Üniversite mezunu kadınlarda işsizlik oranı giderek artıyor

Genç Gazete-Ankara

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Türkiye İşgücü Piyasasında Çarpıcı Bulgular: Genç Kadınların İşsizlikle İmtihanı araştırma notunu yayınladı. Raporda, kadın işsiz sayısındaki artışın erkeklere kıyasla çok daha fazla olduğu ifade edildi. Ayrıca üniversite mezunu kadınların işsizlik oranının ise her geçen dönemde arttığı kaydedildi.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nden Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Yrd. Doç. Dr. Gökçe Uysal ve Yazgı Genç’in hazırladığı ‘Üniversite mezunu kadınların işsizlikle imtihanı’ başlıklı araştırma raporu yayımlandı. Raporda HİA (Hanehalkı İşgücü Anketi) verilerinin  2005 – 2017 yılları arasındaki işsizlik oranlarındaki toplumsal cinsiyet farklılıklarının seyrinden yararlanıldı. Raporda, kadın işgücünün erkeklere kıyasla hızla arttığına dikkat çekiliyor. 2015 yılının ikinci yarısında erkeklerin ve kadınların işsizlik oranlarının farklılaştığı, kadın işsizlik oranlarının ise daha hızlı arttığı belirtiliyor. Raporda paylaşılan verilere göre;

Kadın işgücü artarken işsizlik de artıyor

Son 12 yılı kapsayan 2005-2017 dönemi boyunca kadın ve erkek işgücüne katılım oranlarına bakıldığında kadın işgücüne katılım oranlarında erkeklere kıyasla çok daha yüksek artışların yaşandığı görülmektedir. Erkek katılım oranı yüzde 75,0’dan 78,2’ye yükselirken (3,2 yüzde puan), kadın katılım oranı yüzde 25,2’den 37,7’ye yükselmiştir (12,5 yüzde puan). Diğer taraftan, aynı dönemde kadın erkek işsizlik oranları benzer seyirler izlemiş fakat artış ve azalışların büyüklüklerinde yaşanan ciddi ayrışmalar kadın-erkek işsizlik farkının açılmasına neden olmuştur. 2012 itibari ile işsizlik oranlarında gözlenen artış ise kadınlar için çok daha güçlü olmuştur. 2017 itibari ile kadınların işsizlik oranı yüzde 14,4 ile nerdeyse 2009 krizinde görülen seviyeye (yüzde 14,6) ulaşırken, erkek işsizlik oranı ise yüzde 9,6 ile 2009 seviyesinin oldukça  altındadır (yüzde 14,2). Bu gelişmeler doğrultusunda, 2009’da 0,4 yüzde puan olan kadın erkek işsizlik oranlarındaki fark 2017 itibari ile 4,8 yüzde puana yükselmiştir. İşsizlik oranlarındaki bu değişimlerin iki alt kırılımda, eğitim düzeyleri ve yaş grupları itibariyle incelenmesi kadın işsizliğinde 2012 sonrasında gözlemlenen güçlü artışın kaynaklarına dair ipuçları içerebilir.

Okuryazar olmayan her 100 kadından 70’i tarım işkolunda çalışıyor

2005-2017 döneminde kadın ve erkek genel işsizlik oranları arasındaki farkların eğitim düzeyi ile olan ilişkisine bakıldığında; erkeklerde eğitim düzeyleri itibariyle genel işsizlik oranlarında büyük farklar olmadığı gözlemlenirken kadın işsizlik oranlarında büyük farklar dikkat çekmektedir. 2017 işsizlik oranları okuryazar olmayan erkeklerde yüzde 13,7 ile yüksek öğrenimli erkeklerde yüzde 8,7 arasında değişirken, okuryazar olmayan kadınların işsizlik oranı yüzde 4,3 ile genel lise mezunu kadınların işsizlik oranı olan yüzde 21,3 arasında değişmektedir. Okuryazar olmayan kadınlarda işsizlik oranının çok düşük kalmasının nedeni bu kategorideki kadınların büyük çoğunluğunun tarımda istihdam ediliyor olmasıdır. Nitekim kadın istihdamının önemli bir bölümü tarımdadır. Bu oran okuryazar olmayan kadınlar için yüzde 69,7’dir. Diğer bir deyişle, okuryazar olmayan her 100 kadından 70’i tarımdadır. İstihdamdaki kadınların neredeyse yarısını oluşturan lise altı eğitim düzeyine sahip kadınların ise yüzde 42,9’u tarımda çalışmaktadır.

Tüm eğitim seviyelerinde kadın işsizliği erkek işsizliğinden daha yüksek

Son 12 yıllık dönemde (2005-2017), eğitim düzeyleri itibariyle tarım dışı işsizlik oranları cinsiyet ayrımında incelendiğinde bir yandan önemli yapısal özellikler diğer yandan da kadın ve erkek işsizlik oranlarının evriminde dikkat çekici farklılıklar gözlemlenmektedir. Okuryazar olmayanlar dışında kalan tüm eğitim seviyelerinde kadın
işsizliği erkek işsizliğinden daha yüksektir. Kadın işsizliğinde en yüksek oranlar genel ve meslek lise mezunlarında görülürken erkeklerde en yüksek işsizlik oranı uzak ara okuryazar olmayanlar grubundadır. Diğer taraftan, kadın işsizliğinin en düşük olduğu kesim okuryazar olmayanlar iken erkek işsizliğinde en düşük oranlar yüksek öğrenim mezunlarında görülmektedir.

Okuryazar olmayan kadınlar  “insan sağlığı” sektöründe

Rapora göre, okuryazar olmayanlar, işgücü piyasasının çok sınırlı bir alt grubunu oluşturmaktadır. Bu grupta 2017 itibariyle erkek sayısı 138 bin, kadın sayısı da 185 bindir ve bu sayılar hızla erimektedir. Bu işgücü grubunun hem vasıf seviyesi çok düşük hem de daha yaşlı olduğu tahmin edilebilir. Erkekler büyük çoğunlukla geçici işlerde istihdam
ediliyor. Bu koşullarda beklenebileceği gibi erkek işsizlik oranı çok yüksektir. Kadınlarda ise sürpriz bir şekilde yüzde 72 oranında ücretli ve yevmiyeli çalışan olduğu görülmektedir. Ancak bu ücretli kadınların yarısından fazlasının “insan sağlığı” sektöründe (yüzde 55) istihdam edildiği, meslek olarak da “kişisel bakım hizmeti veren elemanlar” mesleğine mensup oldukları (yüzde 58) görülüyor. İşsizlik oranının bu kesimde göreli düşüklüğünün önemli bir nedeninin bu kadınların kamu ücretiyle evde bakım hizmeti vermeleri olduğu tahmin edilmektedir.

Genel lise düzeyinde kadın erkek işsizlik farkı yüksek seviyede

Rapora göre, genel lise düzeyinde kadın erkek işsizlik farkı oldukça yüksek bir seviyede. Başlangıç yılı olan 2005’de işsizlik oranı farkı 13 yüzde puan olup ilk yıllarda azalarak 2008 yılında 9,2 yüzde puana kadar gerilemiş ancak krizle birlikte 11,7 yüzde puana yükselen fark 2017 yılına kadar durağan seyretmiştir. Dönem sonunda kadın-erkek işsizlik oranı farkı 11,9 yüzde puandır. Rapora göre üzerinde durulan önemli bir nokta; lise eğitim düzeyindeki kadınların işgücüne katılım oranlarının da vasıfsız kesime kıyasla daha az artmış olmasıdır.
2005’de yüzde 27,2 olan kadın işgücüne katılım oranı 7,7 yüzde puan artarak 2017’de yüzde 34,9’a yükselmiştir. Bu artışın kaynakları araştırılmalıdır. Lise eğitim düzeyindeki erkek işgücüne katılım
oranında nispeten güçlü bir artış (yüzde 67,3’den 73,5’e) dikkat çekmektedir. Ancak genel lise mezunu kadın işgücündeki yüksek artışın bu eğitim seviyesine sahip erkeklerle olan işsizlik oranı farkının açılmasına neden olmadığını vurgulamak gerekir.

Kadınlarda en yüksek işsizlik oranı meslek lisesi mezunları arasında

Raporda verilen diğer verilere göre, meslek lisesi mezunları arasında kadın-erkek işsizlik farkının geneli lise mezunlarına kıyasla biraz daha yüksek. Rapora göre bu durumun sebeplerinden biri kadınlar arasında en yüksek işsizlik oranının meslek lisesi mezunları arasında olması.
Diğer taraftan, meslek lisesi eğitim düzeyindeki kadınların da işgücüne katılım oranı dönem başlangıcında yüzde 37,7 iken 6,1 artış ile
dönem sonunda yüzde 43,8’e  ulaşmıştır. Ancak meslek lisesi mezunu kadınlarda katılım oranının genel lise mezunlarına kıyasla belirgin ölçüde (yaklaşık 9 yüzde puan) daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu sonuç meslek lisesi eğitiminin genel lise eğitimine kıyasla daha piyasa yönlü vasıf kazandırdığı izlenimini vermektedir. Ancak işsizlik oranları daha düşük değildir. Bu kesimde erkeklerin yüksek işgücü katılım oranlarına sahip oldukları (yüzde 80 üzeri) buna karşılık işsizlik oranlarının genel lise mezunlarına kıyasla belirgin ölçüde düşük olmadığı görülmektedir. Meslek lisesi sayısının azlığından çok piyasa talebine uygun vasıf kazandırmadığı, özellikle kadınlarda, önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Üniversite mezunu kadınlarda işsizlik oranı her geçen yıl artıyor

Raporda, eğitim seviyelerine göre kadın ve erkek işsizlik oranlarında, yükseköğrenim düzeyine bakıldığında, diğer eğitim düzeylerinin aksine, yükseköğrenim mezunu kadınlarda işsizlik oranı belirgin bir artış trendi sergileyerek incelenen dönemde (2005-2017) yüzde 14,2’den 18,6’ya
yükselmiştir. Bu dönemde erkek işsizlik oranının yüzde 9 civarında inişli çıkışlı ama yatay bir seyir izlemesi sonucunda yüksek öğrenim mezunları kesiminde kadın-erkek işsizlik oranı arasındaki fark 6,1 yüzde puandan 9,7 yüzde puana yükselmiştir (Şekil 6). Toplam düzeyde kadın işsizliğinin erkek işsizliğine kıyasla artış eğiliminde olmasının yüksek öğrenimli kadın işsizliğinde yaşanmakta olan artıştan kaynaklandığı açıktır. Diğer taraftan bu kesimin işgücüne katılım oranları incelendiğinde, kadın işgücüne katılım oranının krizden bu yana sadece 1,9 yüzde puan arttığı görülmektedir. Bu artış diğer eğitim seviyelerinde
gerçekleşen artışların oldukça gerisindedir. Raporda, bu eğitim düzeyinde Türkiye ile Yunanistan ve İtalya gibi Avrupa’nın en düşük kadın katılım oranlarına sahip ülkeleri arasında bir fark olmadığı belirtilmekte. Bununla birlikte katılım oranında belirgin bir artış olmaması yüksek öğrenimli kadın işgücünün artmadığı anlamına gelmez. Aksine işgücü piyasasına her yıl yaklaşık 175 bin yüksek öğrenimli kadın katılmaktadır. Yüksek öğrenimli kadınların istihdamının zaman içinde yapısal engellerin dışında ilave güçlüklerle karşılaştıkları anlaşılmaktadır.

Sadece 2017 yılında kadın-erkek işsizlik oranı farkı 12,1’e yükseldi

Raporda verilen bilgilerde, yüksek öğrenimli 20-29 yaş grubu diğer yaş gruplarıyla belirgin ölçüde yüksek bir işsizlik oranına sahiptir. Buna karşılık genç kadınlarda işsizlik oranı erkeklere kıyasla daha başlangıçta oldukça yüksektir. 2005 yılında bu oran kadınlarda yüzde 23,2 erkeklerde yüzde 17,8 olup fark 5,4 yüzde puandır. İzleyen 12  yılda erkek işsizliğinde konjonktür dışı bir artış gözlemlenmezken kadınlarda belirgin bir artış ortaya çıkmış ve 2017 yılına gelindiğinde kadın-erkek işsizlik oranı farkı 12,1 yüzde puana yükselmiştir.

Kadın işsizliğinde artışın kaynağı yüksek öğrenimliler

Erkeklere kıyasla kadın işsiz sayısında yüksek artış çok büyük ölçüde yüksek öğretim diplomalı kadınlardan kaynaklanıyor. İlk dönemde yüksek öğretimli kadın işsiz sayısı yılda ortalama yaklaşık 100 bin artarken erkek işsiz sayısı artışı 48 binle sınırlı kalıyor. İkinci dönemde ise yüksek öğrenimli erkek işsiz sayısı yılda ortalama 6 bin kadar azalırken kadın işsiz sayısı artmaya (ortalama 37 bin) devam ediyor. Ocak 2014’ten Aralık 2015’e (yaklaşık iki yılda) yüksek öğrenimli erkek işgücü 620 bin artarken, aynı eğitim seviyesine sahip kadın işgücü ise 545 bin artıyor. Buna karşılık, yıllık ortalama itibariyle kadın işsiz sayısının erkeklere kıyasla belirgin ölçüde daha fazla arttığını göze alırsak işe alımlarda kadınların ayrımcılığa uğradıkları düşünülebilir. Bu muhtemel ayırımcılığın nedenleri geçmişten bugüne geçerli olan geleneksel etkenler olduğu gibi son dönemde ücretli kadınlara verilen uzatılan doğum izinleri gibi imtiyazların da etkilerini göstermeye başladığı düşünülebilir.

İlgili Haberler