Yolumuzu aydınlatan bilgeler: Tanilli&Tanör ve Serozan

Kanun Hükmünde Kararnameler ile akademisyenlerin öğrencilerinden ve okullarından uzaklaştırılması üzerinden tam olarak 2 yıl geçti. Geriye ise hukuka dayanmayan keyfi bir şekilde yönetilen bir Türkiye kaldı. 1970’lerde başlayan üniversitelere yönelik saldırılar, beraberinde gelen Yükseköğretim Kurulu’nun kurulması, barış imzacısı olan akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırılması, Kanun Hükmünde Kararnameler ile akademisyenlerin ihraç edilmesiyle başlayan ve devam eden bu süreç bugün, akademinin tamamen içinin boşaltılması, ilerici ve modern eğitimden uzaklaşılması ile tamamlanmıştır. Geriye ise öğrencilerine miras bırakan hocalarımızın mücadeleleri ve düşünceleri kalmıştır. Server Tanilli ve Bülent Tanör bu bağlamda büyük bir mirasçı sayılırken 6 Kasım’da kaybettiğimiz hocamız Profesör Doktor Rona Serozan’da şüphesiz bu mirasçılar arasındadır. Bilim, bilimsel düşünce, akıl, hukukun toplumsallaşması başlıkları ise Tanilli/Tanör ve Serozan’ın her nesle bıraktığı miras olmaya devam etmektedir.

Bilinmektedir ki bizlere bıraktıkları bu miras, kolay kazanılmamıştır. ‘Çağıma ve toplumuna karşı görevini yerine getirmiş bir hocanın huzuru içindeyim şu anda. Yazdıklarım, yazılması gereken şeylerdi. Bugün yazmaya kalksam -en azından- gene aynı şeyleri yazardım. Hiçbiri hakkında, en ufak bir pişmanlık duymuyorum. Kalemimden çıkmış her cümlenin -cümle ne demek- her kelimenin ve hecenin altında, entelektüel şeref ve haysiyetim yatmaktadır. İnsanım, hayatta dönebileceğim şeyler olabilir. Ama entelektüel şeref ve haysiyetimden -ölüm pahasına olsa da- dönemem.’ diyor Tanilli komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanırken. Daha sonra ise 7 Nisan günü evinin önündeki faşist saldırı sonucu felç kaldı. Ancak hem kitabı ‘Uygarlık Tarihi’ hem de fikirleri öğrencilere bir yol haritası olmaya devam etti. Çünkü biliniyordu ki uğradığı faşist saldırı Server Tanilli’yi bilimsel eğitimden, toplumsal olan hukuktan onu koparmayacak ve de mücadeleden yıldırmayacaktı. Çok geçmeden Uygarlık Tarihi kitabı ile Tüm Öğretim Üyeleri Derneği’nin (TÜMOD) verdiği Toplumsal Bilimler Ödülü’nü kazandı. Ancak dönemin rejimi tarafından, öğrencilerine laik bir eğitim sunduğu için Server Tanilli her zaman tehlikeli bir akademisyen olarak görülmeye devam edecekti.

Ancak o dönem tehlikeli görülen akademisyen yalnızca Server Tanilli değildi. Tehlikeli görülen bir diğer kişi ise akademik hayatından uzaklaştırılan, yakın arkadaşı Bülent Tanör’dü. Bülent Tanör, 12 Mart, 12 Eylül ve 1402 sayılı sıkıyönetim yasası dönemi olmak üzere üç kez görevinden uzaklaştırıldı ve öğrencilerine 22 kitap, sayısız makale ve insan hakları üzerine büyük bir mücadele bıraktı. Üniversite içerisinde yarattığı cüretkâr tavrı ve cesareti ise her üniversite nesline örnek olmaya devam etmektedir. Geçtiğimiz yıllarda Tanilli ve Tanör’ü anarken; bu sene, Medeni Hukuk’un yalnızca özel mülkiyet kavramından ibaret olmadığını gösteren ve 6 Kasım’da kaybettiğimiz Serozan hocamızı da anıyoruz. Bize o yıllardan bugünlere dek laik ve bilimsel eğitimi sunan ve bu eğitim önündeki engelleri eleştirirken uğradıkları haksızlıklar ve saldırılarla birlikte yeniden anıyoruz. Bugün cumhuriyete, cumhuriyetin kazanımlarına, eğitime, bilime, ilerici akademisyenlerin Kanun Hükmünde Kararname ile atılmasına sebebiyet verenlere, üniversitelerimize saldıranlara karşı Tanilli/Tanör ve Serozan’ın bizlere açtığı yoldan karşı çıkıyoruz. Üniversite öğrencileri, olarak 30 Kasım Cuma günü 18:30’da Mimarlar Odası’nda düzenlediğimiz Tanilli/Tanör ve Serozan’ın izinde üniversitelerimize sahip çıkıyoruz. Gelin, üniversitelerimize sahip çıkalım. Üniversitelerimizin laik ve bilimsel eğitimden kopmaması için kararlılıkla mücadeleye devam ediyoruz.

“Bilim insanı gerçeklerin, doğruların tarafını tutar. Ben daima doğrudan, gerçekten yanayım. ” Server Tanilli

İlgili Haberler