Valiyi boykota katmak

İstanbul ve Ankara’da bugün okullar tatil. Pencereden dışarı baktığımda “yoğun kar yağışı” gerekçesine itiraz etmek için herhangi bir neden göremiyorum.

Peki, aynı valilikler, cuma günü de benzer bir karar alırsa? O zaman iş değişir. Tartışma yapılabilir.

Böyle bir karar alınırsa İzmir valisinin dışarıda kalacağını ise hiç sanmıyorum. Belki İzmir’de kar yağmayacak ama, boykot korkusu İzmir’in idari sınırlarının dışında da kalmayacak.

Hazır İzmir valisi gündeme gelmişken meşhur genelgeyi de unutmayalım. O genelge ki, Birleşik Haziran Hareketi’nin bileşenlerini ve AKP karşıtı olduğunu büyük bir istihbaratçılık örneği ile şıp diye saptamış, FKF’nin de içinde olduğu gençlik örgütlerine “terör örgütlerine müzahir” sıfatını uygun görmüş.

Terör derken biraz eşeleyelim eğitimdeki son durumu. Ortada açık bir mantık terörü olduğunu görmemek imkansız.
Liselerdeki müdürler arasındaki din hocalarının oranı ile toplam öğretmen sayısı arasında mutlak bir orantısızlık mevcut. Mantık terörü burada başlıyor.

Normal bir ülkede, bu orantısızlığın kendiliğinden oluşamayacağı ve bir meslek alanına ilişkin kayırma olduğu saptanır ve üzerine gidilir. Orantısızlık, gerçek öğretmenler lehine düzeltilir[1].

Mantık terörü devreye girince, yanıt tersinden din derslerinin ve din hocalarının ağırlığının artırılması üzerine kuruluyor. Öğretmen atamaları uzunca bir süredir bu mantığa göre yapılıyor.

Ataması yapılmayan öğretmenlerin mücadelesi zaman zaman gündeme gelse de, dinsiz yaftasına ilişkin duyulan korku bu mantık terörünün açıkça karşıya alınmasını engelliyor. Laikliğin gerçek bir eğitimci için hayat kaygısı ile eşanlamlı olduğu unutuluyor.

Mücadele olmazsa saldırılar da durmaz. İktidar durmuyor, mantık terörü işliyor. Din derslerinin ağırlığı, farklı isimler altında artırılıyor. Söylenilen onca saçma gerekçeye inanmamız, oturup bir sonraki saldırıyı beklememiz isteniyor.

Kayıp trilyoncu adına yapılan anma haftası, okullara gönderilen Osmanlıca genelge de aynı doğrultuyu işaret ediyor: Mücadele edin ya da çok daha fazlası geliyor, gelecek!

Bizim ilk yanıtımız ise boykot.

Cuma gerçekleştirilecek boykotun temel gerekçesi laik ve bilimsel eğitim talebi. Boykot kararı, son MEB şurasında zorunlu din derslerinin ağırlığının artırılması kararı, haremlik selamlık eğitim arayışı ve Osmanlıca dayatması üzerine geldi.

Ortada olanın gericileştirme çabası olduğunu, gençliği kapsayamayan AKP’nin eğitime saldırmasının nedeninin de burada aranması gerektiğini daha önce bu köşede yazdık[2]. Müdahaleye mücadele ile karşılık vereceğimizi de…

Gericiliğin yalnızca ilk ve orta öğretimin değil tüm Türkiye’nin gündemi olduğu açık. Laik ve bilimsel eğitim talebi de benzer bir biçimde yalnızca velilerin değil üniversitelilerin de gündemi.

Galatasaray üniversitesinin polis sevici rektörü, İstanbul Üniversitesi’nde görev yapan Tayyip’in Yunus’u, sayılabilecek çokça örnekten ilk akla gelenleri. Bu yüzden üniversiteliler de ilk ve orta öğretim boykotuna açıktan destek vermekle kalmıyor, bizzat örgütlenmesine katılıyorlar.

Öğrencisi, velisi, vatandaşı hep birlikte laiklik için daha güçlü bir mücadelenin ilk adımını atıyoruz.
Mantık terörü dedik. Bunun doğal sonucu, güçlü bir boykotun iktidarı korkutması, okulların hava “muhalefeti” nedeni ile Cuma günü de tatil edilmesidir. Bakarsınız meteoroloji tahminleri ile bile oynarlar.

AKP’den kurtulmak isteyenler için Hakan Fidan tartışmasından daha eğlenceli olacağı açık.

Haydi boykota…

[divider]

[1] “Gerçek” sıfatını bilinçli olarak kullanıyoruz. Asli görevi insanlara boyun eğmeyi öğretmek ve iktidarın gerici anlayışına uygun bir nesil yaratmak olan bürokratlar öğretmen olarak tanımlanamaz. Tanımlanmamalıdır.
[2] https://gencgazete.org/taktik-degisikligi-en-iyi-savunma-saldiridir/

*Kapak fotoğrafı: Zafer Çimen

İlgili Haberler