

İlgili Haberler